belki ilginizi çeker
  1. · resimdeki sanatçı
  2. · godspeed you black emperor
  3. · masi oka
  4. · oscar alması gereken türk oyuncular
  5. · nil karaibrahimgil in neşet ertaş ı tanımaması
  6. · hay teoman konserleri kadar kafanıza taş düşsün
  7. · sanatçı topluma örnek olmalıdır
  8. · volkan konak
  9. · efkan şeşen
  10. · müjde ar vs beren saat
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · kurban bayramı vahşeti
  2. · banu güven
  3. · sözlük yazarlarının itirafları
  4. · bakire kız ile evlenmenin verdiği huzur
  5. · günün tek cümlelik özeti
  6. · author gibi erkekler
  7. · yeşim salkım
  8. · çenesi dışarı çıkık kadınlar
  9. · sirkencübin

sanatçı  

 sayfa  / 2
  1. sanatla uğraşan kimse..

    (bkz. bu ülkeye sanatçılar lazım)
    (bkz. her şey olabilirsiniz ama sanatçı olamazsınız)
    (bkz. bir sanatçı olarak petek dinçöz)
    (bkz. resimdeki sanatçı)
    (zeus, 15.05.2004 17:35)
  2. tdk açıklamış:

    güzel sanatların herhangi bir dalında yaratıcılığı olan, eser veren kimse, sanatkâr.
    sinema, tiyatro, müzik gibi sanat eserlerini oynayan, yorumlayan, uygulayan kimse.

    2-3 şarkı söyleyerek birkaç barda insanları eğlendiren insanlara asla söylenmemesi gerekenlerden biri de "sanatçı" kelimesidir. biraz podyumda yürü manken ol, iki poz ver model ol, aptal bir dizide oyna oyuncu ol, iki şarkı söyle sanatçı ol. ne kolaymış lan burda hayat!!!
    (aqua, 19.08.2004 22:45)
  3. televizyon dünyasında kendine iyi kötü yer edinmiş herkes için kullanılan içi boş adlandırma.
    (invisibleruh, 19.09.2004 17:49)
  4. hakkında çok yanlış düşüncelere sahip olduğumuz meslek grubu. bazılarımız eline her mikrofon alanı sanatçı olarak değerlendirirken bazıları da sanatçıya ayrı bir kudsiyet atfederler. esasında sanatçılık bir meslektir, saygınlığı da o kadardır. her ekrana çıkan sanatçı olamayacağı gibi her gerçek sanatçı da saygın değildir, zira sanat dünyada önem sıralamasında çok gerilerdedir.
    (organometallic complex, 03.10.2005 11:04)
  5. türkiye'de tartışmasız özünü,benliğini yitirmiş kavram.her magazin programında veya haberlerde dahi beynimize işletilmeye çalışılan 2 şarkı söyleyip star olan ya da sexiliğini kullanıp bir yere gelen insanların sanatçı olarak ifade edilmesi zaten durumun vahimliğini açıklamaya yeter.sanatçılık herşeyden önce şarkı söylemek,oyun oynamak,filmlerde soyunmak değildir.sanatçılık yaptığın hareketlerle,harcadığın emekle,insanlara ürettiğin sanatla o insanların hayranlığı kazanmaktır.yaptığı eylemle bir hayran kitlesi oluşturmaktır.sanat senin benim herkesin yapacağı notalara dahi bakmadan sıradan bir şekilde şarkı söylemek değildir.bu gün bir fazıl say'a veya suna kan'a sanatçı diyip ardından manken bozması 2,3 single ile hit yapmış insanlarada sanatçı diyorsak bu işte ne kadar büyük terslik olduğunu zaten anlamış olmaktayız.ama işin özeti budur bir şekilde böylede gidecek gibidir 4-5 yaşındaki çocuğun dahi en büyük eğlencesi olan televizyonda bunları görmesi bunları örnek alması ve kafasındaki sanat anlayışının bu şekilde gelişmesi bu dakikadan sonra değiştirilmesi zor bir durumdur.böyle gelmiş böyle gidecektir malesef sanatçılık sexilik,soyunma,senin benim gibi şarkı söyleme ve magazin programlarında boy gösterme olarak çıkacaktır karşımıza..
    (benikoyupgitmeneolursun, 07.12.2005 11:52)
  6. yaşama bir şeyler katan ya da yaşamı, sanat eseriyle yeniden yorumlayan kişi. lo lo lo yapmayla olmuyor.
    (squadron, 18.01.2006 13:58 ~ 13:59)
  7. türkiye'de zanaatçi terimiyle kariştirilan veya zanaatçi terimi yerine kullanilan kavram. bunun sebebi de bu kavramı taşıyabilecek nitelikli eleman azlığıdır. zaten, türkiye'deki ortam da ancak zanaatçi kavraminin faaliyet alanı için müsaittir. gerçek anlamda sanatçı ünvanini hakeden kimselerin bu ortamda barınması çok zordur. çünkü, bu toplumda en çok gerçek sanatçilar zorluk çekmiştir ve çekmeye de devam ediyorlardır. sanatçi, düşünen ve üreten adamdır. düşünceye tahammülün olmadığı topraklarda pek boy göstermezler. kazara gösterenler de tırpanlanır.
    (respectful, 21.10.2006 21:12)
  8. sanatçı;sanatı için doğandır.sanatçı olunmaz sanatçı doğulur diye çok klişe bir laf vardır sonuna kadar arkasındayımdır.sanatçı olunmaz doğulur.benim için hem benim uğraşımda branşlaşmış bir insan olarak hem de tüm sanat dallarındaki sanatçılara genel olarak baktığımızda en önemli isimlerden birisi leyla gencer'dir.sanatçı diyince onun gibi bir insan gelir benim aklıma.o sanatçı olmamıştır mesela,doğmuştur.duruşu buna şahittir,bakışı buna şahittir,ortaya koyduğu ruh buna şahittir.sanatçı;sanatı için debelenendir,sanatı için her şeyden vazgeçebilendir,sanatıyla uçurumlara gidebilendir,sanatına tutkun olandır,sanatının üstüne aşk tanımayandır,sanatına inançla,inatla,hırsla bağlı olandır,sanatı ve hayatındaki diğer şeyler arasında cennet ve cehennemi yaşayandır,sanatına tapandır...sanatçı özgün olandır.taklitlerden uzak,saf ve durudur sunduğu şey.sadece sanatının hakkını verebilmenin savaşı içinde olandır,bu savaşta sesiyse silahı sesini,çizgileriyse silahı çizgilerini,vücuduysa silahı vücudunu,elleriyse ellerini,ayaklarıysa ayaklarını,parmak uçlarıysa parmak uçlarını,gözleriyse gözlerini özgün kılabilmelidir.taklitlerden uzak,sadece kendi olarak...bugün ben kim olduğunu bilmeden duyduğum aryayı seslendirenin leyla gencer olduğunu anlayabiliyorsam,imzasını bilmeden okuduğum bir yazının shakespeare'e ait olduğunu farkedebiliyorsam o insanlar sanatçıdır işte.sanatçı olmak yıllanmak demek değildir,sanatçı olmak konservatuvarlı ya da güzel sanatlı olmak değildir,sanatçı olmak sadece yetenekli olmak değildir,sanatçı olmak sanatı sevmek değildir.sanatçı olmak; sanatında farklı olmak ve bu farkı gösterebilme yetisine sahip olabilmektir,sanatçı olmak sanatında kendi stilini,çizgisini yaratabilmektir.sanatçı olmak;"ya bir gün scala'da söylerim ya mesleği bırakırım" diyebilmektir mesela.sanatçı olmak;3000 kişiye aynı anda "bravo!" dedirtip ayakta alkışlanabilmektir.sanatçı olabilmek;sunduğunuz karşısında insanları düşündürebilmek,ağlatabilmektir.sanatçı olmak bunları yapmak için;acı çekmeyi,üzülmeyi,hırpalanmayı,yıpranmayı,kaybetmeyi,
    kaybolmayı,sürüklenmeyi,zorlanmayı göze alabilmektir.tüm bunların içine içine koşarken yine de güçlü durabilmektir.
    kaç kişi var bu meydan savaşına atılabilecek kadar cesur ve galip gelebilecek kadar tutkulu?ister klişe olduğu düşünülsün bu lafın,ister bayağı,ister absürt,ister banal,ister amiyane..sonuna kadar arkasındayım; sanatçı olunmaz sanatçı doğulur.
    (marguerite gautier, 10.02.2007 23:36)
  9. objektifi subjektif yapabilen,subjektifi de objektif yapabilen insandır.
    (parpali, 08.04.2007 22:39)
  10. yaşantısının her anıyla etrafına örnek olan kişidir.
    (brodlu, 13.04.2007 13:44)
  11. ortalıkta tanrısal bi ışık yayıyorum ben edasıyla dolaşmayan,insandan çıkan şeyin insanüstü bir varlık tarafından yaratılamayacağının,bunun bir yalan ve işin pazarlama kısmı olduğunun bilincine varmış ve insan gibi insan olan,varlığıyla yaratan sessiz sakin ve lakin fırtınalı aynı zamanda ,türümüz örneği.
    (hominy, 04.05.2007 00:40)
  12. bu memlekette petek dinçöz de sanatçıdır candan erçetin de. düşünün artık ne kadar geniş bi kavram.
    (hayalet, 04.09.2007 12:59)
  13. hem yaratıcı hem de yok edici olabilen yarı tanrı.
    (comtesse de lautreamont, 28.09.2007 01:39)
  14. her gerçek sanatçı yetkin bir sanatsal görüye ulaşmış kişidir. bu da ancak felsefenin sağlayacağı bakış açısıyla olasıdır. her sanatçı kendi koşulları içinde filozoftur. her gerçek sanatçıda insanlığın tüm temel sorunları dizgesel bir tutarlılıkta aydınlığa kavuşur. “ yüksek düzeyde hiçbir sorun yoktur ki dostoyevski’nin romanı onu ele almış olmasın” der gide. ancak romandaki bu sorunlar durumların, olayların, ilişkilerin arasından sezilebilen sorunlardır, onları bir felsefe kitabında olduğu gibi apaçık göremeyiz. flaubert yerden göğe haklıdır: “ tanrı nasıl yaratısında görünmez ve tam güçlü olarak varsa sanatçı da yapıtında her yerde sezilmeli ama görülmemelidir.”
    afşar timuçin (özgür prometheus)
    (city boys, 16.10.2007 20:16)
  15. adalet ve kalkınma ile birlikte ülkemizde anlamı en çok çarpıtılmış sözcüklerden biri.
    (yata yata paslandık, 19.10.2007 15:45)
  16. sanatçıların çoğu, ilgisizlikten değil, anlaşılmamaktan yakınır. anlaşılmak ise, bu durumda, beğenilmekten başka bir şey değildir. anlayışsız saydığı halk yüzünden, sanki o halk sanattan anlıyormuşçasına zengin olan sanatçılar da var. böyleleri, belki de, ileri gitmiş ülkelerdeki sanatçıların yalnız maddi yönden değil, saygı görme bakımından da kavuştukları üstün duruma imrendiklerini anlatmak istiyorlar. o gibilerin unutmamaları gerekir ki, halk hiçbir zaman, hiçbir yerde gökten anlayışla inmemiş, yetişmiş, yetiştirilmiştir. bu bakımdan sanatçı, hazıra konmayı beklememeli, görevleri olduğunu da hesaba katmalıdır.

    kimi de anlaşılmayı bir yana bırakmıştır; sanat, bilim, politika işlerine karşı genel bir ilgisizlikten yakınır durur. bundan ötürü, ilgisizlik denince, nedense hep halkın ilgisizliği gelir akla; aydınların da halka karşı ilgisiz olduğu üzerinde pek durulmaz. böylece halk, kendisinden boyuna ilgi beklenen, fakat ona ilgi gösterilmesi pek de gerekli olmayan tuhaf bir yaratık durumuna getirilmiştir. halkın, sanatçıları, politikacıları, genel olarak aydınları kendi başlarına bırakması, onların söylediklerine, yazdıklarına sanki kulaklarını tıkaması, belki de bu durumun doğurduğu bilinçsiz bir tepkidir.

    ilgisizlik, kimi sanatçının, çevresinden elini ayağını çekip içine kapanmasını sonuçlandırır. böyleleri sanattan kimsenin anlamadığı kanısını kolayca benimserler. ama bu gibi kimselerin, anlayışsız saydıkları kişilerden bir alkış geldiğinde, bu alkışı körlemeden bir beğeniş saymaları gerekirken, o kişilerin değerliliğinden söz açmaya kalkmaları kolay anlaşılır işlerden değildir. sadece beğenilmenin anlaşılma ve gerçek ilgi sayılması, bizim toplumumuzun aykırılıklarından biridir.

    yalnız sanat bakımından değil, örneğin, adalet bakımından da toplumun sağır olduğu, ilgisiz olduğu söylenir ikide bir. alain diyor ki: "toplum, kendisinden bir şey istemeyene, sürekli olarak istemeyene, bir şey vermez."

    gerçekten de, birtakım büyük düşünürlerin, toplumu sarsmaktan söz açmaları bu yüzdendir. onun için toplumu uyuşukluk içine sokan eskimiş düşüncelerin yerine yenilerini geçirmek, başka bir deyişle, kafaları değiştirmek, düşüncenin sınırlarını genişletmek inancında bulunanların, anlayışsızlıkla, ilgisizlikle karşılaştıklarında küsüp oturuvermelerinde bir çelişiklik vardır. öncüler, kimi yerde, halkın yararına olanı, halktan önce sezerler. bunun tesi doğru olduğu zamansa, aydının değeri küçülür, bundan ötürü de onun homurdanmasına yer kalmaz.

    bizde halk, uzun bir süre, politika savaşlarına ilgi göstermemiş, yukarı katlar arasında olup giden olaylara seyirci kalmıştır. bu durum, poltikacıların halkı araya karıştırmaktan titizlikle çekinmelerinden, halkın ilgisini istememelerinden değil midir?

    yıllanmış politikacıların, yurt yönetimine halkın ilgi göstermesini gerçekten istedikleri kolay kolay söylenebilir mi? ama, oy toplayamayınca, beğenilmediğini, sevilmediğini, düşeceğin anlayınca, halkın ilgisizliğinden, anlayışsızlığından yakınan ne çok poltikacımız vardır.

    iki öküz bir kağnı çekiyorlarmış: dingilin durmadan gıcırdadığını duyunca: "sana ne oluyor? yükü biz çekiyoruz, sen bağırıyorsun," demişler.

    kendi beğenisinin halkça anlaşılmadığını düşünüp de, halkın beğenisine uyuyorum diyerekten kötü işler yapanların durumu ise düpedüz çirkindir. sabahattin eyüboğlu, bir yazısında: "biz neler yazabilirmişiz, ama halk tutmazmış; ne filmler çevirebilirmişiz, ama halk böylesini istiyormuş; ne ince nükteler yapabilirmişiz, ama halk yalnız kabasından anlıyormuş," diye o gibilere takılır.
    (nino quincampoix, 07.11.2007 09:47)
  17. hissetmeyi ve hissettirmeyi bilendir.
    (ketenkele, 01.12.2007 18:28)
  18. oturup emek harcayıp (iyi ya da kötü) bir eser (film, müzik vs.) oluşturan, bu eserini internetten beleşe indirdiğimiz, sonra çaldığımız yetmiyormuş gibi bir de hırsızlığımıza kulp takabilmek için çok pahalıya (sanki ucuz olmak zorunda) satıyor (sanki almak zorundayız) diye bok attığımız şerefsizlerdir.
    (me vale madre, 22.01.2008 20:15)
  19. sadece kendini anlatabilmek, içini dökmek ya da sadece sanat yapmak amacıyla eser veren kişidir bana göre. yaptığı eseri satmaya, pazarlamaya kalktığı an gözümde tüccar oluverir.

    evet, biliyorum ki yüzyıllardır sanatçılar (shakespeare'inden fuzuli'sine, bob dylan'ından michelangelo'suna) para kazanmışlar yaptıkları işten. ama bi terslik var bu işte. sanatın kendisiyle çelişiyor bu yaptıkları bana göre.

    kim ne derse desin önce sanat yaptığını iddia edip, sonra eserinden para kazanamadığı için yakınan biri bana ikiyüzlü görünüyor.

    (bkz: aha kulp)

    not: siz son bkz'a bakmayın. söylediklerimde ciddiyim.
    (yorkshire, 22.01.2008 20:27)
  20. (bkz: tolga özkan)
    (fethiye, 21.02.2008 17:10)
  21. “sanatçı aslında bir çilekeştir,

    fakat ters yönde işleyen bu çile,

    insanı bütün nimetlerden el çekmeye değil,

    tam tersine bütün yasakları, özelliklede iki büyük yasağı,

    yani şehvet ve ölümü aşmaya götürür.”


    (bkz: georges bataille)
    (mabel, 03.06.2008 16:47)
  22. büyük gelişmeleri, farklılıkları veya yeni adımları, ilk olarak düşleyen insanlar. ardından bilim adamları veya liderler bu düşleri hayata geçirirler, geçirmişlerdir..
    (fightordie, 09.04.2009 19:33)
  23. (bkz: bir de şöyle bir şey var)

    aslında iyi bir sanatçı olabilecek bütün vasıflara sahipti.
    birikimliydi ve mütevaziydi.
    sürekli okuyor kendini geliştiriyordu.
    yaratıcı ve kıvrak bir zekası vardı.
    müthiş gözlem yeteneği sayesinde olaylara çok iyi vakıf olabiliyor, hemen irdeliyor, analiz ediyordu.
    hüznü de neşeyi de dozunda yaşıyordu.
    ama ne yazık ki ''tipini sikiiiim'' denebilecek bir tipe sahipti.
    belki de üretkenliğini körükleyen birşeydi bu.
    bunu şimdilik bilmiyoruz, zaten olayın bu kısmı bizi de pek
    ilgilendirmiyor. neyse konuyu dağıtmayalım dediğim gibi bu özelliklere sahip,
    bu donanımdaki bir sanatçı adayı olarak o gece o sokaktan geçiyordu.
    geceler...
    nedense ona hep ahmet haşim'in şiirlerini hatırlatıyordu.
    ama ne yazık ki ''tipini sikiiiiim'' denebilecek bir tipe sahipti ve orada
    merdiven kenarında oturan üç delikanlı ona böyle seslenmişti.
    müthiş gözlem yeteneğine sahip olduğu için bu kişileri irdeledi.
    tipik lumpen proletarya insanlarıydı bunlar.
    topluma karşı olan kinlerini onlardan farklı olan kendisinden almak için küfür etmişlerdi ona.
    o gözlemleye dursun ''ne bakıyosun lan! bakma skerim ananı'' diye haykırdı,
    3 gençten en iri olanı.
    birikimini kullanarak onlara bu durumu anlatmaya çalıştı ama
    ''oynatma elini kolunu'' uyarısı üzerine pıstı.
    yaratıcı kıvrak bir zekası olduğu için kaçmaya kalkıştı,
    ama koşarken boka basıp ayağı kaydı düştü.
    mütevazi bir dayak yiyip,
    hüznü evet özellikle hüznü dozunda yaşadı.
    aslında iyi bir sanatçı olabilecek bütün vasıflara sahipti ama tabiri caizse;
    ''g.tünden sktiler onu'',
    lüleden yediler onu.
    olmadı,
    olamadı...


    not: bu yazıyı çok çok önceleri bir yerde okumuştum. sonrasında bilgisayarıma kaydedeyim demiştim ve tek tek yazmıştım. bilgisayarımın yedekleme derinliklerinde dolaşırken rastladım, tekrar okudum, güldüm, ağladım. şimdi de bilgisayarımla birlikte copy-paste eşliğinde sizlere sundum.
    (bkz: mutluyum huzurluyum)
    (bkz: evet)

    edit: imla
    (fernandez, 24.06.2009 18:06 ~ 18:18)
  24. sanatçı, statükocu olamaz. birey aydın, katip, yazar, zanaatkarsa statükocu olabilir, sanatçıysa bu titri / kavramı bekleme ve isteme hakkı yoktur. ulaşmak için çaba göstermemelidir. beklenti, insanı şekle sokar, formalize eder, davranışların başlangıç kaynağına oturur.. beklenti, tatmini sırasınca geçen sürede algıyı zehirler. beklenti, ruhu katılaştırır. sanatçı şekle giremez, hücresinde özgür olmalıdır.
    (novalislj, 11.07.2009 00:09)
  25. bir sanatçı ömrü boyunca sanatçı adayıdır çevresindeki insanlar sanatçı deseler bile onlar kendi gözlerinde hep adaylardır, mütevazilerini kaybedip gururlarının esiri oldukları zaman kimliklerinide kaybetmişlerdir demektir

    ve onlar hayatın her alanında normal insanlardan çok daha uç noktalarda üzülüp sevinirler. kolay küserler hayata herkesin gördüğünden çok daha ayrıntısını gördüklerindendir belki de bu
    (leon de bruxelles, 11.07.2009 00:14 ~ 00:18)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil