görseller
salıncaksalıncak
salıncaksalıncak
belki ilginizi çeker
  1. · eskiye dönme arzusu
  2. · taksim de sallandıracan böylelerini
  3. · küçükken yanlış söylenen kelimeler
  4. · korku filmi klişeleri
  5. · sıfır
  6. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · sevgilinin söylediği unutulmayan sözler
  2. · köpekbalığı görünce yapılması gerekenler
  3. · cebe sevgili ismini kayıt şekilleri
  4. · 27 yaşında olduğu halde bir hayat kuramayan insan
  5. · 25 kasım 2009 manchester united beşiktaş maçı
  6. · kız arkadaşı behlül ve sawyer la yatakta basmak
  7. · dtp genel başkanının izmirlileri tehdit etmesi
  8. · cilin
  9. · jelibon ayısı

salıncak  

  1. çocuk parklarında bulunan çoğu zaman kopuk olduğu için demirlerinde akrobasi yapılan araç
    (16v, 06.02.2005 23:42)
  2. (new mohican is walk on water, 06.02.2005 23:44)
  3. eski türk filmlerinde sevgililerin ormanda ağaçlara bağlamak suretiyle yaptığı ve erkeğin kızın beline çaktırmadan dokunarak onu salladığı,çocukların da pek çok sevdiği parklarda bulunan şey.
    (famenoth, 06.02.2005 23:49)
  4. (bkz: hamak)
    (viola, 06.02.2005 23:51)
  5. gecenin bir köründe soğuk havaya aldırış etmeksizin sarhoş halimle çocukluğumu özleyip saatlerce sevgilimle yarış yaptığım sallanan araç.
    (impera, 28.03.2006 19:12)
  6. o kadar hızlı sallanırsın ki artık kollarını açarsın ve kendini rüzgara bırakırsın.. ruhundan silüetleri götürdüğünü hissedersin o hızlı rüzgarın.. karanlık silüetlerdir.. salıncak durur rahatladığını hissedersin sanki tazelenmişsindir..
    (sulfur, 08.05.2006 19:37)
  7. gecenin tam üçünde eve giderken yol biraz uzatılır, ev yakınlarındaki park'a gidilir. tek amaç salıncağa binmektir.

    salıncağa binilir. gözler kapatılır. sallanmaya başlanılır. çocukluk gelir hatıraya, kulak cıvıl cıvıl park yeri sesleriyle dolar. üşüyor olsanız bile sıcak yaz günü güneşini üzerinizde hissedersiniz.

    sonra gözlerinizi açarsınız. tüm tahayyuller bitmiştir. yeniden dünyadasınızdır, yeniden büyümüşsünüzdür, binbir sorumluluk altındasınızdır. sallanırken hızlanmışsınızdır. gözlerinizi açtığınızda karşınızda yıldızları görürsünüz. elinizi uzatırsınız, kaçarlar. daha da hızlanırsınız. salıncak sizi en yakın yıldıza götürecek olan bir uzay gemisine dönüşür. daha da hızlı sallanırsınız. daha da hızlı.

    fakat oraya bir türlü ulaşamazsınız. pes edersiniz. eve gidersiniz. yatağınıza yatarsınız. gözlerinizi kaparsınız ve o an artık sirius adasınızdır.

    salıncak işe yaramıştır.
    (tuygun, 16.05.2006 18:02)
  8. üzerinde olduğunuz zaman herşeyi size unutturan,özgür olduğunuzu hissettiren,çocukluğunuzda tanışıp hala kopamadığınız kopmak istemediğiniz (kendimden biliyorum) mucizevi araçtır.
    (rubi, 16.05.2006 18:27)
  9. iki ağaç arasına kurulmuş olanında ayaklar karna çekilip oturularak sallınmayı sağlayandır. belli bir ivmeyi kazandıktan sonra durana dek ki o ağır çekim anı, keyif işte, akla gelen...
    (heidi, 28.11.2007 11:14)
  10. fantezi aracı olarakta bazı filmlerde kullanıldığı görülen nesne.
    (gramadevate, 11.11.2008 12:37)
  11. küçükken çok fırlama bir arkadaşım vardı. sürekli yaratıcı fikirlerle gelir "bak şöyle yapalım çok komik olacak" derdi.

    bir defasında duran kamyonun tekerinin altına uzanarak fotoğraf çektirdi. fotoğrafa bakanlar "aa çocuk eziliyo" diye düşüneceklerdi zira.

    bir defasında da sandalyeye oturdu ve sandalyeyi ve kendisini ondan iri olan arkadaşının sırtında taşıttı. krallar gibi olacaktı ve yine bu fotoğrafa bakanlar onun ne kadar yaratıcı olduğunu görecekti.

    yine bir gün öğle arasında okulun yanındaki parka oturmuş ekmek arası patates kızartmamızı adeta bir portakallı pekin ördeğiymiş lezzetinde yiyoruz. yemeğimizi bitirdikten sonra tahtarevallide oturan arkadaşlar ufak ufak oynamaya , bir aşağı bir yukarı salınmaya başladılar.kahramanımızı onları salıncaktan izlemekle yetinirken birden çocuklardan biri tahtarevalliye ters oturarak değişiklik istedi hayatında.sonra gitti saçını kızıla boyattı. yo yo. o başka hikayeydi. ters oturan çocuğun orijinal fikrinden çok etkilenen fırlama kişilik aynısını salıncakta yapmaya karar verdi. tahmin ediyorum o sırada içinden "allah'ım bugün de çok yaratıcıyım.sana ve verdiğin salıncağa binlerce şükür.tom amcamı ve elizabethgilleri koru" diye geçiriyordu içinden.

    "bakın bakın ne yapacam ben şimdi " dedikten sonra farklı bir şeyle karşılaşacakmış gibi gitti salıncağa ters oturdu.

    hiçbir şey fark etmemişti.yaptığı hareketin ne kadar saçma olduğunu o an anladı.

    sonra kendinden tiksinmiştir herhalde.
    (loş ışıkta nazlı yar diye komidini öptüm kokladım, 11.11.2008 12:54)
  12. amerikan filmlerinde sıklıkla kullanılan bir nesne. genelde bahçede kendi kendine sallanan bir salıncak vardır daha çok gerilmemiz ya da hüzünlenmemiz gereken anlarda devreye sokulur.

    bir de bunun psikolojik sorunlar yaşayan tiplerin yer aldığı filmlerde sıklıkla kullanıldığını görürüz. psikiyatrlar bebekken salıncakta çok sallanan çocukların beyin dokularının zedelenebileceğini söylüyor. bu doku zedelenmesinin de ilerde çocuğun şiddete eğilimli olmasına sebep olabileceği iddia ediliyor. stephen king psikopatının filmlerindeki karakterler, iletişimsizlikten kırılan amerikan ailesinin sancılarının anlatıldığı filmlerdeki kopuk tipler...bahçedeki salıncak...sallandırmayacaktınız o çocukları zamanında. kesecektiniz salıncağı.bak bakalım o zaman; bütün filmler amelie etkisi yapıyor mu yapmıyor mu?

    hep küçük detaylar deyip önemsemiyoruz ama ne mistik öğeler, ne psikolojik gerilimler , ne yitik ergenler gizli o detaylarda!
    (setheleh, 19.12.2008 16:50)
  13. en tepedeki iç hoplaması bir daha ancak ilk aşkın ilk öpücüğünde duyulur.
    (evinin kadını çocuklarının anası, 19.12.2008 21:39)
  14. edip cansever'e ait; çocukken salıncaklarında sallanırken kafalarını geriye doğru iyice atma cesaretine sahip gökyüzü severlerin şiiri. o çocuklar şimdi büyük adamların ağzından başka anlar, anlamlar dinliyorlar.

    ı

    büyük bir oda. bahçeye açılan bir pencere
    ortada bir masa
    yanda bir kapı
    daha birkaç şey: örneğin bir yunus balığı camdan, bir heykel
    sabah. duvarda gün tanrıları
    rezneler, sedef otları, küpe çiçekleri görünür pencereden
    görünür ama görünmez
    yani hiçbir şey yerinde değil pek. bugün ne?

    salı! o bile yerinde değil
    bir bardak, bir sürahi yerinden edilmiştir, nereye koysak
    nereye?
    bilmem!
    bir çıkrık bir zaman dışını kolaçan eder şöyle
    iyi. biz buna bir durumun sınırsız gelişimi diyoruz
    diyoruz; sanki o her şey kadar bir her şeyi getirir, yığar
    çıkrık
    bir su gürültüsü, bir pul koleksiyonu, bir duanın yaratılışı duyulur bu ara
    duyulmaz ama duyulur
    başlar çünkü onlar da; yani pul, su gürültüsü, dua
    başlar bir insan gibi; süreyi, düzeni ölümü taşımaya

    sabah. duvarda gün tanrıları
    birinin süresiz terlik giyeceği tutmuştur yukarı katta
    aşağıda
    iskemle gıcırtısı, ayak
    tütün kokusu, koku
    yaz kelebeği tadında bir soluma
    yer değiştirme, kımıltı
    tekrar soluma
    kadın
    sessizlik.

    ıı

    gün ışır iyiden iyiye, odanın orta yerinde bir kayalık
    sarı bir kertenkele... onunla her şey bir iki sıçrar, durur
    başkaldırır, düşer
    bir çorak bağırışı, bir taşın ikiye bölünmesi işitilir. sonra?
    bir su arayışı, bir bozgun... biz buna benzer her şey diyoruz, her şey her şey
    her şey
    çünkü o, kadın
    uzanır, sağar bir yokluğun içinden
    gene bir yokluğu sağlar, üşenmez
    bir gül çukuru tersine döner, bir alev kıyısı doğurganlaşır
    çıkar boş kıyılardan katılaşmış akşamüstleri
    böler o bakışları bir sarkaç gibi binlere
    ama bir zaman gibi değil, bir sarkaç gibi böler
    yani olanlar olmuştur bir kere
    bir kartal donakalmıştır sıcaktan. bir u sesi duyulur
    yaratılmaya uygun bir ses, u
    uzağa bakar kartal. o kadar bakar ki, bakmaz
    taş kesilmiştir taş, boynu ileri düşmüştür
    tanrım bize bir salıncak!
    çok çabuk geçmek için şu olup bitenleri
    bir daha, bir daha, bir daha
    unutmak unutmak unutmak
    tanrım!
    taş kesilmemek için taş
    bunu evrenin sonsuzluğu diye yorumlar varlığı olmayan bir söz

    kadınsa kımıldamak ister, olmaz
    yer değiştirmek ister, olmaz
    solumak birdenbire
    gene olmaz
    olacak bir şey boşuna aranır, boşuna boşuna boşuna
    bir kaya daha çatlar
    başlar ufacık taşlar yuvarlanmaya
    eser bir silinti, bir sisin dağılışındaki öz
    çıkar o yunus balığı, o heykel
    yaz kelebeği, kapı
    sonra?

    ııı

    sonra ne? sabah! iyi bir gün başlar ne de olsa
    tepeden tırnağa beyazlar giyinmiştir kadın
    ne var ki bir kadın gibi değil, bir aşk, bir umut gibi değil
    bir aralık gibi durur dünyada
    işte bir soru!
    okurken elinde tuttuğu; okumaz, gene elinde tuttuğu
    "önce hep gece vardı" diyen bir kitapla
    biz buna bir sorunun sınırsız gerilimi diyoruz
    diyoruz; çünkü o kadın
    ne yapsa, neye uygulansa
    bir aralıktır şimdi dünyada
    bir aralık, bir aralık!
    yıllanmış ağaç kabuklarında bir yara
    bir geçit, bir su akıntısı, bir bıçak izi
    ve batık gemilerden şimdiye arta kalan
    bir batışın korkunç, ama hiç bitmeyecek izlenimi
    tanrım ona bir salıncak!
    bir gidip bir geliversin diye boşlukta
    umutla, erinçle, tutkuyla
    kendine kendine kendine katlanarak
    hani görmeden daha, bilmeden darıldığı kendine
    tanrım
    ona bir salıncak!
    tam burda
    gözlüklü, kış akşamları yüzlü bir bahçıvan
    sorar o sokak kedisinin dilindeki hızla
    sorar o çiçekleri -bir çiçek olmayan yalnız- sorar sorar sorar
    nereye kadar bilinmez
    hani bir sormasa... korkunç!

    hani bir çalgıcı vardı, başını çalgısına koymasa uyuyamaz
    sonra?
    sonra ne? işte bir çamur gibi sıvanmış odaya
    karanlık bir kilisenin
    ihtiyar zangoçunun ağzıyla
    günaydın!
    iyi bir gün başlar ne de olsa

    ıv

    iyi bir gün başlar. dünyadayız artık. dünya!
    şu tatlı pencereniz. sizin. bunu anlamayacak ne var? pencere
    tanıklık ediyor işte. gün mavisi bir şey. tanıklık ediyor
    pek açık değil. değil de... size. tanıklık ediyor bir de
    bunu evrenin sonsuzluğu diye yanıtlar varlığı olmayan bir söz
    yok canım! kimsenin bir şey dediği yok, söylenmiş bazı sözler yaşıyor, o kadar
    işte
    yaşamış bir kadın yaşıyor orada
    yitmek, hani durmadan yitmek, ulaşmak bir aşkınlığa
    var ya
    orada
    tek imge kayalardır, işte orada
    yaşar hiç konuşmadıklarınız, işte orada
    dışa vurmadıklarınız, şimdi orada
    her şey hep kayalardır; otlar da böcekler de, sular da
    günler de, zamanlar da
    -görünen bir zamandır çünkü orada-
    bir el yana düşmemiş, kaldı ki birden havada
    değilse bir hareket bu, yalnız orada
    orada
    bir ayak boyu yerde, bir kadın
    bırakılmış gibi yıllarca
    tanrım ona bir salıncak!
    taş kesilmesin diye taş
    donakalmasın diye boşlukta.

    hani o balıkçılla yarışan çaylağa
    kırpışan gözleriyle bakan gemici
    gibi
    baksın o da görmeden
    ne çıkar ustaymış, erginmiş uzağı görmekte gözleri.

    tanrım size bir salıncak!
    (laein, 07.04.2009 02:07)
  15. dertsiz tasasız bir dönemin iz düşümüdür. çocuksundur yahu, ooh etekler fora, saçlar efil efildir.
    (sakura, 23.04.2009 02:08)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil