belki ilginizi çeker
  1. · sana alışmak istemiyorum
gündem
  1. · öğretmenler günü
  2. · ateist yazarların itü sözlük ten defolup gitmeleri
  3. · 22 kasım 2009 izmirlilerin pkk tepkisi
  4. · her yerinden öpüyorum rüştü
  5. · sevgilinin söylediği unutulmayan sözler
  6. · 24 kasım 2009 barcelona inter maçı
  7. · günün tek cümlelik özeti
  8. · fender telecaster
  9. · nazım üstüne

sana alışmak istemiyorum  

  1. (kaleydoskop, 03.06.2007 17:46)
  2. (iki nokta üst üste biri altta biri üstte, 03.06.2007 18:06)
  3. (tahinpekmez, 03.06.2007 18:06)
  4. "saçma sapan huyların var beni de kendine mi benzeticeksin gerizekalı. ben gidiyorum"un kısaltması.
    (ephedrine, 03.06.2007 18:42)
  5. (berryberry, 03.06.2007 18:43)
  6. yine yeminler edilmesinden, sözler verilip tutulmamasından, yine yeni yeniden hayaller kurmanıza izin verilmesinden korkan bünyenin haykırışıdır. düzeninin bozulmasından, geceyi gündüz yapmaktan korkandır. bile bile lades demekten çekinendir, kendine zarar gelsin, bir daha aynı şeyleri, acıları yaşayayım istemezler. keşke sana alışmak istemiyorum deyip bir de uygulayabilseler...
    (madalyonun güzel yüzü, 03.06.2007 18:50)
  7. (bkz: alışmak sucks)
    alışmanın herşeyin bitmesinin başlangıcı olduğunu farkeden bünyenin tepkisi olabilir. ha ne olur alışırsın uzun yıllar bir yastığa baş koyarsın fakat böylece alıştığın başka iyi değerler birşeyleri bitirmemiş, farklılaştırmış olur buda güzel olur.
    (myeyea shaman, 03.06.2007 19:33)
  8. anlamı: "sana aşık olmamak için kıçımı yırtıyorum"
    (bkz: bravo)
    (babykaos, 03.06.2007 19:36)
  9. bir çok şeyi yaşamış ve görmüş olan yorgun bünyenin yeni bir dalgada boğulmamak için söylediği sözlerdir. kendini korumak için kalbinin çevresine ördüğü duvarın önünde bu lafla karşılaşırsınız oysa ki o insanın şunu da düşünmesi gerekir,her insan aynı değildir.
    (ink, 03.06.2007 19:47 ~ 04.06.2007 00:19)
  10. o kadar hayallerimdeki gibisin ki korkuyorum sana alışırım, sonra da kaybederim, toparlanamam bir daha diye...
    diyen otokontrolcü bir bünye ile karşılaşırsanız onun da sizi karşı karşıya bırakabileceği durum.
    (atalantavanessa, 30.03.2008 23:23)
  11. birgün birisinin bana dediği, içimi acıtan söz. küçük prens'te tilkiyle küçük prensin bir konuşması vardır. aşağıda aynen aktarıyorum ve diyorum ki allah alıştığınızdan ayrı koymasın:

    "...

    işte o sırada bir tilki çıkıverdi ortaya.

    “günaydın” dedi tilki.

    “günaydın” dedi küçük prens kibarca. ama etrafına baktığında kimseyi göremedi.

    “buradayım! elma ağacının altında.”

    “sen kimsin? çok güzel görünüyorsun.”

    “ben bir tilkiyim.”

    “gel, birlikte oynayalım. öyle mutsuzum ki” dedi küçük prens.

    “seninle oynayamam” dedi tilki, “ ben evcil bir hayvan değilim.”

    “buna çok üzüldüm” dedi küçük prens. ama biraz düşündükten sonra: ”evcil ne demek?” diye sordu.

    “anladığım kadarıyla burada yaşamıyorsun” dedi tilki, “kimi arıyorsun?”

    “insanları arıyorum,” dedi küçük prens, “ peki ama ‘evcil’ ne demek?”

    “insanlar,” dedi tilki, “tüfeklerle dolaşırlar ve avlanırlar. tam bir baş belasıdırlar. bir de tavuk yetiştirirler. tüm işleri bundan ibarettir. sen de mi tavuk arıyorsun?”

    “hayır, ben arkadaş arıyorum. ama ‘evcil’ ne demek?”

    “bu pek sık unutulan bir şeydir. ‘bağ kurmak’ anlamına gelir.”

    “bağ kurmak mı?”

    “evet. örneğin, sen benim için sadece küçük bir çocuksun. diğer küçük çocuklardan hiçbir farkın yok benim için. sana ihtiyacım da yok. aynı şekilde, ben de senin için dünyadaki yüz binlerce tilkiden biriyim sadece. bana ihtiyaç duymuyorsun. ama beni evcilleştirirsen eğer, birbirimize ihtiyacımız olacak sen benim için tek ve eşsiz olacaksın, ben de senin için.”

    “anlamaya başlıyorum” dedi küçük prens. “bir çiçek var. sanırım o beni evcilleştirdi.”

    “olabilir. dünyada her şey mümkündür.” dedi tilki.

    “ama bu çiçek dünyada değil.”

    tilki şaşırmıştı. “başka bir gezegende mi?”

    “evet.”

    “peki orada avcılar da var mı?”

    “hayır, yok.”

    “bu çok ilginç. peki ya tavuklar?”

    “hayır. tavuklar da yok.”

    “eh, hiçbir yer mükemmel değildir” dedi tilki içini çekerek. sonra kendini anlatmaya başladı:

    “yaşamım çok monotondur. ben tavukları avlarım, avcılar da beni.

    bütün tavuklar birbirine benzer. bütün insanlar da öyle. bu yüzden biraz sıkılıyorum. ama beni evcilleştirirsen eğer, yaşamıma bir güneş doğmuş olacak. senin ayak seslerin benim için diğerlerinden farklı olacak. ayak sesi duyduğum zaman hemen saklanırım. ama seninkiler, bir müzik sesi gibi beni gizlendiğim yerden çıkaracaklar. şu ekin tarlalarını görüyor musun? ben ekmek yemem. buğday benim hiçbir işime yaramaz. bu yüzden de bu tarlalar bana hiçbir şey hatırlatmazlar. buna üzülüyorum. ama sen beni evcilleştirseydin, bu harika olurdu. altın renkli saçların var senin. ben de altın renkli başakları görünce seni hatırlardım. ve rüzgarda çıkardıkları sesi severdim.

    sustu tilki ve uzun bir süre küçük prensi izledi.

    “senden rica ediyorum. lütfen beni evcilleştir!” dedi.

    “elbette” dedi küçük prens. “ama pek fazla vaktim yok. yeni arkadaşlar edinmem ve birçok şeyi anlayabilmem gerekiyor.”

    “sadece evcilleştirdiğin kişiyi anlayabilirsin” dedi tilki. “insanlarınsa hiçbir şeyi anlayacak vakitleri yoktur. her şeyi dükkandan hazır alırlar. ve arkadaşlar dükkanlarda satılmadığı için de, hiç arkadaşları olmaz. eğer bir arkadaşın olsun istiyorsan, evcilleştir beni!”

    “ne yapmam gerekiyor peki?” diye sordu küçük prens.

    “çok sabırlı olman gerekiyor. önce çimenlerin üstüne, biraz uzağıma oturmalısın. ben gözümün ucuyla seni izleyeceğim, sen hiçbir şey söylemeyeceksin. sözcükler yanlış anlamalara neden olurlar. ama her gün, biraz daha yakına gelebilirsin.”

    ertesi gün küçük prens yine geldi.

    “her gün aynı saatte gelmelisin” dedi tilki. “örneğin öğleden sonra saat dörtte gelirsen, ben saat üçte kendimi mutlu hissetmeye başlarım. zaman ilerledikçe de daha mutlu olurum. saat dörtte endişelenmeye ve üzülmeye başlarım. mutluluğun bedelini öğrenirim.

    ama günün herhangi bir vaktinde gelirsen, seni karşılamaya hazırlanacağım zamanı asla bilemem. insanın gelenekleri olmalıdır.

    “gelenek nedir?”

    “bu da çok sık unutulan bir şeydir” dedi tilki. “bir günü diğer günlerden, bir saati diğer saatlerden ayıran şeydir. örneğin, şu benim avcıların da gelenekleri vardır. perşembeleri kızlarla dansa giderler. bu yüzden de perşembe benim için harika bir gündür. üzüm bağlarına kadar yürüyebilirim. ama avcılar dansa herhangi bir gün gitseydi, benim için hiçbir günün özelliği olmayacaktı ve asla tatil yapamayacaktım.”

    böylelikle küçük prens tilkiyi evcilleştirdi. ve ayrılma vakti geldiğinde “ah! sanırım ağlayacağım” dedi tilki.

    “bu senin hatan” dedi küçük prens. “ben sana zarar vermek istemedim. seni evcilleştirmemi sen istedim.

    “doğru, haklısın” dedi tilki.

    “ama ağlayacağını söyledin!”

    “evet, öyle.”

    “o halde bunun sana hiçbir yararı olmadı.”

    “hayır, oldu. buğday tarlalarının rengini gördükçe seni hatırlayacağım. şimdi git ve güllere bir kez daha bak. o zaman kendi gülünün evrende eşsiz ve tek olduğunu anlayacaksın. sonra bana veda etmek için buraya geri döndüğünde, sana hediye olarak bir sır vereceğim.”

    küçük prens güllere bir kez daha bakmaya gitti.

    “hiçbiriniz benim gülüm gibi değilsiniz. çünkü henüz hiçbiriniz evcilleşmediniz. ve siz de hiç kimseyi evcilleştirmediniz” dedi onlara. “siz tıpkı tilkinin benimle karşılaşmadan önceki hali gibisiniz. dünyadaki binlerce tilkiden yalnızca biriydi o. ama ben onunla dost oldum ve şimdi artık o özel bir tilki.”

    güller bu duyduklarına çok bozuldular.

    “evet, güzelsiniz. ama boşsunuz. sizin için kimse yaşamını feda etmez. yoldan geçen herhangi biri, benim gülümün de size benzediğini söyleyebilir. ama benim gülüm sizin her birinizden çok daha önemlidir. çünkü ben onu suladım. ve onu camdan bir korunakla korudum. önüne bir perde gererek rüzgarın onu üşütmesini engelledim. tırtılları onun için öldürdüm ( ama birkaç tanesini kelebek olmaları için bıraktım). onun şikayetlerini ve övünmelerini dinledim. ve bazen de suskunluklarına katlandım. çünkü o benim gülüm.”

    bunları söyledikten sonra tilkinin yanına döndü.

    “elveda” dedi.

    “elveda” dedi tilki de. “ve işte sırrım: bu çok basit. insan gerçekleri sadece kalbiyle görebilir. en temel şeyi gözler göremez.”

    “temel olan şeyi gözler göremez” diye tekrarladı küçük prens. öğrendiğinden emin olmak istiyordu.

    “senin gülünün diğerlerinden daha önemli olmasını sağlayan şey, ona ayırdığın vakittir” dedi küçük prens.

    “insanlar bu en önemli gerçeği unuttular. ama sen unutmamalısın. evcilleştirdiğin şeye karşı her zaman sorumlusun. gülüne karşı sorumlusun.

    “gülüme karşı sorumluyum” diye tekrarladı küçük prens, öğrendiğinden emin olmak için. sonra yoluna devam etti."

    (bkz: kaynak kişi böyle dedi)
    (kaynak kişi, 30.04.2008 01:27 ~ 12.05.2008 18:29)
  12. ben ve bilumum tatlılar arasında geçecek ifadedir.

    (bkz: acı ama gerçek)
    (neyapmali neetmeli, 30.04.2008 11:19 ~ 01.05.2008 17:20)
  13. söyleniyorsa, artık çok geç olduğunun resmidir.
    (jenesaispas, 30.04.2008 13:45)
  14. "alışma." diye cevaplandırılabilecek cümle.
    (sleeplessbeauty, 30.04.2008 13:59)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil