• videolar

  1. fransa'da 1968-1990 arasında bir macera yaşanır: düşünceler ve bedenler ateşlenir, olağanüstü tutkular hayata ve sanata egemen olur. tam da bu dönemin başlangıcında bir doğu ülkesinden paris'e gelen olga, yazar ve dergi yöneticisi hervé sinteuil'le tanışır. olga'nın arkadaş grubu, sinteuil'ün ailesinin de aralarına katılmasıyla her geçen gün biraz daha genişler. savaş sanatında, şiirde, güzel yazı yazmada ve çay ritüelinde ustalaşmış, düşünce ve duyguların sınırlarında yaşanan maceralara istekle atılan birer samuray olan bu kahramanları "ötekilere benzemeyen" bir aşk hikâyesi, gizli bir adanın sürprizleri, yanılgı, şiddet ve ölüm beklemektedir.

    yer yer durağanlaşsa da oldukça başarılı aforizmalara sahip orjinal adı les samurais, yazarı da julia kristeva olan kitap.
  2. 7. yüzyılın başlarında japon ordusunda asker aristokratlar, elit savaşçılar oluşmaya başladı. onlara samuray diyorlardı. samuray kelimesinin anlamı savunmak, hizmet (askeri) göstermektir.

    samuray yasalarına göre, bu savaşçıların arasına sadece askeri kahramanlığa can atan, cesur, cömert ve adil savaşçılar dâhil edilebilirdi ki, onlar da esasen soylulardan, küçük mülkedarlardan, zengin kişilerden ve onların aile, topluluk üyelerinden oluşuyordu. ama bununla birlikte, onların arasında basit köylülere, sanatçılarına da rastlamak mümkündü. kural ise herkes için eşitti: herkes mutlaka kendi cesurluğunu ispat etmeliydi.

    645 yılında tahta çıkan imparator kotokuya saray çekişmelerini kontrol altında tutmak, bölgesindeki hâkimiyetini derinleştirmek, güçlü, zorba boyları susturmak, itaatte tutmak için ona sadık, cesur, savaşçı ve güçlü bir askeri destek - askerler gerekiyordu. çok geçmeden istediği savaşçıları kendi yanına çekmeye muvaffak oldu. böylece ilk samuraylar oluştu. süreç uzun dönemler devam etti. aynı dönemlerde isimlerini samurayların tarihine yazan çok sayıda samuray bugün de tanınıyor. aketi mitsuhide, miyamoto musaşi, minamoto no yoshiie ve diğerleri.

    ama...

    sonraki dönemlerde samurayların klanları, boyları da oluşmaya başladı ki, büyük feodaller onların savaş yeteneklerinden yararlandılar. ama zaman geçtikçe durum değişmeye başladı. öyle ki, 9'uncu yüzyılın başlarında japonya'da feodallerin yeni parçalanma döneminde samurayların rakipleri ''roninler'' meydana geldi. ''roninler'' kimdi? vergileri ödeyemeyen köylüler dağlara, ormanlara çekilerek kaçakçılıkla uğraşıyorlardı. küçük feodaller, mülkedarlar, devletlerini, ailelerini korsanlardan korumak için onları ''roninler'' i parayla tutuyorlardı. hatta bazı durumlarda daimi orduya da çevrile biliyorlardı. daha sonra onlar da kendilerini samuray olarak adlandırmaya başladılar. ama tüm bunlar asıl samurayların hoşuna gitmedi. çünkü artık 9'uncu yüzyılda japonya'da ilk samuraylar kendi meziyetlerine göre yeterince saygı ve otoriteye sahip olabildiklerini görmüşlerdi. onların farklı giysileri, farklı silahları oluyordu. hatta samurayların zahiri görüntülerinin de özellikleri vardı. artık japonya'nın ayrı ayrı eyaletlerinde faaliyet gösteren okulları bile vardı.

    ''roninler'' ise samuraylar gibi değildi. öncelikle onlar profesyonel savaşçı değildi. sadece köylülerin arasından çıkmış silahlı haydutlardı. onlar için savaşçı namusu, savaşçı adının kutsallığı, cömertlik hiçbir önem taşımıyordu. onlar sadece hayatta kalmak için silah kullanan idealsiz, amaçsız adamlardı. tüm bunlar asıl japon samurayların otoritesine, hürmetine, adına da leke getirdiği için onlar ''roninler'' i bu işten ayırmaya çalıştılar. hatta defalarca samuraylarla bu haydut çeteleri arasında silahlı çatışmalar yaşandı. çetelerin bazılarını imha edebildiler.

    ama sonradan anlaşıldı ki, silah gücüyle bu sürecin üstesinden gelmek mümkün değil. bu yüzden de samuraylar kendi kurallarında belirli değişiklik yapmak zorunda kaldılar. ve böylelikle, samuray ilkelerinin yeni bir aşaması başladı. samuraylar sıradan asker değil, derin dini inançları olan ve busido felsefesine uygun savaşçılar yetiştirmeye başladılar. bu süreç çok uzun bir zaman sürdü. hatta yeni eğitimin samurayların psikolojisine, karakterine oturması için daha çok zaman geçmesi gerekiyordu. bu dönemler boyunca samuraylar defalarca savaşlara, kavgalara dahil edildiler.

    16. yüzyılın başlangıcında artık samuraylar kesin olarak toplumun, hem de ordunun elit, yüksek tabakasına dönüştüler. ve bundan sonra samurayların arasına rastgele kişileri kabul etmediler. daha önce her bir cesur savaşçı samuray olabildiyse de bundan sonra yetkisiz kişilerin samuray olması mümkün olmadı.

    1868 yılında japonya imparatoru meydzi bir takım reformlara başladı. samurayların bir savaşçı gibi faaliyet göstermelerine izin verilmedi. samuraylar sahneden çekilmeliydi. böylece, japonya tarihinde cesurluğun, yiğitliğin sembolü olan samuraylar tarihe karıştı. bu süreçte çok acı kayıplardan sonra sona erdi. bu sonu kabullenemeyen birçok samuray öldürüldü.

    bununla birlikte, kendi savaş becerileri ve faaliyetleri ile bir dizi yüksek rütbeli samuray isimlerini japonya tarihine yazmayı başardılar. hepsi şimdi de saygıyla anılıyor ve hala onlardan saygıyla bahseden eserler yazılıyor. yeni filmler, animasyonlar çekiliyor.
  3. geleneklerine çok bağlıdırlar. daito-katana ve shoto-wakizashi adlı biri uzun diğeri kısa 2 adet kılıçları vardır. genellikle sadece iki kılıçtan birini taşırlardı ama iki kılıcı birden taşıyıp kullananlarda vardı. görevlerinde ve hizmetlerinde başarısız olanlar efendilerinin huzurundan kovulurlar böylece ya harakiri yaparak intihar ederler ya da ninja olurlardı. kullandıkları uzak doğu tekniği çoğunlukla aikidodur.