küçükköy e bağlı herkes tarafından bilinen ayvalık ın yanı başında yeşille mavinin biraraya geldiği en güzel yerlerden biri olan, upuzun kumsalıyla tatilcileri tatmin eden bir doğa harikası.
yazlık mekanım..denizi temmuz ayının ortalarına kadar buz gibi olur ama kumsalı güzeldir..insanları da sakindir zaten otel tarafı ve yazlık tarafı birbirine uzaktır...sessizlik ve gürültü iç içe olabilir..yaz gelse de gitsem diye sabırla beklediğim güzel tatil mekanı
ayvalık'a çok yakın bir tatil beldesi. arkada yemyeşil bir doğa, önünüzde engin bir deniz... doğasıyla, havasıyla oldukça güzel.
ama "geceleri kop-kop tatili" açısından uygun olmadığını söylemek gerekir. huzur arıyorum, bütün yılın yorgunluğunu atmak istiyorum diyenler için tavsiye edilir.
tekel' in ( şimdiki tta) tuz işletme tesislerinin ve yaz kampının olduğu belde. plaja çok yakın yerde, tuzun deniz suyundan ayrılıp işlendiği havuzlar, geçirdiği aşamalara göre aldıkları çeşitli reklerle resmen bir göz ziyafeti yaratır. pembe havuz favorimdi. duruyor mu hala bilmem. hey gidi tekel hey....
muhteşem yer. bence gelin görüşelim derim. yerli insanı çok terbiyesiz insanlardır genelde ama kesin gelin bence. süper lan. hele bir de badavut mahallesine gidin akşam üstü cila çekin keyfinize.
an itibariyle denizi soğuktur. daha cemre düşmemiş olsa gerek. sezon henüz açılmamış. okkadar boştu ki sahil yakıştıramadım sarımsaklı'ya. ayrıcaaa, en güzel olayı bim'dir. yahu bim her yerde var da, sahilin dibinde olup tanesi 45 kuruşa sopsoğuk le cola almaya imkan veren başka tatil yeri yoktur kanımca. ayrıca bim'deki klima bile insanı mutlu ediyor.
bir de, tekne turlarında anlatılan aşk hikayesinin bu beldeye isim olduğuna inanmayın. tamam, boşnak kızları sarışın ve güzeller. fekat, sarımsak taşı diye de bir şey var...
bundan 10-15 yıl önce altın çağını yaşıyordu. avrupanın paralı/elit turisti tercih ediyordu o muazzam kumsalını. şimdi adını unuttuğum bir tur şirketi, fransa'nın almanya'nın en kalifiye turistlerini getiriyordu. bu bahsettiğim zamanlar, betonlaşmanın henüz beldeyi kirletmediği, kıyı şeridinin nispeten devlet dairelerinin kampları ile işgal ettiği zamanlardı. güzeldi yani. sonracıma, artık neyde anlaşamamışsalar, bosna muhaciri minibüsçüler tur şirketinin patronunu öldüresiye dövdüler. bir daha da o turistleri göremedi o minibüsçüler. o seneden itibaren otelden çıkmayan, havuzu denize tercih eden, cebinde parası olmayan turistlere kaldı sarımsaklı. şimdi o esnaf/belde sakini/minibüsçüler kan ağlıyor kovaladılar diye o tur şirketini.
bibliophlielerin dünya üzerindeki cenneti olmaya aday tatil beldesi.hem mis gibi bir tatil yapıp , üzerine birde listemdeki tüm kitapları 5 liraya almamla birlikte gönlümde taht kurmuştur.
denizi ılıklaşır, rüzgarı diner, güneş kavrukluğunu yitirir, cehennem azabı cennet nimetine dönüşür. bir tüyo vereyim; sezon sonu tanesi 5 lira olan kitaplar, 3 tanesi 10 lira olur.
adı eski bir aşk hikayesi sonucu böyle kalan belde.
bi oğlan varmış, bir de kız varmış. bunlar birbirini severmiş. sonra kız kaybolmuş mu saklanmış mı bi şeyler. oğlan aramış aramış bulamamış. işte adı oradan geliyor. turdaki abi dediydi.
esas nokta: kız sarışın. kaptın mı? akıl oyunları, beyin fırtınası.
bir aşk hikayesi varmış gibi turistleri kandıran kaptanlara sahip belde. zira yoktur öyle efsaneleri ayvalık ve beldelerinin. eskiden oralar dutluk iken ki dutluk da değildi toz toprak tarlaydı.
işte bildiğin sarımsak yetişirdi. aha oradan gelir yani.
başka da bir entrikası yoktur. tursitler size sesleniyorum
yemeyin bu tür atraksiyonları ve bu dönemde papalina da yemeyin buzhane onlar. av yasagı bitmedi. haberiniz olsun.
gezilecek, görülecek pek bir yeri olmayan; sadece plajları olan ve hatta o plajlarda da tıklım tıklım, insanlarla dipdibe oturacağınız bir yer. bol miktarda kebapçının olduğu, artık bir ayrıcalığı kalmamış olan ayvalık beldesi.
ama;
rum yapılarını görmek, deniz kenarında fahiş bir fiyata balık yemek istiyorum ya da bana salaş bir balıkçı da yeter, üstüne gidip de saki abi'den bir ada lokması yerim, hem gezerim, hem aşıklar tepesine çıkar; eşsiz manzara karşısında yenice kurulmuş olan tarihi kütüphaneye göz atarım, bir de taş kahvede oturur çayımı içerim derseniz, sizlere tavsiyem cunda (alibey) adasıdır.
günübirlik olarak da sarımsaklı plajına gider, bir gününüzü orada da değerlendirebilirsiniz.
halk etimolojisine kurban giden belde ismidir. ilkokulda hepimiz dinlemişizdir, bizim yiğitler anadoluya gelir, köyün tekinde dururlar, bi ana ayran koyar delikanlılara. delikanlının biri tıkınmaktan şişmiş, anadolu bereketinden nasiplenmiş halde, tasına ayran boca etmeye çalışan anacağıza veryansın eder, "ana dolu!, ana dolu!" der. böylece anadolu oluşur.
bu beldenin bi delikanlısı da sarışın bi hatuna aşık olur, deli divane olur aşkından meczuba döner. deliye kızı vermezler hatta saklarlar, filinta genç daha da köpürür. başlar sokakları arşınlamaya, "sarım saklı, sarım saklı, verin onu bana!".
ayvalık, cunda, küçükköy ve altınova mimarisinin en tipi özelliği sarımsak taşıdır. isim de bundan verilmiştir. hikaye kasmaya gerek yok.
daha güney bölgelere alışmış, sıcak su hayranı bünyeye kutuplar gibi gelebilecek denize sahip olan mekan. akşamları istiklal caddesi misali kafa deniziyle karşılaşmak mümkün.