1. çok uzun süredir sanatseverlerin, sanatsevmezlerin hatta sanatla alakasız insanların dahi merak içerisinde cevabını aradığı sorudur. ya da değildir de ben mübalağa eylemişimdir. bu da ikinci ihtimal...

    devam... efendim sanat dallarının hemen hepsinde bir üretici taraf ve bir de tüketici taraf vardır. ki bu tüketici tarafı "toplum" olarak ele alabiliriz bu noktada. peki sanatçı ortaya koyduğu eseri toplumla paylaşmak amacı gütmekte midir? kesinlikle... o halde üretimini topluma yönelik yaptığı için sanat toplum içindir diyebiliriz. ama bir kaç detaya baktığımızda durum değişecektir.

    misal sanat eserinin(gerçek şaheserlerden bahsediyoruz burada) ortaya çıkış süreci tamami ile içsel ve dış dünyadan bağımsız bir süreçtir. ilham dediğimiz şeyin kendisi bir kere toplumdan bağımsızdır.

    hayatını bir dağ evinde, asosyalitenin doruklarında yaşayan bir müzisyen bir bestesinde toplumun ferdlerini yakalayabilecektir. peki bu durumda ilgili müzisyenimiz toplum için sanat yapmış olacak mıdır? hayır tabi ki... o sadece hissettiklerini, içsel buhranlarını, kendi öz düşüncelerini sanatsal bir şekilde ifade edecektir. bu aşamada sanatın sanat için yapılmasının gerekliliğini görmemiz mümkündür.

    kaldı ki "sanatçı" olabilmek için belli bir birikim ve yetenek bir arada gerekmektedir. bu hususta "doluluk" yani işin ehli olmak, işlediğin konuya hakim olmak kati surette gerekmektedir eserlerin samimiyeti açısından. ve sanatçının, sanatını toplum için yapması demek; sanatçının, toplumun seviyesine indirgenmesi demektir. bu da sanatçının vizyonunu yok etmekten başka bir anlam taşımamaktadır. zira sanatçı nitelemesine layık insanların topluma ışık tutmak, level atlatmak gibi ulvi görevleri de vardır. ve bunu topluma ayak uydurarak, yapabilmesi namümkün görünmektedir. bu vesileyle sanat için yapılan sanat, toplum için de yapılmış olacak ve fakat toplum için yapılan sanat(yapıldığı söylenen sanat) ıkınma ve yerinde saymaya eşdeğer kalacaktır.

    sanat sanat için yapılmalıdır... hem de ismail yk ve türevlerine inat!
  2. münazara konusudur.
    bizim takım toplum içindiri desteklerken, karşı taraf sanat içindiri savunmaktadır.
    sonuç takım arkadaşlarının konsept hatasından mağlubiyet. he bir de goethe nin sanat sanat içindir lafını masalarının önüne asmalarının etkisi de var.
  3. mütemadiyen canlandırılan tartışma konusudur. oysa herkesin gözden kaçırdığı bir gerçek var: eserle amaçlanan ne olursa olsun, sanat önce sanatçının kendisi içindir. sanat duyarlılığı olan insanlar için yatkınlık duyduğu her bir sanat dalı, onun dünyayla iletişim kurmak için kullandığı bir araçtır. dünyaya anlatacağı bir şeyler olduğunu hisseder sanatçı; ama dünya adına, ama kendi adına, ve bunları yazı, nota, renk, şekil gibi kodlarla insanlara iletir.

    eh, bizlere de ortaya çıkan eserin karşısına geçip, "sanat toplum için midir yoksa sanat için mi" diye tartışmak düşer.
  4. yüzyıllardır varolan ama cevabı bulunamamış toplumun sanatla ilgili kişilerinin sorusudur. ancak nedense cevap bulunamamıştır çünkü bu cevap kişiden kişiye sürekli olarak değişkenlik göstermektedir.

    ha şahsen sanat toplum içindir... çünkü sanat denilen kavram insanın gördüğü doğruları topluma anlatmasından anlatmaya çalışmasından ileri gelir... bugün varolan popüler kültürde tamamen içe dönmüş sözde sanatsal yapıtlar sadece kişilerin yaşadıklarından ileri gelir... nasıl bir ahmet telli şiirlerinde toplumun acılı yüzünü yansıtıp umudun yine toplumda olacağını söylediyse... ya da sabahattin ali... ya da nazım hikmet ran...

    dünyada ve ülkemizde sanatsal yapıtların başkahramanları hep topluma yol ve yön gösterenler olmuştur bu da sanatın aslında toplum için olduğunun bir kanıtıdır. (bence)
    tabi yinede sanat kişinin kendi iç hesaplaşmasından doğduğunu engellemez bu iç hesaplaşmayı topluma yansıttığı zaman vardır sanat... bir ressam vardı hiç göstermemiş resimlerini ya da o dönem değer görmemiş ama şimdilerde paha biçilemiyor... bu da sanatın dönemsel olarak kişinin anlatma yönteminin gerçerli olup olmadığını göstermektedir.
  5. edebiyattan, anlayışlardan, yazarların fikirlerinden hatırlardığım ayrım noktası. 2 gün öncesine kadar o kadar sıkıcı birşey olduğunu düşünmemekteydim yalnız 1 gecemi bu muhabbet içinde geçiren insalar yanında geçirdikten sonra aman ben bulaşmayım artık diyorum. bir insan hiç mi sıkılmaz aynı konudan ? sıkılmıyormuş, sıkılmadı(lar)..