iyilik yap denize at benzeri anlamlar içeren cümle,özlü söz..
bu tür kavramların arkasında büyük eksiklikler vardır kanımca..misal;benim yapmayacağım şeyin,bana yapılmayacağını kim garantileyebilir diye sorarım en basitinden..
üstelik,iyiliği biri için,bir hedef için yapmıyorsam niye yapıyorum ya da bana yapılmasını istemediğim şey aslında benim yapmak isteyip de içimde bastırdığım birşey midir ki,sonra başıma bela olsun istemem,vazgeçerim(birileri*** farkına varır da ödetmeye kalkar diye tırsmaktayım aslında..)
yaptıklarının sorumluluğunu almayan,kararlarının geleceğini düşünmeyen insanlara söylenmiştir bu sözler diye düşünmekteyim..eğer öyle ise,bu kadar basit cümleler ile beyin yıkamak mı doğru olandır yoksa hatanın nereden kaynaklandığını gözler önüne sermek mi..
arada kaynayanlar;o iyimser bakışı korumaya çabalarken,gerçeklerle uyuşamadığını hissedip acı çekenler olur..
eğer zamanında herkes tarafından en önemli ilke kabul edip uygulanmış olsaydı, dünya tarihini değiştirirdi diye düşündüğüm cümle.
çünkü insanlar genellikle kendilerine yapılmasını istemedikleri ne varsa başkalarının üstünde deniyolar gördüğüm kadarıyla.
ilişkilerde uygulanması, günümüzde yaşanan birçok mantık dışı sorunun kendiliğinden çözülmesini sağlayacak önermedir. bir erkek nasıl ki arkadaşları ile dışarı çıkıp eğlenmek isterse aynı şeyi kadının da isteyebileceğini bilir, yani kendisine yapılmasını istemediği limitlemeyi başkasına da yapmamış olur. bu önermeyi benimsemiş kişi aldatmadan önce düşünür: "eğer kız/erkek arkadaşım bana bunu yapıyor olsaydı ne hissederdim?" ve kendine yapılmasını istemediği şeyi başkasına da yapmaz. bu önerme ilişkiye eşitlik ilkesi getirir. kişi unutmamalıdır ki başkasıyla birlikte olduğu her an, sevgilisini yalnız bırakmakta ve ona da aynı şansı tanımaktadır.!
ikimizin de aynı şeyi istemeyeceği varsayımına dayanılarak edilmiş bir laftır. halbuki bana yapılmasını istemediğimi sen kendine yapılsın isteyebilirsin. empati denmiş. bu lafın empati ile alakası yoktur, tam zıttıdır hatta. empati bir an için karşındaki olabilmek, onun gibi düşünüp, onun gibi hissedebilmektir. karşındakinin ne isteyip ne istemediğine kendin üzerinden karar vermek empati değildir. biri ötekinden daha iyidir falan demiyorum, yazıyorum işte öyle...
ülkemizde gerçekleştirilemez olan ahlak olgusu. aslında sadece ülkeyi ele almak elbette yanlış olur. lakin, ne kadar emin olsam da, yabancı bir ülkede bulunmadığım için herhangi bir tespitte bulunamam. şunu söyleyebilirim ki, "tanıdığım" turistler içinde böyle bir şeye rastlamadım. gülhane parkı'nın girişinde, ingiliz bir turist kafilesinin içine girdim. aslında ben sabit durmuş makinemle ilgilenirken, onlar üstüme üstüme geliyorlarmış. her neyse, neticede çarpıştık. 20 saniye falan özür dilediler. 20 saniye. dile kolay. hemen bitecek bir anmış gibi geliyor değil mi? ama yok. hanginiz omzuna çarptığınız adamdan "adam gibi" özür dilediniz?
elbette üstte verdiğim örnek ile başlığın arasında sağlam bir bağ yok. ama istemeden yaptığı bir şey için, 20 sn özür dileyen bir turist var.
genelde arkadaş çevresinde sık görünür bu konu; kız arkadaşının yanında "naber lan yarraam?" diyen kankadır bazen. bazende, öğretmenin sorduğu soruya doğru cevap verecekken, arkadan pandikleyen "arkadaştır", "kankadır"
enseye şaplatmalar, kafaya vurmalar, doğru bir söz söylenince "sus lan salak!" demeler...
öküz değil, insan yetiştirmeliyiz. bunun temelini ilkokul, anaokulu artık hangi okulsa verin, yeter. bunlar eğitimle çözülecek şeyler. anne-babadan yanlış öğrenilen şeylerin düzeltilebileceği yerler bu eğitim kurumları.
bu ifadenin karşıt tersi ya da ona benzer bir şeyi(mantık terimlerinden pek çakmam) "sana yapılmasını istediğin şeyi başkasına yap" gibi bir şey oluyor. ben de bundan hareketle önüme gelen bütün kızları zorla öpüp mıncıkladım fakat henüz bir tanesinden bile aynı karşılığı alamadım. ters bi şeyler var.