görseller
sansür 
  
belki ilginizi çeker
  1. · wondrous a hitabet
  2. · geri kalmış ülkelerin gelişememe nedenleri
  3. · türkiyede facebook videolara erişimin engellenmesi
  4. · internette özgürlüğün kısıtlanması
  5. · sanal seks sonrası çocuk sahibi olmak
  6. · sözlük yazarının libidosu
  7. · adam olmak istemiyorum
  8. · ekşi sözlüğün kapatılması
  9. · akp döneminde yolsuzlukların azalması
  10. · swh
  11. · madde 98: hiç olmayacak birine dünyanın en inanılmaz konuşmasını yap (reklam)
gündem
  1. · kurban bayramı vahşeti
  2. · prison brake
  3. · itü sözlük hiçbirimiz komiklik yapmıyoruz günü
  4. · tadı harika olan yiyecek kombinasyonları
  5. · darbeci baro taksim e hoş geldin
  6. · 100 opera
  7. · köpekbalığı görünce yapılması gerekenler
  8. · kaybedenlerin sözleri
  9. · sandman

sansür  

 sayfa  / 2
  1. denetleme, filtreleme, süzgeçten geçirme olayı. genellikle üst tarafından asta uygulanır.
    (atlantis, 30.05.2004 00:39 ~ 00:39)
  2. (bkz: reklam olmaması için görüntüyü buzlandırmak)
    (aqua, 10.02.2005 00:09)
  3. özgün bir mesajın tümünü veya bir kısmını bloke etmeyi, yeniden düzenlemeyi ve manipülasyonunu içeren süreç.
    (neverwinter nights, 19.04.2005 13:09)
  4. kemal sunal,şener şen filmlerinden tam tat alınmasını engelleme işine yarayan kesinti.
    (pembe cekirge, 19.04.2005 23:27)
  5. sansür genellikle iletişim araçları terafından üretilip dağıtılan bilgiyi bastırma ve çarptoma süreci olarak anlaşılmakla birlikte, gerçekte bu süreç hem özendirme, hem de yasaklama biçiminde olabilir. sansürcü kişi ya da kuruluşlar, belli bilgilerin kamuya yayılmasını isteyebilir. bu sansürün "olumlu" yani özendirici yönüdür. sansürün olumsuz yönü ise, bazı bilgilerin yasaklanması ya da çarpıtılması sürecini içerir.

    ayrıca sansür mesajın yayımından önce ve sonra olmak üzere de işleyebilir. mesajın yayımından önceki sansür mesajın oluşumunu önlemeye yönelikken, mesajın yayımından sonraki sansür, daha çok mesajı biçimlendiren ve yayanların cezalandırılmasına yöneliktir.

    bir önemli sansür biçimi de, kişi ve kurumların kendi kendilerini denetlemeleridir. genellikle bu öz-sansürün nedeni, dışsal baskılara karşı bir önlem alma çabasıdır. böylelikle iletişim sektöründeki kişi ve kurumlar dış sansürden önce kendi kendilerini sansür ederek, ileride ortaya çıkabilecek sorunları önlemeye çalışırlar.

    (bkz: reklam özdenetim kurulu)
    (bkz: rtük)
    (neverwinter nights, 22.04.2005 03:03 ~ 03:05)
  6. televizyonlarda yeşilçam fimlerinde tuz biber kabilinden bulunup neşemizi bulmamıza sebep olan puşt, it oğlu it, eşşoolu eşşek gibi nadide argo sözcüklere de uygulanarak o nadide sanat eserlerinden zevk almamızı engellemiş olan nane. gerçi sansür özal iktidarıyla beraber büyük oranda azalmıştır, daha evvelinde filmler sudan nedenlerle sansüre uğratılırmış. sansür kurulunun gerekçeli karar metinlerini okurken kendimi gülmekten alamamıştım. adamlar mesela baloda general kıyafetli adam görünüyor diye genel kurmay azasının itirazına binaen filmi sznsüre uğratıyorlar.
    (organometallic complex, 11.11.2005 14:38)
  7. atıf yılmaz anılarında sansür olayını çok güzel açıklayan bir anısını anlatır. bir film çekilmiştir ve başroller hatırlanan kadarıyla fatma girik ve kartal tibet'indir. senaryoya göre fatma girik hastadır ve çam kokusu solumalıdır, sevgilisi kartal tibet bir çam ağacı söker ormandan, ve getirir fatma girik'in evinin önüne diker. tabii ağaç tutmaz, ağaç kurudukça fatma girik de iyice rahatsızlanır ve ağaçla beraber ölür. yani bu ağaç olayı filmde önemli bir fondur. sansür kurulu filmde ağacın kurumasının türk topraklarının verimsiz olduğu izlenimi doğuracağı endişesiyle filmin iptaline yahut ağaç görünen tüm sahnelerin kesilmesine karar verir. *
    (organometallic complex, 11.11.2005 14:43)
  8. en başarılı örneklerinden biri için (bkz: köşeyi dönen adam)
    (libertar, 24.04.2006 23:34)
  9. yaratıcılığı öldürmekte birebirdir. sansür yiyen sanatçı bunu kendisine yapılmış büyük bir hakarat olarak addeder ki, haksız da sayılmaz. sadece sanatçıyı değil, her nevi neşriyatçıyı yaralar. ancak bir gazeteci, bir yazara, bir müzisyene göre çok daha hazırdır sansüre.

    edebiyat dergisi çıkaran liseli bünye, daha 4. sayılarında, mizah köşesinde geçen "kıllı karga" ve editör yazısındaki "23+1 değil 24×1" cümleleri yüzünden eserinin sansürlendiğini görünce deliye dönmektedir. lise yönetimine* küfürler edilir, ve 5. sayı çıkarılmaz. o güne kadar dergilerimiz edebiyat zümresi tarafından kontrol edilirken, yeni baş müdüryardımcısı mümtaz kişilik, verin ben kontrol edeceğim der, beğenmediği cümlelerimin üzerine daksil çeker, ve mizah kısmını külliyen iptal eder. editör beyninden vurulmuşa döner. durumu yazarlara nasıl açıklayacağını düşünür. küfürlerle bezeli bir açıklama yapar.

    ama artık şevk kalmamıştır. dergi kendi kendini fesheder ve dünyadaki güzelliklerden bir tanesi daha nihayete erer.
    (tuygun, 30.05.2006 00:51 ~ 09.02.2008 05:22)
  10. kimilerinin, kendi hakkında yazılanları içine sindiremeyip ortadan kaldırmak adına, mahkeme kararlarıyla ellerinden geleni artlarına koymadıkları olay.

    sanılıyor ki o yazılara sansür uygulayıp, ordan kaldırınca fikirler de onlarla birlikte toz olup uçuyor. sanıyorlar ki, kafayı toprağın altına sokunca her şey yokoluyor, gerçekler bir anda değişiveriyor.
    (ikiguzelhareketbirden, 16.04.2007 20:34 ~ 20:40)
  11. (bkz: gerçeğe saldırmak)
    (jimela morrison, 17.04.2007 10:03 ~ 10:05)
  12. bir tür cilt kremi.

    (bkz: sun sür)
    (bkz: iğrenç espriler)
    (tazmanya canavarı, 17.04.2007 18:04)
  13. "uğranıldığı iddia edilen saldırıyı ilgili dava sonuçlanana kadar engellemek" ile arasında meriç nehri kalınlığında bir çizgi olan kavram.
    (wondrous, 17.04.2007 18:57)
  14. özenmeyi körükleyen yaptırım gücü.

    sansür, uygulanışında (genel anlamda) bir yasağı taşır; herkesin kabul edemeyeceği, toplumun genelini rahatsız edebilecek, toplumdaki bağları zayıflatabilecek nitelikteki yayınlara getirilen yasaklar ya da kısıtlamalardır. ancak amaç olarak iyiye hizmet ediyor görünse de uygulanış açısından yapılacak yanlışlarla birlikte, toplum için büyük sakıncalar getiriyor.

    kemal sunal filmlerini sevmeyen çok az insan var herhalde, bunların içinde de filmleri tekrar tekrar izlememiş olanların sayısı da epey az. sansür henüz yaygınlaşmamışken, daha doğrusu henüz olur olmadık yerlere uygulanmaya başlamadan önce ‘eşoleşek’, ‘ağzına sıçarım’ gibi argo sözleri filmlerde yeterince duyduk. hatta kimi filmleri o kadar çok izledik ki, nerede hangi küfür ediliyor bilir olduk; kimimiz çıkıp ‘aaa bak burada eşoleşek diyo aslında’, ‘aha ağzına sıçarım dedi’ diyerek çok sinir olduğumuz bu gereksiz sansürlemeye çekirdek aile çapında karşı durmaya bile çalıştık.

    sansürün amacının doğruluğundan ziyade, uygulanmasından kaynaklanan yanlış da burada başlıyor işte. daha önce yalnızca filmlerde duyduğumuz, duyarken de yalnızca bilinçaltımıza ittiğimiz argo ve küfür içerikli tabirleri sansürlemeyle birlikte bilinç üstüne çıkarmaya başladık. argo ve küfür yalnızca filmlerdeki karakterlerin ağızlarından dökülen harflerden değil, bizlerin ağzından çıkan seslerden de oluşmaya başladı. küfür kendini bizim üzerimizden gerçeklemeye başladı. sansür bizde ters tepti.

    zaten sansür bir yasak olduğu ve yasaklar da insanların ilgisini çektiği için amacından sapar bir süre sonra. 11 eylül saldırılarının görüntülerini kaldırırsanız millet fellik fellik o görüntüleri arar. muhalif bir yazarı (sözlük yazarı değil) susturmaya çalışırsanız millet fellik fellik o yazarın yazılarını arar. dövüş kulübü’nün ‘vcd’sinden bazı sahneleri çıkarırsanız, yana yakıla o sahneler aranır. 1984’te nasıl da insanlar yasak olduğu halde kitapların, tabloların koleksiyonunu yapıyordu, hatırlayınız.

    bırakın sinema, tiyatro, resim, kısaca sanat topluma nüfuz etsin. toplumun oto-sansürü vardır zaten; bir fikri, bir düşünceyi dışlayacağı zaman bunu sessiz sedasız ve en güzel şekilde yapar, yukardan emretmeye gerek yok. komik olmaya, milleti sinir etmeye hiç gerek yok.

    kaynak: **çım
    (camel, 11.09.2007 04:39)
  15. tv üzerinden yapılan s.nsür, insanın çok canını sıkıyor. bu konuda uzun uzun yazmak istedim ama, daha donanımlı olmak gerekiyor sanki. bir şeyler yazdım. yazdığım bana hafif geldi, vazgeçtim. ben de hiç değilse konu üzerindeki hararetimi atmaya karar verdim.. sadece şunu söyleyeyim: bu konuda hali hazırda bir kültürünüz yoksa bu boka bulaşmayın kardeşim. kemal sunal ın sakar şakir filminde (birçok film vardır tabii ki fakat vereceğim örnek bu filmdeydi), argonun dibine vurulduğundan, s.nsürcüler de alenen sıçmış.

    örneğe geçmek istiyorum. ön bilgi olarak: filmde tabii ki bok, kaka, salak, manyak vs. hatta klasik kemal sunal repliği olan 'eşşoleşşek' dahil birçok kelime s.nsürlenmiş.. fakat olaydaki kültürsüzlük, aramaya inanmamak gibi durumlardan ötürü, fiyasko olmuş yapılan s.nsür. valla yayınlamayın hiç.. bulaşmayın yani.. az evvel televizyonda oynuyordu film, tekrar gördüm de hatırladım. yani kazara unutulmamış. kelimenin manası bilinmiyor.

    filmdeki yan karakterden aynen alıntı (aynen olmasa da yakın): 'olüm gardrob fuat bu, adamın dübüründen kan alır valla, aanadın mı..'

    bok'u kesmişsin ? bok lan bok. bok. ama dübür ? dübür, benim bildiğim kadarıyla göt deliği demek.. ee ? ne oldu şimdi ? nasıl bir sıçış bu ? filmi kesmek için yaptığınız bütün emekler patladı.. çocuğum sordu bana 'baba dübür ne demek?' gelin cevap verin. göt deliği demek yavrucuğum deyin. madem önemsiyorsunuz..

    o akıllı işaretler de dübüre layık bir yerdeler, saolsunlar. 'nah' kelimesi geçen sahneyi dahi s.nsürlemekle kalma, tamamen filmden at, sonra bi de filmin başında de ki bana: 'genel izleyici'.. ne çok seviyorsunuz genele hitap etmeyi..

    siz kendi güvencenizi sağlıyorsunuz, sonra milyon liralar verip program yaptırdığınız insanlar, donu indiriveriyor programında. (bkz: mehmet ali erbil).. siki taşağı yüzümüze vuruyor sabah sabah.. bu insanlara güvenmeye devam edin ama siz.. izleneceksiniz nasılsa yine. kalite olsa da olmasa da..

    okan bayülgenlik yaptırıyorsunuz insana akşam akşam..

    kemal sunal filmi olmasa, banane televizyonun ne kadar doğru olduğundan. günde bir saat falan izliyorum veya izlemiyorum, skimde değil yani.. ne bok yenirse yensin. ayrıca kemal sunal ile birlikte o filmlerde oynayan ve tv de oynadığı filmler gösterildiğinde telif falan almayıp sanatçı kahvelerinde çürüyen insanlar heba oluyor; o adamların söyledikleri kelime yüzünden emekleri yok sayılırken, söylediklerini 'gösterenler' paraya boğuluyor.. bu benim derdim.. to be continued ama tabi, maalesef..
    (alik, 11.09.2007 22:10 ~ 22:12)
  16. herkesin koro halinde kötü bir şey olduğu yönünde ifade beyan ettiği mevzu.
    halbuki bazı pedagojik gerçekler bazı kısıtlamaları gerekli kılar. mesela; herhangi bir sansür uygulanmayıp gün boyu pornografik yayınların sürmesinin toplum, özellikle de çocuklar üzerinde oluımsuz etki edeceği açıktır.
    benzer şekilde toplumsal karmaşaya yol açması muhtemel bazı eylemlerin de filtre uygulanarak medya tarafından sunulması gerektiği de aşikardır.

    olmadı galiba

    "lan .. avrupalılar sansür uyguluyorlarsa bir bildikleri var demek ki. londranın bombalanmasında kanlı görüntüler basın tarafından servis edilmediyse, kuş gribi olaylarında ülkemizde ayağından tutulmuş leş tavuk görüntüleri yayınlanıyorken avrupa da mavilikler arasında yüzen yeşil ördek resimleri yayınlandıysa bir, bir, bir şey var demek ki!?"
    (anka, 24.10.2007 10:01 ~ 10:07)
  17. "12 eylülden sonra özal başbakan oldu. ben de başbakanlık müsteşarı. daha ilk günüm. önemli bir gazetenin genel yayın yönetmeni aradı:'biz her gün genelkurmayı arar o gün atacağımız manşeti sorardık. bugün yine arayınca, (artık hükümet kuruldu, biz karışmıyoruz) dediler. siz ne dersiniz?"

    hasan celal güzel'in sözleri bunlar. güzel, isim vermemiş. ama ana akım medyanın durumunu göstermesi açısından anlamlı bir anektod bu. manşeti genelkurmaya olmadı başbakan müsteşarına sormak; gazetecilik ahlakına ne kadar uygun diye tartış manın bir anlamı yok. sansür olduğu zamanlarda sansürün arkasına saklanan gazeteciler, ola ki sansür kaldırıldığında saygılarından mı yoksa gazeteciliğe olan sevgilerinden (!) midir bilinmez bu defa da otosansür uygulamaya devam ediyorlar.

    şimdiki durumu göz önüne aldığımızda hükümet yeni bir sansür girişiminde bulunuyor, ne kadar yersiz değil mi? çünkü; artık hükümetin sansür falan uygulamasına gerek hiç yok, ana akım medyamız, çok değerli genel yayın yönetmenlerimiz(!) kraldan çok kralcılar üstelik. hele de söz konusu olan devletin yüce menfaatleriyse. sınır ötesi operason mu konuşuluyo, askerlerden önce geçerler sınırın ötesine. milli birlik havası mı estirmek gerekiyor, fırtına ekerler sokaklara, ne ekeceklerini hiç hesap etmeden.

    kaynak: doğan tılıç'ın 1 kasım 2007 tarihinde birgün gazetesinde yayınlanan makalesinden esinlenilmiştir.
    (aglaures, 01.11.2007 17:48)
  18. bu son zamandaki haksız yere orayı burayı kapatmalar çağ dışı ve günün birinde herkesin isyan bayrağı çekeceği uygulamadır. ama artık bu iş çığrından çıktı:

    aman hemen kapat tüm yorum sitelerini,hakkınızda eleştiren bir mahkeme kararıyla kapanmaya elverişli siteleri... karşılıklı çıkar sağladığınız kişiler istiyor diye de siteleri kapattırın....aman kimse hakkınızda kötü yazmasın. televizyonlarda sizi eleştiren kanalları, gazeteleri kapatamayınca anca şunları şunları izlemeyin,okumayın deyin. kanunları kafanıza göre değiştirin, dedem yaşındaki adamların minicik kız çocuklarıyla evlenmesine, tecavüze uğrayanları tecavüzcüsüyle evlenirmeye yönelik kanunlar üzerinde yoğunlaşın. insanların sağlık kurumlarında tedavi haklarını ellerinden almaya çalışın ama milyarlarca maaş alan vekillerinize o hastaneler bedava olsun. şehirlerdeki kollarınıza sırf iş bulmak için üye olanlara iş verin, orda burda kömür dağıtın, bilboardları babanızın demir fabrikasının yapmasını sağlayın...ve daha nicesini yapın!

    ''sanıyorsunuz ki bir süre sonra insanlar bu yaptıklarınıza isyan etmeyecek, sanıyorsunuz ki işe soktuklarınız sürekli size oy verecek. er ya da geç bu yaptığınız haksızlıkların sonuçlarını göreceksiniz.''
    (jane, 24.10.2008 19:37 ~ 19:38)
  19. bir başkasının, başkalarının veya bir kurumun, izniniz dışında sizi terbiye etmeye, tarzınızı kısıtlamaya, eğitmeye çalışması, almak istediğiniz bilgi veya bilgileri kısıtlaması, kendi istediği, istedikleri şekilde sizi yönlendirmesi, yönlendirmeleri durumu.
    (stylebrisbane, 11.12.2008 16:33)
  20. malum, rtük birader televizyon ekranında tüketilmekte olan, yani dumanı tüten tütün ve tütün mamülü görüntülerini buğulu, buzlu cama benzer bir konvolüsyon ile sansürlüyor. ama bu sansür "bip" sansürünün mantalitesinden çok farklı. (son yıllarda bip sesinin verdiği rahatsızlık farkedilmiş olmalı ki bazen sadece ses kesilerek uygulanıyor.) bir bip sansürünü inceleyek olursak;

    " ayı senin babaydır. bip! "

    bu bir kemal sunal filmi olmasaydı, veya daha önce sansürsüz hali izlenmemiş olsaydı kimse "bip" yerine "itoğluit" geleceğini bilemezdi. ha tahmin ederdi de tutardı ona bişey demiyorum. ama "ben bi kerede bilirim" diyenin de alnını karışlarım. bilemezsin. puşt var, it var, pezevenk, şerefsiz, orospu çocucuğu.. bunların kendi aralırındaki kombinasyonları: şerefsiz it, ibne pezevenk.. kombinasyoların sayısı büyük sayılara yakınsar, herşey olabilir. asshole, madafaka falan olamaz işte..o belli bir tek. yani normal şartlarda "bip" sansüründe bir belirsizlik var, sansür amacına ulaşıyor.

    gel gelelim bu yeni nesil buğulu sansürlerimiz bu konuda başarısız biraz. bir film sahnesi: masa başında iki adam, ortam dumanlı. bir adam elini arada ağzına götürüyor ağzındaki şeyi eline alıyor, bu arada sansür adamın ağzından eline doğru olan hamleyi takip ediyor. bu sırada adam iş ortağına bulaştığı belaları falan anlatıyor, dertleniyor. sonra yine elini ağzına götürüyor, sansür hareketi takip ediyor ağzı yine buğulanıyor. tabi sürekli bir duman falan da var. bil bakalım adamın eliyle ağzı arasında mekik dakuyan sansürlenmiş cisim ne?

    hayır bilemedin yanan bir yarrak değil. russian institute mu olum o izlediğin? dumanı tüten bir sigaraydı sadece. tamam ergensin anlıyorum, beynin sikinle rok yapmış. ama o kadar da halüsinatif (salladım çok fena) kurgulara ihtiyacın olmasın. bazı kalbur üstü insanlar seni kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için bu kadar düşünceli uygulamalarla hayatına müdahale ediyor, sense bu güzelliği azgın düşüncelerinle kirletiyorsun. bir ipucu vereyim, hayatın kolaylaşsın psikolojin ferahlasın: türk televizyonlarında buğulu bir sansür görürsen bil ki birisi sigara içiyodur. skiş mikiş olmıyacak şeyler hep. belki frikik bir meme ucu, bir don..belki.. o kadar, fazlasını umma.
    (jugis nomen, 16.12.2008 16:58)
  21. sözlükte de "askeri konulara girdiğim için" başıma gelen durum. bir sürü garip başlık varken "dağda kalsam beni kurtarır mısın ilker paşa" başlığı ait yazdıklarım sözlük formatına uymadı diye silindi, sözlüğün rtük'üne ait açıklama tatmin edici değil.

    edit: "gazete manşeti altına haber yazmışsın" diyor, halbuki olayı anlatmıştım, ne olmuş diye. kendi tanımımı da en sonda eklemiştim.
    (endip, 16.04.2009 11:43 ~ 12:19)
  22. sansür (cansure) ve bununla eş anlamda olan kontrol kelimeleri dilimize fransızcadan gelmiştir. bir fikir ve düşüncenin her hangi bir araçla yayınlanmadan önce, yetkili kılınan kamu makamlarınca içeriği yönünden denetime ve izne tabi tutulması şeklindeki ağır bir sınırlamadır.film sansürü ik defafransa'da uygulanmıştır.en eski film sansürü kanunu 1911 tarihli isveç film kanunudur. türk sinemasıtarihi boyunca da bir çok defa sansür olgusuyla karşılaşır.ik sansüre uğrayan türk filmi mürebbiyedir.

    1939 yılından beri uygulanan sansür düzeni çok katı kurallar çerçevesinde işlemektedir.sinemamızda alışılmış kalıpların yıkılamamasında, farklı yaklaşımların entegre edilememesinde, filmlerin senaryo aşamasındayken dahi sansüre tabi tutulup,bu yolla düşünce özgürlüğünün engellenmesi büyük rol oynamıştır. bu yapılan kontrol amaçlı bir eleştiriden çok kendi düşünce sistemine uymayan, ya da bir propaganda aracı olarak gördükleri konu ve çekimleri kesip atmaları, emekleri boşa çıkarmaları olarak adlandırılabilir.tarihimizde bir çok film vardır ki; "türk köylüsü çıplak ayakla dolaşamaz" ,"türk memuru rüşvet almaz", "türk erkeği karısını aldatmaz" bunlar toplum ahlakını kötü yönde etkiler diyerek sansür kurulu engelini geçememiştir.

    sansür, düşünce ve haberleşme özgürlüğüne, bilim ve sanatın yayılmasına tamamen ters bir uygulama olmakla birlikte, bir ülkenin can damarlarından biri olan sinemaya da büyük kayıplar verdirir.bir ülkenin sansür düzeneği o ülkenin kültürünü yansıtır.şarkı sözlerinde, kliplerde, basında,dergilerde, hemen hemen tüm görsel-işitsel medyada uygulanması gerekenden fazla, amacını aşmış bir denetim görülmektedir.ancak tamamen sansürsüz bir toplumsal hayatta düşünülemeyeceği için en az zararla ve öze dokunmadan gerçekleştirilmesi yeğ tutulmaktadır.
    (balefulwhisper, 06.07.2009 10:31 ~ 10:33)
  23. türkiye'de neredeyse her filmin süzgeçten geçirilmesi olayı diyebiliriz kısaca veya uzunca. hertürlü rtük kesiceğinden dolayı kısaca demek daha doğru olur. umudumuz şaban adlı kemal sunal klasiğinde, münasip bir yerine lafı sansürlenmiştir. lan ne var bunda. göt demedi sik demedi. hadi bunları desin. insanlar sanki hiç duymadı bu kelimeleri. ybsg ya. insanlar sapıttı sapıttı. nereyi kesiceklerini karıştırıyorlar bazen. dikkatli olmak gerek. töbe töbe.
    (tmb, 13.07.2009 18:01 ~ 18:03)
  24. ülkemizde ya adam gibi uygulanmaz ya da boku çıkarılır.

    yayınlanan dizi ve filmlerin bir çoğundaki akıllı işaretler ve belirttikleri yaş sınırı oldukça komik mesela. yaş sınırı ya çok aşağıda ya da çok yukarıda olabiliyor. sonra bir de televizyonda yayınlanan filmlerin sahnelerini kesmek var. madem izleyiciye evinde sinema keyfi yaşatmak istiyosun o zaman niye filmin ağzına sıçıyosun. koy adam gibi akıllı işaretini, kesme filmin akışını biz de güzel güzel izleyelim.

    düzgünce yapılmıyor sanki bu sansür işi. sansürlenecek bir ton şey varken televizyonda onları sansürlemezler, yayınlarına devam ettirirler giderler saçma sapan şeyleri sansürlerler, sınır getirirler. bu işi doğru düzgün yapacak kişilerin el atması lazım olaya.
    (aglayankekin kankası, 22.08.2009 12:11 ~ 18:47)
  25. http://www.facebook.com/...

    videonun en anlamlı yeri gitarcı sahnesi sanırım.
    (yenisekme, 23.09.2009 00:04 ~ 00:05)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil