1996 senesi ilkbahar yaz dönemi olmuş, okulların habitat nedeniyle haziran başında kapanacağı güzel bir zamandı. o zamanlar ortaokul öğrencisi olup, her zamanki gibi dersleri fazla kafama takmamaktaydım.
1996 senesi benim için çok önemliydi. hayatımda ilk kez a milli futbol takımının önemli bir organizasyona gittiğini görüyordum. avrupa futbol şampiyonası öncesi ise gündemde tek konu vardı. o da kızıl saçlı ingiliz kızı sarah ile esmer yağız türk delikanlısı musa'nın aşkı idi.
gel zaman git zaman televizyonlar bu yüzyılın aşkı üzerine çok eğilmişler, adeta bir magazin konusu haline getirmişlerdi. o zamanlar türk televizyonculuğunun üstün yapıtları(!)
televole ve
pazar keyfigibi programlar başlamamıştı. doğal olarak bu aşk haber gündemlerini yeteri kadar işgal etmeliydi.
televizyon yapımcıları bu konuyu çok önemli bir hadise olarak gördükleri için, işin aşk boyutunu geçip rating uğruna olayı diziye çevirdiler. dizide sarah din değiştirip, müslüman kılığında ve tesettürlü bir hanımcağızı oynamaktaydı.
avrupa şampiyonası başlayınca gözler
fatih terim kontrolündeki a milli takıma çevirildi. herkes senelerdir katılamadığımız bir turnuva üzerinde yorumlar yapıyor, türkiye'nin büyük bir başarı elde edeceğine inanıyordu. işte böyle talihsiz bir zamana gelen
sarah ile musamacerası da sonlandı çünkü yeteri kadar rating yoktu.