26. uluslararası film festivali'nde izlenebilecek olan yeni ferzan özpetek filmi. açılış filmi olacakmış bir de.
ferzan özpetek'in 23 şubatta gösterime girecek, "satürn ters gidince" diye çevrilmiş ve ayrica hrant dink'e adanmıştır.filmde sezen aksu'nun 'bitmemiş tango' ve nil karaibrahimgil'in 'pırlanta' ve sophia loren'in söylediği 'zoobe zoobe zoo' adlı şarkı da bulunuyor.
lütfi kırdar kongre ve sergi sarayında düzenlenen,
yirmi altıncı uluslararası istanbul film festivali açılış gecesinde türkiye galası yapılan filmdir.. film türkiye'de
bir ömür yetmez adıyla gösterilmektedir..
filmde
ferzan özpetek'in vazgeçilmez oyuncusu
serra yılmaz'ın yanısıra, daha önce yönetmenin cahil periler
* filminden de tanıdığımız
stefano accorsi, ambra angiolini, milena vukotic,
pierfrancisco favino,
margherita buy gibi isimler de oynamakta..
bu filmin açılış programına alınması ile birlikte, 26 senedir düzenlenen uluslararası istanbul film festivalinin galası ilk kez bir türk yönetmenin filmiyle yapılmış oldu.. filmle ilgili ilginç bir diğer nokta ise uzun süredir ortalarda görünmeyen ambra angiolinin bu filmle yıldızının tekrar parlamasıdır.. ambra angiolini, filmde rol almasının akabinde italya'da birçok dergiye kapak olmuş, birçok röportaj talebinde bulunulmuş kısacası tekrar yıldızı parlamıştır..
"bugün varız yarın yokuz" ana temalı film. müzikleri ayrı bir güzel zaten. konusu biten aşklar ama nokta konulamayan ilişkiler üzerine. tabi ki yine gay'lik var.
------ birazcık
spoiler------
filmin konusunun, sonunun ve de hedefinin eksik bırakıldığı film.. duygusuz olduğum söylenebilir, ancak lorenzo'nun beyin kanamasından sonra artık bu film iyice türk filmi oldu diye sesli bir şekilde söylendiğim oldu. filmin vermesi muhtemel diğer bir ders ise, `mal mal gülen insanlarda gizli değil alenen ibnelik vardır` tezi olabilir, davide arkadaşımızın kanıtladığı gibi..
bağımsız bir film olmasına rağmen iyi bir film gibi lanse edilmesinden dolayı filmin reklam ekibine teşekkürlerimi sunar, verdiğim parayı bir borç bilirim
*
------ end of birazcık
spoiler------
ferzan özpetek filmi olduğu için gözüm kapalı gittiğim lakin diğer filmleri kadar beni etkileyememiş film. stefano accorsi'yi cahil periler'le tandık sevdik diğer filmlerini merak ettik. burdaki oyunculuğu da iyi keza. ama ben sevemedim naçizane yorumum budur.
filmden çıktığımda yüzümde bir sıkıntı ifadesi varmış. bunu söyleyen arkadaşımda da vardı aynı ifade. beğenmedik, hatta izlerken sıkıldık. sonra, filmin güzel olduğunu söyleyen bir arkadaşıma -beğenmedim ben- deyince, ferzan özpetek i sevmekle, ona alışmakla ilgili olduğunu söyledi. demek ki biz o kitleden değiliz.
üzerinden birkaç gün geçince "aslında güzel olmuş" cümlesini kurabildiğim film ama bu ılımlı tavrımın nedeninin sadece bir türk'ün elinden çıkması olması da kötü bir şey olsa gerek. bildiğimiz vasat festival filmlerinden biri bir ömür yetmez. olay değil karakterler üzerinde durmaya konsantre olmuş bir film için analizler olmaması gereken düzeyde yüzeyseldi. eşcinselliğin bu kadar normalmiş gibi gösterilmesi bir yana lorenzo'yla davide'nin sevişme sahnesine kısa da olsa gerek yokmuş. ama özellikle bazı diyaloglar, arkadaşlarının lorenzo'yu öldükten sonra hastanede görmeye gittikleri sahneye hareketli müzik eşliği ve mütemadiyen uçan bağyanın merdivenlerde kalması hayallere dalması çelişkisi pek hoş sahnelerden hatırladıklarım. bir de müzikler var ki insan onlar da olmasa diyor. neffa'dan
passione, gabriella ferri'den
remedios, carmen consoli'den
je suis venu te dire que je m'en vais ve ışın karaca'dan
bitmemiş tango seçimleri acayip başarılı olmakla beraber bir tek
pırlanta şarkısı hem filme hem sahneye en azından bana göre çok zorlama olmuş daha doğrusu olmamış. çokça artısı ve çokça eksisinin olması sonuçta insanı şiddetle savunacağı bir beğeniye veya tam aksine ulaştırmıyor bu nedenle. yada benim tarzım değildi diyeyim beğenenlere ayıp olmasın.
(gaia, 22.04.2007 01:08 ~ 01:10)
bir ömür yetmez türkçede karşı satürn ya da satürn karşıya geçince gibi anlamlara gelen,
26.uluslararası istanbul film festivalinin açılış filmi.
karşı pencere ya da cahil periler tadında,hoş bir film.yine o bildiğimiz mutfak teması,aşk,aldatma,eşcinsellik,ölüm, dostluklar vs. hepsi muhteşem müziklerle bezenmiş bir ferzan özpetek klasiği.hele de
carmen consoli nin
fidarmi della tue carezze si çaldığı sahneye pek bi yekışmış.senaryoda göze en çok batan saçmalık ise bir italyanın sorduğu
"yabancı mısınız?" sorusuna verilen "hayır,türküm." yanıtı.(neval karakteri)
davidé karakterine bayıldım en çok.herhalde sevgilisi ölen bir insan bu cümleyle anlatabilir her şeyi.
"o yokken var olmanın ne demek olduğunu bilmiyorsun!"
(sophie, 26.05.2007 19:06 ~ 19:08)
müzikleriyle ve hikayesiyle çok etkileyici bir film.film icabı da olsa lorenzo rolündeki çocuğu eşcinsel olarak izlemeye dayanamadığımız film.
(ceyus, 10.10.2007 01:07)
neffa- passione şarkısını bir dinleyim derim, he remedios u da unutmayalım.
serra yılmaz ile bir başka karakter arasında geçen diyalogdan:
adam: yabancı mısın?
serra: yooo, türküm.
eğer ilk kez bir ferzan özpetek filmi izliyorsanız muhteşem diyebileceğiniz ama eğer diğer filmlerini de izlediyseniz, klasik bir ferzan özpetek filmi olmuş ama cahil periler daha güzeldi diyebileceğiniz bir ferzan özpetek filmi... ama mesela benim gibi muhteşem klasik bir ferzan özpetek filmi de diyebilirsiniz...
müzikleri güzel olan, düzeltiyorum çok çok güzel olan ama bir o kadar da hikayesi berbat olan bir
ferzan özpetek filmi. işlediği tema güzel fakat hikaye berbat. aynı konu farklı karakterlere uyarlanmış olsaymış şahsımca çok daha seyredilebilir bir film olacakmış.
bir dizinin final bölümüymüş ya da televizyon filmiymiş gibi bir havası olan, kanımca son derece başarısız film.
efendim bir kere, sevgili senaristimiz sayısı pek bol olan karakterleri zahmet edip de tanıtma gereği duymuyor. sanki biz de yıllardır o arkadaş grubunun içindeymişiz gibi balıklama dalıyoruz mevzuya. benim gibi hafızası biraz zayıf biriyseniz zaten ilk yarım saat şunun adı neydi, bunun adı neydi demekle geçiyor. erkek karakterler ilk bakışta fazlaca birbirine benzediğinden insan haliyle hepsini birbirine karıştırıyor.
sıradan insanların dostlukları anlatılıyor filmde. ancak sıradan insanlar üzerinden bir sürü şey anlatabilen filmlere inat, bu film bize kendi çevremizde göremediğimiz, ilk bakışta fark edemediğimiz hiçbir şeyi göstermiyor.
birkaç diyalog, lorenzo'ya hastanedeki veda sahnesi ve bir iki şarkı dışında hiçbir şey yok bu filmde. bir de lorenzo'nun sevgilisini oynayan abi hoş biraz. o kadar.
yani eğer dvd'sini almak gibi bir hata yaptıysanız en azından sonuna kadar izleyeceğim diye kasmayın kendinizi. gidin o her fırsatta aşağıladığımız hollywood filmlerinin en dandiğini izleyin, bundan iyidir. en azından bir şey anlatacağım diye çabalıyor adamlar.
lorenzo nun beyin kanaması geçirmeye başladığı anda oturdukları yerin ışığının rengini değiştirmeyi düşünmesi hayatla ilgili çok önemli bir şey söyler. o kadar önemli ve doğru ki ne olduğunu bilmiyorum. ya da biliyorum ama idrak edemedim. bilsem şu anda bunları yazıyor olmaz, denize giriyor ya da sevişiyor olurdum.
-----biraz spoiler----
iki günüdür en az bu başlık içine bakıp bişeyler yazmaya çalışsamda bugün cesaret edebiliyorum. tek kelime ile mükemmel bir
ferzan özpetek filmi. lorenzonun ölümünün ardından hep birlikte morga gidişleri ve robertanın geride kalıp dönüp baktığında aklında kurduğu sahneyi görmesi güzel düşünülmüştür. samimi sıcak cahil periler deki gibi arkadaşlık ve dostuk bağları kuvvetli grubun bulunduğu, aşkın ve daima birlikteliğin mümkün olmasada birilerini kaybetmenin acısını tekrar hatırlatan bir film olmuştur. müzikleri ile beraber çok güzel oturmuş fakat
nil'in
pırlanta parçası biraz sırımıştır.
-----biraz spoiler----
(partizane, 29.04.2009 02:50 ~ 06.05.2009 01:51)