satranç, tahta üstünde oynanan pek çok oyun gibi ilk önce doğuda oynanmaya başlamıştır..ilk satranç taşlarının neye benzediği bilinmediğinden, ayrıca orta asya ve uzak-doğu asya'da yeterli ölçüde kazılar yapılamadığından bilebildiğimiz en eski satranç belgeleri m.ö. 5. yy'a aittir..arap tüccarlarla batıya taşınan satrancın orta çağda, özellikle 11.yy'dan 16.yy'a kadar türkler ve araplar tarafından iyi oynandığı bilinmektedir..
satranç insan beyni için eşsiz bir egzersiz olduğu gibi insansın kendi kaderini şans denen hususu hiç hesaba katmadan, kendi elleri ile çizebileceğinin bir kanıtıdır.
stefan zweig'ın eseri. orjinal adı die schachnovelle'dir.
avrupadan amerikaya gitmekte olan bir gemide dünya satranç şampiyonu mirko czentovic bulunmaktadır. teksaslı bir milyoner czentovic ile bir maç yapmaktadır. ilk oyunu czentovic kazanır ikinci oyun sırasında dr.b adlı bir avusturyalı göçmen oyuna karışır ve czentovic'i beraberliğe zorlar. tüm gemi ayağa kalkar. bunun üzerine teksaslı milyoner dr.b ile czentovic arasında bir maç ayarlar... bu maç sonucu dr.b'nin gizemi de ortaya çıkacaktır...
alman sürgün edebiyatının en önemli eserlerinden biridir, herkesin okuması ve üstüne satranç oynaması tavsiye edilir.
satranç son derece düşünce gerektiren bir zeka oyunudur. amaç karşı tarafın şahını ele geçirip mat etmektir. bunun için ilk önce piyonlar öne sürülür. her taşın hamlesi farklıdır. bu oyunda dama gibi taşlar birbirinin üzerinden atlayarak alınmaz. aksine alınan taşın yerine konur yeni taş. satranç taşlarının hamleleri şöyledir:
-piyonlar:düz,birer birer gider fakat çapraz alır.oyunun başında iki kare oynayabilir.
-at:büyük "l" harfi çizecek şekilde gider ve aynı şekilde alır.
-fil:devamlı çapraz gider ve çapraz alır.
-kale:düz gider fakat önü açık olduğu sürece birçok kare atlayıp gidebilir.
-vezir:şahtan sonra en önemli taştır.kalşede olduğu gibi önü açık olduğu sürece gidebilir fakat tek farkı vezir yalnız düz değil çapraz da gidebilir.
-şah:en önemli taştır.mümkün olduğunca korunması gerekir.düz ve çapraz olmak üzere birer birer gider.şahı karşı taraf ele geçirirse mat olur ve oyun sona erer.
son derece dikkat gerektirir. turnuvalarında da görüldüğü üzere saatlerce süren bir oyundur.
oyuncularının belli bir süre sonra kitaplara yönelmesini (açılış ezberlemelerini, öss çalışır gibi satranç çalışmalarını )görmemle oyuna olan saygımı kısmen kaybettiğim, oynarken fisher saati 1dk + 20s tercih ettiğim, masaüstü stateji oyunu. oyunculuk 4 kademeden başlar diyebiliriz 1.kademe hamleleri öğrenmek, 2. kademe kendi kendine strateji geliştirmeye başlamak, 3.açılış ezberleyerek bazı oyun felsefelerini öğrenmek, 4. bu felsefeleri derleyerek karıştırıp kendi oyun sistemini geliştirmek. oyunculara federasyon 9 resmi maç yapmaları halinde ukd isminde puan verirler. bu puanın adı uluslarası 9 maç yapmaları halinde elo ya döner. zeka da ister ama çoğu zaman tecrübe ve çalışma öne çıkar. sıfır şans olması gerçekten oyunun kalitesini artırır zeka ve strateji faktörünü öne çıkarır ancak malesef oyunun heyecanını düşürüyor. biraz da şans olsun derseniz mtg (magic the gathering) tavsiyemdir
"piyon satrancın ruhudur." philidor
her taşın ayrı bir özelliği olduğu ve sabır,zeka,cesaret üçgeninde oynanan mükemmel bir beyin çalışması.
not: az bilseniz de bir satranç turnuvasına katılın.
satranç yapısı gereği farklı özelliklere sahip taşları stratejik olarak bir arada ilerletebilme yeteneği gerektirir.
taşlarla birlikte düşünebilen zihinler için
-çok karakterliliktir
-sınırlılıktır
-hareket yönüdür
bu da çok boyutlu düşünmektir.
günün birinde mükemmel satranç oyununun bulunacağını düşündüğüm için ve uzun bir oyunda herkesin mükemmel hamlelere sarılacağı varsayıldığında, geleceğini yıldırım oyunlarda gördüğüm oyun.
satranç bir bilim bir sanat değil mi? yerle gök arasında süzülen muhabbed'in tabutu gibi bu iki kategori arasında gidip gelmıyor mu, bütün karsıt çiflerin bir kerelık birleşimi değil mi? hem çok eskı hem de yepyeni düzeneği hem mekanık hem de düş gücüne bağlı hem sabıt geometrik bir alanda sınırlı hem de bileşimleri sınırsız, sürekli gelişen hem de kısır, hiçbirseye göturmeyen bir düşünme, hiç bir seyı hesaplamayan bir matematik, yapıtları olmayan bir sanat, maddesi oolmayan bir mimari bununla birlkte varlıgıyla butun kitap ve yapıtlardan daha dayanıklı oldgu su göturmez; bütün halkalara ve butun zamanlara air olan tek oyun can sıkıntısını öldurmesi zihni açması ruhu canlandırması için hangi tanrının onu yeryüzüne gönderdiğini kimse bilemez...