resmedilebilecek en güzel şeyin çıplak ve güzel bir kadın vücudu olduğunu, modern sinemanın her şeyden önce insanı, hayatı, gerçekleri yansıtması gerektiğini anlayamayanlarca "porno" yakıştırması yapılan, ama gerçekte yalnızca ve yalnızca anlatılan öykünün gerektirip gerektirmediğine bağlı olan kavram. bazı beyinler vardır ki üç kelimesinden biri küfür olmasına rağmen bunca küfrün çıkış noktasının cinsel baskı olduğunu idrak edemez, bazı beyinler vardır ki toplumun ezici baskısından dolayı cinselliği yok sayar, erkek erkeğe konuşulan her 3-4 konudan biri seksken, bunun duyulmasını, bilinmesini istemez. öyle tabu mahkumları vardır ki, her gece fanteziden fanteziye koşmasına rağmen
* toplum içinde cici çocuğu, masum kızı oynamak zorunda kalır. kız arkadaşını eve atmanın derdini yapanlar, dini tabulara gömülüp "günahtır ulan" diye höykürenler, yolda yürürken geçen kadınlar acaba tanga giymiş mi diye kıçını inceleyenler, (bu liste uzar da uzar) kısacası doğasının bir emri, mutlak gerekliliği olan cinselliği doğru düzgün yaşayamayıp toplumsal linç duyusuna ya da kendi varlığına karşı derin bir vicdan azabı duyanlar bu durumdan rahatsız olur, sanal-reel ortamlarda höykürür de höykürür.
lafım bizdeki mankenden bozma oyuncuların kıçını başını açması, ya da ticari kaygıyla filmlerde kadınların soyulması için değil elbette, onlar et ticaretinin pazarlama bölümünü ilgilendirir ; ama sanat için soyunmaya laf etmeden önce bikaç tane şaheser nü tablo, bikaç heykel görmek, bir de gerçekten sanatsal değeri bulunan filmlerde çıplak kadın vücudunun kullanımını izlemek gerekir (yazarken aklıma ilk gelenler
barış pirhasan'ın
usta beni öldürsene adlı filmindeki deniz kızının soyunması,
harem suaredeki hamam sahneleri ve
21 gram'da
naomi watts'ın sevişme sahneleri). hala söz söyleyebiliyorlarsa bari sanattan uzak dursunlar da sanat kirlenmesin...