16 taşla oynanır. 8*8 lik kare üzerinde oynanır. oyuna beyazlar başlar. 6 tip taş vardır: piyon, kale, at, fil, vezir, şah.
(aykut, 17.03.2004 00:52)
satranç, tahta üstünde oynanan pek çok oyun gibi ilk önce doğuda oynanmaya başlamıştır..ilk satranç taşlarının neye benzediği bilinmediğinden, ayrıca orta asya ve uzak-doğu asya'da yeterli ölçüde kazılar yapılamadığından bilebildiğimiz en eski satranç belgeleri m.ö. 5. yy'a aittir..arap tüccarlarla batıya taşınan satrancın orta çağda, özellikle 11.yy'dan 16.yy'a kadar türkler ve araplar tarafından iyi oynandığı bilinmektedir..
(zeus, 27.03.2004 14:46 ~ 14:50)
satranç insan beyni için eşsiz bir egzersiz olduğu gibi insansın kendi kaderini şans denen hususu hiç hesaba katmadan, kendi elleri ile çizebileceğinin bir kanıtıdır.
oyun bittiğinde şah da piyon da aynı kutuya konur . ne denir bunun üzerine ?
satranç son derece düşünce gerektiren bir zeka oyunudur. amaç karşı tarafın şahını ele geçirip mat etmektir. bunun için ilk önce piyonlar öne sürülür. her taşın hamlesi farklıdır. bu oyunda dama gibi taşlar birbirinin üzerinden atlayarak alınmaz. aksine alınan taşın yerine konur yeni taş. satranç taşlarının hamleleri şöyledir:
-piyonlar:düz,birer birer gider fakat çapraz alır.oyunun başında iki kare oynayabilir.
-at:büyük "l" harfi çizecek şekilde gider ve aynı şekilde alır.
-fil:devamlı çapraz gider ve çapraz alır.
-kale:düz gider fakat önü açık olduğu sürece birçok kare atlayıp gidebilir.
-vezir:şahtan sonra en önemli taştır.kalşede olduğu gibi önü açık olduğu sürece gidebilir fakat tek farkı vezir yalnız düz değil çapraz da gidebilir.
-şah:en önemli taştır.mümkün olduğunca korunması gerekir.düz ve çapraz olmak üzere birer birer gider.şahı karşı taraf ele geçirirse mat olur ve oyun sona erer.
son derece dikkat gerektirir. turnuvalarında da görüldüğü üzere saatlerce süren bir oyundur.
alternatifler için
(bkz.
go)
(bkz.
magic the gathering)
oyuncularının belli bir süre sonra kitaplara yönelmesini (açılış ezberlemelerini, öss çalışır gibi satranç çalışmalarını )görmemle oyuna olan saygımı kısmen kaybettiğim, oynarken fisher saati 1dk + 20s tercih ettiğim, masaüstü stateji oyunu. oyunculuk 4 kademeden başlar diyebiliriz 1.kademe hamleleri öğrenmek, 2. kademe kendi kendine strateji geliştirmeye başlamak, 3.açılış ezberleyerek bazı oyun felsefelerini öğrenmek, 4. bu felsefeleri derleyerek karıştırıp kendi oyun sistemini geliştirmek. oyunculara federasyon 9 resmi maç yapmaları halinde ukd isminde puan verirler. bu puanın adı uluslarası 9 maç yapmaları halinde elo ya döner. zeka da ister ama çoğu zaman tecrübe ve çalışma öne çıkar. sıfır şans olması gerçekten oyunun kalitesini artırır zeka ve strateji faktörünü öne çıkarır ancak malesef oyunun heyecanını düşürüyor. biraz da şans olsun derseniz mtg (magic the gathering) tavsiyemdir
"piyon satrancın ruhudur." philidor
her taşın ayrı bir özelliği olduğu ve sabır,zeka,cesaret üçgeninde oynanan mükemmel bir beyin çalışması.
not: az bilseniz de bir satranç turnuvasına katılın.
insanların kendilerini bir çok yönden geliştirebilecekleri ve bu yönü sayesinde bazı yabancı ülkelerde zorunlu ders haline gelen zeka oyunu.
çok sevmeme, çok oynamama rağmen bir türlü ustalaşamayacağıma kanaat getirdiğim dünyanın en eski strateji oyunlarından biri.
40 kez(belki daha da fazla) anlatmanıza rağmen bazı insanların ısrarla anlayamadığı/öğrenemediği oyun
(bu kadar zor mu be kardeşim?)
(venom, 02.06.2005 23:45 ~ 25.04.2006 22:31)
bazılarını aşırı hırslı yapabilen oyun, yanlış taş oynadığında kafasını yumruklayabilecek kadar..
taşlar mermer yerine plastik olunca
kames topla futbol oynamaya benzeyen pasif spor.
(camel, 14.11.2005 19:34)
(böcek, 16.11.2005 09:10)
satranç yapısı gereği farklı özelliklere sahip taşları stratejik olarak bir arada ilerletebilme yeteneği gerektirir.
taşlarla birlikte düşünebilen zihinler için
-çok karakterliliktir
-sınırlılıktır
-hareket yönüdür
bu da çok boyutlu düşünmektir.
günün birinde mükemmel satranç oyununun bulunacağını düşündüğüm için ve uzun bir oyunda herkesin mükemmel hamlelere sarılacağı varsayıldığında, geleceğini yıldırım oyunlarda gördüğüm oyun.
osmanlı devletinde
kanuniden önceki padişahların düşünme stratejilerinin dayandığı oyun.
go ile karşılaştırıldığında hamle varyasyonu açısından bariz geride olan oyun
satranç bir bilim bir sanat değil mi? yerle gök arasında süzülen muhabbed'in tabutu gibi bu iki kategori arasında gidip gelmıyor mu, bütün karsıt çiflerin bir kerelık birleşimi değil mi? hem çok eskı hem de yepyeni düzeneği hem mekanık hem de düş gücüne bağlı hem sabıt geometrik bir alanda sınırlı hem de bileşimleri sınırsız, sürekli gelişen hem de kısır, hiçbirseye göturmeyen bir düşünme, hiç bir seyı hesaplamayan bir matematik, yapıtları olmayan bir sanat, maddesi oolmayan bir mimari bununla birlkte varlıgıyla butun kitap ve yapıtlardan daha dayanıklı oldgu su göturmez; bütün halkalara ve butun zamanlara air olan tek oyun can sıkıntısını öldurmesi zihni açması ruhu canlandırması için hangi tanrının onu yeryüzüne gönderdiğini kimse bilemez...
sanayi bakanı ali çoşkun'a göre "kültürel oyun" olmayan oyunmuş. kendileri bu oyunun zekayı geliştirdiğini ve eski dönemlede şahlar arasında oynandığını ve bir savaş stratejisi olduğunu bilmiyorlar sanırsam.
sanayi bakanına göre satranç oynayabileceğiniz bir elektronik oyuncak kültürel bir promosyon değildir. bu sebepten bir gazete bunu kupon karşılığı vermeye kalkamaz yaslarımıza göre. lakin bu oyuncağı vermeye niyetli
vatan gazetesi bu duruma öylesine tepkilidir ki attığı manşet ile insanları yanlış yönlendirmeye çalışır. lakin tepkisinde haklı olduğu bir nokta vardır.
sudoku için de benzer bir oyuncak verdiğinde böyle bir karar çıkarılmamıştır hakkında. (bir ihtimal sudokuya yetişmemiştir.)
paul morphy nin üstatları arasında yer aldığı dünyanın en güzel tahtalı oyunu.