bunlar tezgahtarlardan farklı olarak daha bilmiş davranır*, daha fazla para harcatmaya çalışır. lükse yöneltir. utanıp alır çoğu kişi ya da alacağı varsa da kaçar.*
üzerinde iğreti duran kıyafete bile ay çok yakıştıaaa, tam üstüne oturduuaa der o malı ne yapar eder size satar. bir de dünya çirkini de olsanız illa iltifat eder bunlar. peşinizden bir saniye ayrılmayıp sinir katsayısını zıplatırlar. hepsinden nefret ediyorum. (ne sinirli insan oldum ben be)
gündelik konuşmalarını duyunca aynı kişi olduğundan bile şüphelenrisiniz bazen, o kadar kibar, o kadar güleryüzlü görünürler ki çalışırken o kadar kasılır. ben yapamam o kadar.
ne iş yapıyorsun sorusuna cevaben tezgahtar demeyi kendine yediremeyen kişinin verdiği cevap**
lükse mi yöneltir? evet, yakışmayan bir şeye yakıştı der mi? hayır, daha pahalı ve daha güzel bir şey verir.
hatta satış felsefesi şöyledir: bir müşteri kesinlikle kazıklanmaz*, ona yakışan şeylerin en pahalısına yönlendirilir. mümkünse bunun yanında bir parça da daha ucuz olan bir şey verilip ortalama fiyat düşürülür, en azından müşterinin aklı öyle çelinir.
bazıları o kadar iyidir ki, tuvalet kağıdı almaya gelmiş birine, tuvalet kağıdı kalmadığı için, illa ki satacak, zımpara kağıdı satmayı bile başarır. takdir ediyorum.
vasıfsız meslek sahibi olmayan her insanın kolaylıkla yapabileceği bir iş gibi görülebilir fakat öyle değil.
bir çok mağaza çalışanına çok az net maaş veriyor sebebi ise daha çok ürün satması bunu yapabilmesi için de prim sistemini uygun görüyor.
ve var olma yarışı başlıyor.
mağazaların aylık yapması gereken bir hedefi oluyor atıyorum o mağazada çalışan kişi sayışı 10 ise bu rakam 10 a bölünüyor diyelim ki kişi başı verilen hedef yüz bin lira belirlenmiş baraj % 50 yanı %50 yi yapamazsan hiç bir şey alamıyorsun %49 bile yapsan bir lira alamıyorsun
ay sonuna kadar yarısını yapabilirsen düşük miktarda eline bir miktar para geçiyor %100 yapabilirsin yapman için de iş yerinde çalışan arkadaşlarınla aran muhtemelen bozulacak kıyasıya bir mücadele sergilemen gerekiyor dolayısıyla kırıcı olmak zorunda kalıcaksın ay sonu satışları en iyi olana bir takım hediyeler veriliyor.
durmadan bir hengame içerisinde olduğundan psikolojin bozuluyor.
çalışma saatleri standartın çok üstünde fiziksel olarak çöküyorsun
gerekirse izin gününü iptal edip bütün bir hafta full çalıştırabilme haklarına sahipler pek tabiki buna sahip değiller ama sözleşmende bulunan esnek çalışma saatlerini her defasında karşına çıkarabilirler.
son olarak ne ailene ne sevdiklerine ve en önemlisi de kendine zaman ayıramıyorsun dolayısıyla yaşayan ölüden hiç bir farkın kalmıyor.