toplum için sanat, sanat için sanat sorunsallarını doğmasına neden olmuştur. kanımca belli bir kaygı ile (topluma mesaj vermek, dikkatleri bir yöne çekmek .. gibi) ortaya çıkan eserler bu türden bir kaygı ile yaratılmamış gerçek sanatsal kimliği olan diğer eserlere göre daha geri plandadır. bu yüzden sanat için sanat diyoruz
insanın duygu ve düşüncelerini , kendisinden bağımsız olarak gördüğü nesnel dünyayı kafasında yorumlaması , sorgulaması ve duyguları ile bağdaştırması sonucu herhangi bir şekilde duygularını , bilinç altı dışa vurumu ile çeşitli şekillerde somutlaştırması.
yalnız senin gezdiğin bahçede açmaz çiçek,
bizim diyarımızda bin bir baharı saklar!
kolumuzdan tutarak sen istersen bizi çek
incinir düz caddede dağda gezen ayaklar
sen kubbesinde ince bir mozaik ararda
gezersin kırk asırlık mabedin içini
bizi sarsar bir sülüs yazı görsek duvarda,
bize heyecan verir bir parça yeşil çini
sen raksına dalarken için titrer derinden
çiçekli bir sahnede bir beyaz kelebeğin
bizimde kalbimizi kımıldatır derinden
toprağa diz vuruşu dağ gibi bir zeybeğin
fırtınayı andıran orkestra sesleri
bir ürperiş getirir senin sinirlerine,
istırap çekenlerin acıklı nefesleri
bizde geçer en yanık bir musiki yerine
sen anlayan bir gözle süzersin uzun uzun
yabancı bir şehirde bir kadın heykelini,
biz duyarız en büyük zevkini ruhumuzun
görünce bir köylünün kıvrılmayan belini...
başka sanat bilmeyiz karşımızda dururken
yazılmamış bir destan gibi anadolumuz
arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken
sana uğurlar olsun... ayrılıyor yolumuz
ülkemizde gerçekten can çekişmektedir, zira kim neyi kime yapıyordur belli değil. bale bir sanattır, ama bir kültür değildir en azından bize ait, bale=sanat=kültür düşüncesi yanlıştır. kültür parametre değilse sanat topraksız bir çiçek gibi her yerde kafasına göre değişir mi , böyle ot bir sanat olur mu düşüncelerini akla getirir.
yıllarca ayakkabılar ile evde dolaşan karakterlerin bizi oynadığına tanık olduk. komik aynalara bakar gibi kendimizin garip bir görüntü kopyasını izledik. konuşmalar bizden değil, davranışlar bizden değil, alışkanlıklar bizden değil hatta tipler bile bizden değildi...
sanki büyük bir kesim, okumuş yetişmiş ama bu memleket için değil...
sizi dinleyecek insan yoksa neden konuşursunuz diyesim geliyor, neyseki yavaş yavaş "biz" kavramı anlaşılmaya çalışılıyor, buna da şükür.
alınır, satılır birşeydir. ammaaaaa aracı şirketten gayrısı bunu halka ulaştıramaz. sanatçı ürününü halkla paylaşmak üzere bir şirkete satar. bu şirket, eserleri dağıtan, gösteren, dinleten tekeldir. bu şirketi by-pass etmeye kalkmak hırsızlık oluyormuş.
türkiye de hakettiği değeri almayan bir uğraştır sanat,millet olmanın ilk şartı sanata saygı duymaktır bir millet en çok sanatıyla sanatçısıyla tanınır onlar sayesinde yücelir örneğin tolstoy ,çaykovskiy rusya nın adını yüceltir değerini arttıran sanatçılardandır. toplumumuzda ise sanatla ilgilenmek parası olanın harcı olmakla sınırlı kalmaktadır,sanata ve sanatçıya gereken değer verilmemekte ve gerektiği gibi desteklenmemektedir,ilköğretim ve lisede yeterli sanat eğitimi öğrencilere verilmemekte,sanatı geliştirecek yapıcı yahut olumsuz eleştiriyle sanata katkıda bulunacak eleştirmen bile bulunmamaktadır,çoğu kişiye göre sanat gerksiz bir uğraş olarak algılanmaktadır,bunda müslümanlık seçildikten sonra resimde suretin yasak olması en büyük etkenlerden biridir,bizim batı gibi köklü bir sanat akımlarıyla yoğrulmuş köklü bir sanat tarihimizin olmaması sanatta ancak fatih sultan mehmet zamanında birşeyler yapılmaya çalışılması, batı etkisinde gelişmiş bi sanat geçmişimiz olması sanatta geri kalmamızın nedenlerinden biridir.batının yıllar önce benimsediği modern sanatları bizim toplumumuzun bugün bile saçmalık olarak adlandırması algılamamak için adeta direnmesi sanat açısından nekadar az eğitildiğimizin bir göstergesidir,sanat eğitimi her birey için gereklidir ,toplumun istenilen standartlara ulaşması sanat ile mümkündür.
ayrıca yavaş yavaş nevizadenin tamamını ele geçireceğine inandığım meyhane, şarapevi, restorant ve barı bulunan çok katlı, iki binaya falan yayılan güzel bir teras sahibi mekan.
sanat ancak bilinç sahibi kişilerce yapılabilir. doğanın ürettiği güzel şeyler güzel olabilirler fakat sanat ancak insanlar tarafından icra edilebilir. belirli bir düşünsel aktivite olması gerekir sanattan söz edebilmek için.
sanatta seri üretim söz konusu değildir. yaptığınız her şey biricik olmalıdır. yani bir ayakkabı ne kadar güzel olursa olsun, yüzlerce yapıldığı an bir sanat eseri olamaz.
sanat bir şekilde duyguların dışa vurumu olmalıdır. duygu yoğunluğu olmadan sanat olamaz.
sanatta estetik kaygı olmalıdır. üretilen şeyin birilerine göre güzel olması gerekmektedir. çirkin bir şey olsa bile bir bu çirkinlik güzel bir yöntemle yapılmış olmalı ve bir ahenk taşımalıdır. ahenk taşımıyorsa bile içerdiği uyumsuzlukda dahi bir ahenk, bir güzellik olmalıdır.
çoğunlukla kabul görmemesine rağmen, bazıları sanat'ın para kaygısıyla yapılmaması gerektiği şartını öne sürer. lakin bir meslek olarak sanatçılığın devam edebilmesi için, sanatçının maddi kaygılar gütmesi elzem bir durumdur. lakin maddi kaygılar güdülmeden üretilmiş sanat eseri çok daha candır. şiir kasedi doldurmak için yazılmış şiirdense sevgiliye yazılmış, ve ya sadece sevgili tarafından görülmüş veya bir defter arasında unutulmuş şiir daha makbuldür, daha sevilesidir, candır.
"sanat bireyciliktir ve bireycilik altüst edici ve parçalayıcı bir güçtür.onun muazzam değeri burada yatar.altüst etmeğe çalıştığı şey,türün tekdüzeliği,adetlerin köleliği,alışkanlığın tiranlığı ve insanın makine düzeyine indirgenmesidir."
insanın kendine ve düşüncesine ve düşüncesini açıklama şekline güzellik katma şeklidir. isterseniz toplumsal bir güdü ile hareket edin eğer sanat yapıyorsanız kendinizi anlatıyorsunuzdur; bambaşka çabaların içine gizlense de sanatınız sizin güzel halinizdir.
biraz fazla liseli komünist kokuyor ama oldukça ilginç bir tanım yapıyor john berger amca ways of seeing'de:
"the art of any period tends to serve the ideological interests of the ruling class. if we were simply saying that european art between 1500 and 1900 served the interests of the successive ruling classes, all of whom depended in different ways on the new power of capital, we should not be saying anything very new. what is being proposed is a little more precise; that a way of seeing the world which was ultimately determined by new attitudes to property and exchange found its visual expression in the oil painting, and could not have found it in any other visual art form.
oil painting did to appearances what capital did to social relations. it reduced everything to the equality of objects. everything became exchangeable because everything became a commodity. all reality was mechanically measured by its materiality".