sansür 

adana çık aradan

  1. denetleme, filtreleme, süzgeçten geçirme olayı. genellikle üst tarafından asta uygulanır.
    (atlantis, 30.05.2004 00:39 ~ 00:39)


  2. (bkz: reklam olmaması için görüntüyü buzlandırmak)
    (aqua, 10.02.2005 00:09)
  3. özgün bir mesajın tümünü veya bir kısmını bloke etmeyi, yeniden düzenlemeyi ve manipülasyonunu içeren süreç.
    (neverwinter nights, 19.04.2005 13:09)
  4. kemal sunal,şener şen filmlerinden tam tat alınmasını engelleme işine yarayan kesinti.
    (pembe cekirge, 19.04.2005 23:27)
  5. sansür genellikle iletişim araçları terafından üretilip dağıtılan bilgiyi bastırma ve çarptoma süreci olarak anlaşılmakla birlikte, gerçekte bu süreç hem özendirme, hem de yasaklama biçiminde olabilir. sansürcü kişi ya da kuruluşlar, belli bilgilerin kamuya yayılmasını isteyebilir. bu sansürün "olumlu" yani özendirici yönüdür. sansürün olumsuz yönü ise, bazı bilgilerin yasaklanması ya da çarpıtılması sürecini içerir.

    ayrıca sansür mesajın yayımından önce ve sonra olmak üzere de işleyebilir. mesajın yayımından önceki sansür mesajın oluşumunu önlemeye yönelikken, mesajın yayımından sonraki sansür, daha çok mesajı biçimlendiren ve yayanların cezalandırılmasına yöneliktir.

    bir önemli sansür biçimi de, kişi ve kurumların kendi kendilerini denetlemeleridir. genellikle bu öz-sansürün nedeni, dışsal baskılara karşı bir önlem alma çabasıdır. böylelikle iletişim sektöründeki kişi ve kurumlar dış sansürden önce kendi kendilerini sansür ederek, ileride ortaya çıkabilecek sorunları önlemeye çalışırlar.

    (bkz: reklam özdenetim kurulu)
    (bkz: rtük)
    (neverwinter nights, 22.04.2005 03:03 ~ 03:05)
  6. televizyonlarda yeşilçam fimlerinde tuz biber kabilinden bulunup neşemizi bulmamıza sebep olan puşt, it oğlu it, eşşoolu eşşek gibi nadide argo sözcüklere de uygulanarak o nadide sanat eserlerinden zevk almamızı engellemiş olan nane. gerçi sansür özal iktidarıyla beraber büyük oranda azalmıştır, daha evvelinde filmler sudan nedenlerle sansüre uğratılırmış. sansür kurulunun gerekçeli karar metinlerini okurken kendimi gülmekten alamamıştım. adamlar mesela baloda general kıyafetli adam görünüyor diye genel kurmay azasının itirazına binaen filmi sznsüre uğratıyorlar.
    (organometallic complex, 11.11.2005 14:38)
  7. atıf yılmaz anılarında sansür olayını çok güzel açıklayan bir anısını anlatır. bir film çekilmiştir ve başroller hatırlanan kadarıyla fatma girik ve kartal tibet'indir. senaryoya göre fatma girik hastadır ve çam kokusu solumalıdır, sevgilisi kartal tibet bir çam ağacı söker ormandan, ve getirir fatma girik'in evinin önüne diker. tabii ağaç tutmaz, ağaç kurudukça fatma girik de iyice rahatsızlanır ve ağaçla beraber ölür. yani bu ağaç olayı filmde önemli bir fondur. sansür kurulu filmde ağacın kurumasının türk topraklarının verimsiz olduğu izlenimi doğuracağı endişesiyle filmin iptaline yahut ağaç görünen tüm sahnelerin kesilmesine karar verir. *
    (organometallic complex, 11.11.2005 14:43)
  8. en başarılı örneklerinden biri için (bkz: köşeyi dönen adam)
    (libertar, 24.04.2006 23:34)
  9. yaratıcılığı öldürmekte birebirdir. sansür yiyen sanatçı bunu kendisine yapılmış büyük bir hakarat olarak addeder ki, haksız da sayılmaz. sadece sanatçıyı değil, her nevi neşriyatçıyı yaralar. ancak bir gazeteci, bir yazara, bir müzisyene göre çok daha hazırdır sansüre.

    edebiyat dergisi çıkaran liseli bünye, daha 4. sayılarında, mizah köşesinde geçen "kıllı karga" ve editör yazısındaki "23+1 değil 24×1" cümleleri yüzünden eserinin sansürlendiğini görünce deliye dönmektedir. lise yönetimine* küfürler edilir, ve 5. sayı çıkarılmaz. o güne kadar dergilerimiz edebiyat zümresi tarafından kontrol edilirken, yeni baş müdüryardımcısı mümtaz kişilik, verin ben kontrol edeceğim der, beğenmediği cümlelerimin üzerine daksil çeker, ve mizah kısmını külliyen iptal eder. editör beyninden vurulmuşa döner. durumu yazarlara nasıl açıklayacağını düşünür. küfürlerle bezeli bir açıklama yapar.

    ama artık şevk kalmamıştır. dergi kendi kendini fesheder ve dünyadaki güzelliklerden bir tanesi daha nihayete erer.
    (tuygun, 30.05.2006 00:51 ~ 09.02.2008 05:22)
  10. kimilerinin, kendi hakkında yazılanları içine sindiremeyip ortadan kaldırmak adına, mahkeme kararlarıyla ellerinden geleni artlarına koymadıkları olay.

    sanılıyor ki o yazılara sansür uygulayıp, ordan kaldırınca fikirler de onlarla birlikte toz olup uçuyor. sanıyorlar ki, kafayı toprağın altına sokunca her şey yokoluyor, gerçekler bir anda değişiveriyor.
    (ikiguzelhareketbirden, 16.04.2007 20:34 ~ 20:40)
  11. (bkz: gerçeğe saldırmak)
    (jimela morrison, 17.04.2007 10:03 ~ 10:05)
  12. bir tür cilt kremi.

    (bkz: sun sür)
    (bkz: iğrenç espriler)
    (tazmanya canavarı, 17.04.2007 18:04)
  13. "uğranıldığı iddia edilen saldırıyı ilgili dava sonuçlanana kadar engellemek" ile arasında meriç nehri kalınlığında bir çizgi olan kavram.
    (wondrous, 17.04.2007 18:57)
  14. ifade özgürlüğünün önündeki en büyük engeldir..
    devletin insanlara nasıl düşüneceğini, ne söyleyeceğini söylemesidir..
    (sodoben, 31.07.2007 16:07 ~ 16:07)
  15. özenmeyi körükleyen yaptırım gücü.

    sansür, uygulanışında (genel anlamda) bir yasağı taşır; herkesin kabul edemeyeceği, toplumun genelini rahatsız edebilecek, toplumdaki bağları zayıflatabilecek nitelikteki yayınlara getirilen yasaklar ya da kısıtlamalardır. ancak amaç olarak iyiye hizmet ediyor görünse de uygulanış açısından yapılacak yanlışlarla birlikte, toplum için büyük sakıncalar getiriyor.

    kemal sunal filmlerini sevmeyen çok az insan var herhalde, bunların içinde de filmleri tekrar tekrar izlememiş olanların sayısı da epey az. sansür henüz yaygınlaşmamışken, daha doğrusu henüz olur olmadık yerlere uygulanmaya başlamadan önce ‘eşoleşek’, ‘ağzına sıçarım’ gibi argo sözleri filmlerde yeterince duyduk. hatta kimi filmleri o kadar çok izledik ki, nerede hangi küfür ediliyor bilir olduk; kimimiz çıkıp ‘aaa bak burada eşoleşek diyo aslında’, ‘aha ağzına sıçarım dedi’ diyerek çok sinir olduğumuz bu gereksiz sansürlemeye çekirdek aile çapında karşı durmaya bile çalıştık.

    sansürün amacının doğruluğundan ziyade, uygulanmasından kaynaklanan yanlış da burada başlıyor işte. daha önce yalnızca filmlerde duyduğumuz, duyarken de yalnızca bilinçaltımıza ittiğimiz argo ve küfür içerikli tabirleri sansürlemeyle birlikte bilinç üstüne çıkarmaya başladık. argo ve küfür yalnızca filmlerdeki karakterlerin ağızlarından dökülen harflerden değil, bizlerin ağzından çıkan seslerden de oluşmaya başladı. küfür kendini bizim üzerimizden gerçeklemeye başladı. sansür bizde ters tepti.

    zaten sansür bir yasak olduğu ve yasaklar da insanların ilgisini çektiği için amacından sapar bir süre sonra. 11 eylül saldırılarının görüntülerini kaldırırsanız millet fellik fellik o görüntüleri arar. muhalif bir yazarı (sözlük yazarı değil) susturmaya çalışırsanız millet fellik fellik o yazarın yazılarını arar. dövüş kulübü’nün ‘vcd’sinden bazı sahneleri çıkarırsanız, yana yakıla o sahneler aranır. 1984’te nasıl da insanlar yasak olduğu halde kitapların, tabloların koleksiyonunu yapıyordu, hatırlayınız.

    bırakın sinema, tiyatro, resim, kısaca sanat topluma nüfuz etsin. toplumun oto-sansürü vardır zaten; bir fikri, bir düşünceyi dışlayacağı zaman bunu sessiz sedasız ve en güzel şekilde yapar, yukardan emretmeye gerek yok. komik olmaya, milleti sinir etmeye hiç gerek yok.

    kaynak: **çım
    (camel, 11.09.2007 04:39)
  16. tv üzerinden yapılan s.nsür, insanın çok canını sıkıyor. bu konuda uzun uzun yazmak istedim ama, daha donanımlı olmak gerekiyor sanki. bir şeyler yazdım. yazdığım bana hafif geldi, vazgeçtim. ben de hiç değilse konu üzerindeki hararetimi atmaya karar verdim.. sadece şunu söyleyeyim: bu konuda hali hazırda bir kültürünüz yoksa bu boka bulaşmayın kardeşim. kemal sunal ın sakar şakir filminde (birçok film vardır tabii ki fakat vereceğim örnek bu filmdeydi), argonun dibine vurulduğundan, s.nsürcüler de alenen sıçmış.

    örneğe geçmek istiyorum. ön bilgi olarak: filmde tabii ki bok, kaka, salak, manyak vs. hatta klasik kemal sunal repliği olan 'eşşoleşşek' dahil birçok kelime s.nsürlenmiş.. fakat olaydaki kültürsüzlük, aramaya inanmamak gibi durumlardan ötürü, fiyasko olmuş yapılan s.nsür. valla yayınlamayın hiç.. bulaşmayın yani.. az evvel televizyonda oynuyordu film, tekrar gördüm de hatırladım. yani kazara unutulmamış. kelimenin manası bilinmiyor.

    filmdeki yan karakterden aynen alıntı (aynen olmasa da yakın): 'olüm gardrob fuat bu, adamın dübüründen kan alır valla, aanadın mı..'

    bok'u kesmişsin ? bok lan bok. bok. ama dübür ? dübür, benim bildiğim kadarıyla göt deliği demek.. ee ? ne oldu şimdi ? nasıl bir sıçış bu ? filmi kesmek için yaptığınız bütün emekler patladı.. çocuğum sordu bana 'baba dübür ne demek?' gelin cevap verin. göt deliği demek yavrucuğum deyin. madem önemsiyorsunuz..

    o akıllı işaretler de dübüre layık bir yerdeler, saolsunlar. 'nah' kelimesi geçen sahneyi dahi s.nsürlemekle kalma, tamamen filmden at, sonra bi de filmin başında de ki bana: 'genel izleyici'.. ne çok seviyorsunuz genele hitap etmeyi..

    siz kendi güvencenizi sağlıyorsunuz, sonra milyon liralar verip program yaptırdığınız insanlar, donu indiriveriyor programında. (bkz: mehmet ali erbil).. siki taşağı yüzümüze vuruyor sabah sabah.. bu insanlara güvenmeye devam edin ama siz.. izleneceksiniz nasılsa yine. kalite olsa da olmasa da..

    okan bayülgenlik yaptırıyorsunuz insana akşam akşam..

    kemal sunal filmi olmasa, banane televizyonun ne kadar doğru olduğundan. günde bir saat falan izliyorum veya izlemiyorum, skimde değil yani.. ne bok yenirse yensin. ayrıca kemal sunal ile birlikte o filmlerde oynayan ve tv de oynadığı filmler gösterildiğinde telif falan almayıp sanatçı kahvelerinde çürüyen insanlar heba oluyor; o adamların söyledikleri kelime yüzünden emekleri yok sayılırken, söylediklerini 'gösterenler' paraya boğuluyor.. bu benim derdim.. to be continued ama tabi, maalesef..
    (alik, 11.09.2007 22:10 ~ 22:12)
  17. herkesin koro halinde kötü bir şey olduğu yönünde ifade beyan ettiği mevzu.
    halbuki bazı pedagojik gerçekler bazı kısıtlamaları gerekli kılar. mesela; herhangi bir sansür uygulanmayıp gün boyu pornografik yayınların sürmesinin toplum, özellikle de çocuklar üzerinde oluımsuz etki edeceği açıktır.
    benzer şekilde toplumsal karmaşaya yol açması muhtemel bazı eylemlerin de filtre uygulanarak medya tarafından sunulması gerektiği de aşikardır.

    olmadı galiba

    "lan .. avrupalılar sansür uyguluyorlarsa bir bildikleri var demek ki. londranın bombalanmasında kanlı görüntüler basın tarafından servis edilmediyse, kuş gribi olaylarında ülkemizde ayağından tutulmuş leş tavuk görüntüleri yayınlanıyorken avrupa da mavilikler arasında yüzen yeşil ördek resimleri yayınlandıysa bir, bir, bir şey var demek ki!?"
    (anka, 24.10.2007 10:01 ~ 10:07)
  18. "12 eylülden sonra özal başbakan oldu. ben de başbakanlık müsteşarı. daha ilk günüm. önemli bir gazetenin genel yayın yönetmeni aradı:'biz her gün genelkurmayı arar o gün atacağımız manşeti sorardık. bugün yine arayınca, (artık hükümet kuruldu, biz karışmıyoruz) dediler. siz ne dersiniz?"

    hasan celal güzel'in sözleri bunlar. güzel, isim vermemiş. ama ana akım medyanın durumunu göstermesi açısından anlamlı bir anektod bu. manşeti genelkurmaya olmadı başbakan müsteşarına sormak; gazetecilik ahlakına ne kadar uygun diye tartış manın bir anlamı yok. sansür olduğu zamanlarda sansürün arkasına saklanan gazeteciler, ola ki sansür kaldırıldığında saygılarından mı yoksa gazeteciliğe olan sevgilerinden (!) midir bilinmez bu defa da otosansür uygulamaya devam ediyorlar.

    şimdiki durumu göz önüne aldığımızda hükümet yeni bir sansür girişiminde bulunuyor, ne kadar yersiz değil mi? çünkü; artık hükümetin sansür falan uygulamasına gerek hiç yok, ana akım medyamız, çok değerli genel yayın yönetmenlerimiz(!) kraldan çok kralcılar üstelik. hele de söz konusu olan devletin yüce menfaatleriyse. sınır ötesi operason mu konuşuluyo, askerlerden önce geçerler sınırın ötesine. milli birlik havası mı estirmek gerekiyor, fırtına ekerler sokaklara, ne ekeceklerini hiç hesap etmeden.

    kaynak: doğan tılıç'ın 1 kasım 2007 tarihinde birgün gazetesinde yayınlanan makalesinden esinlenilmiştir.
    (aglaures, 01.11.2007 17:48)
  19. bu aralar memleketimi baştan aşağı kaplamış olan olgu.youtube'a için açıklanan 3 ayrı mahkeme kararından sonra kurtlar vadisi pusu isimli dizi rtük sansürüne maruz bırakılmıştır.hiç bir gerekçe yapılanları sansür olarak tanımlamaktan kurtaramamaktadır.
    (bilal12, 20.03.2008 23:58)