|
|
- genelde ilköğretim çağındaki çocukların mahalle aralarında zevkle ve şevkle oynadıkları oyun. toplu saklambaç ve normal saklambaç olmak üzere ikiye ayrılır. toplu olanı, sadece erkek çocuklar kendi aralarında oynuyorlarsa tecih edilir.
- (bkz: gece saklambacı)
(jaded, 28.10.2004 19:44)
- eğerki gece oynanıyorsa çocukların kız-erkek çiftler halinde saklandığı doktorculuk benzeri bir oyun.
- (bkz: hide n seek)
- iki tür saklanacak yer vardır.
oldukça gizli, ebenin sizi bulması zor olan yerler; ancak ebelemek için duvara koşmak oldukça zahmetlidir. ebeyi oyalamanızı, bu esnada başkalarının onu ebelemesini sağlayabilir.
bir de bulunması daha kolay; ama duvara direkt erişim sağlayan yerler vardır ki ebe sizi zahmetsizce bulabilir; ama en ufak dalgınlığında duvara koşarak ebeleyebilirsiniz.
hem gizli, hem de kolayca ebeleyebilmenizi sağlayabilecek bir yer gerçekte yoktur, varsa da ebe ilk olarak buraya bakacaktır.
not: bu giride 8 defa ebe lafı kullanılmıştır.(twinkle, 14.03.2006 10:59 ~ 10:59)
- akşam ezanından sonra oynaması zevk veren oyundur. zira sokak lambaları ve evlerin ışıklarının gölgesinde çanak çömlek patlatmak çok kolay olur.
ve sağım, solum, önüm, arkam ebe sobe şeklinde ebenin işkencesi başlar.
- ebe için işkence olurken, saklananlar için muhteşem zevkli olan oyundur. hele hele saklanma alanı 4-5 sokaktan oluşuyorsa tadından yenmez.
- saklambaç oynayaaaan elime mum diksiiiiiiiin...
şeklinde,herkesi oyuna davet eden,ebe sizseniz ağlatmalı olanı çok sinir bozucu olan ,güzel bir çocuk oyunudur.(no628, 15.01.2007 12:50)
- ebe birden üçe sayıncaya kadar, onun göremeyeceği bir yere saklanmış olmak gerekir.
(bkz: mahrem)
(bkz: elif şafak)
(bkz: nazar sözlüğü)
- vakti zamanında nurseli idiz'in sunduğu çöpçatanlık programı. mehmet ali erbil'in şu sıralar bokunu çıkardığı format'ın ilk versiyonuydu. paravan'ın arkasına geçen bir erkeğin 3 kızdan birini ve daha sonra bir kızın 3 erkekten birini sorduğu sorulara verilen cevaplara göre seçmesinden oluşurdu bu program. daha sonra çiftler kaynaşsınlar diye ünlü bir restorantta yemeğe gönderirlerdi..
- ebe olan kişinin gözü kapalı bir şekilde bir yere yaslanıp tercihen 100'e kadar sayması, o sayarken diğer elemanların saklanması üzerine kurulu oyun.
ebe kişi 100'e kadar saydıktan sonra ''önüm arkam sağım solum saklanmayan sobe'' der ve aramaya koyulur. bulduğu insanın adını da söyleyerek saydığı yere koşturur ve sobe der. eğer yanlış kişiyi söylemişse çanak çömlek patladı olur. çok sevimsiz bir durumdur, tartışmalar yaratır.
saklanan kişinin amacı ebeye çaktırmadan, ebenin saydığı yere sobelemektir.
ebe tüm saklananları bulduğunda saklananlar arasında parmak tutuşmaca ya da bir şey tutmaca ( çiçek, araba markası, renk...vb) yapılır. tutulan şeyler ebeye sunulur. ebe bunlardan birini seçer ve yeni ebe artık o olur.
- oynamayan,oynayıp da zevk almayan çocuk var mıdır bu oyundan bilmiyorum açıkçası...çünkü çocukken akşamların sıcak gülücüklerle geçmesini sağlayan bir oyundur saklambaç...
özellikle hava kararınca oynamak çok zevklidir.ebe olan kişi duvara dönüp yüze kadar saymaya başlayınca ortalık cıvıl cıvıl çocuk sesleriyle dolar...acale eden ayak sesleri,"hayır benim saklandığım yere gelmeee!" şeklindeki naralar...bir kaç arkadaş ise oyunun kahramanı olmak ister.bu yüzden değişik saklanma yerleri,stilleri ararlar kendilerine.örneğin, yolun sonuna gidip o sokağın sakini değilmiş gibi birkaç kişiyle yürümek...bu durumda etraf karanlık olduğundan sizi tanımayabilir ebe olan kişi.böylece yaklaşırsınız,yaklaşırsınız ve sobe!!ya da o gün çöp toplama günü ise, biraz uzaktaki bir evin kapısındaki çöp tenkesinin yanına burnunuzu tişörtünüzün alt kısmıyla kapatıp çömelirsiniz.çöp tenkesi taklidi yaparsınız işte...genelde anlamaz ebeler bu taktiği.ama çöp tenekesinin giderek duvara yaklaştığını(ya da yürüdüğünü) çakarsa affetmez sizi...
kısacası büyüyünce ,afedersiniz ama kazık kadar olunca bile aklınızdan çıkmayan anılardandır bu oyun...belki de artık görmediğiniz çocukluk arkadaşlarınızı anlatırsınız yeni arkadaşlarınıza...eğer arkadaşlarınızın sizin gibi bir anısı yoksa saklambaçla ilgili, belki de üzülürsünüz onların adına...çünkü çocukluğun en keyif veren anları arasındadır bu oyun..ya da sadece benim için bu kadar büyük bir anlam ifade ediyordur...
- bizim bahçenin hepi topu iki ağacı vardı.. ne zaman saklambaç oynamaya kalksak, olan o iki ağacın dallarına olurdu.. ikisi de yapraklarını sonbaharda gezmelere gönderen, hani o bildiğimiz ağaç gibi ağaçlardı.. dalları budanırdı, gölge yapmasınlar diye..
kalan sağlam dallarına tırmanıp, yapraklarını örtüp üstümüze saklanırdık.. aslında ebe olanın hünerine kalırdı ebelenmek, sobelenmek.. ağaca tırmanmaktan korkmayan gözüpek bir ebeyse.. kurtarırdı ebelerin şanını.. yoksa dolanır dururdu ağacın çevresinde, inmemizi bekleyerek.. ama ağaç tek değil, iki tane!.. ebe bir ona bir buna bakacam diye koşturduğunda can havliyle atardık kendimizi aşağıya..
nerede saklanacağımızı bilirdik, saklandığımız yeri ebe de bilirdi.. ama ne güzel bir oyundu bu bizim için!.. kazanabilirdik yine de, bilinen her şeye rağmen.. yaşam gibi.. aşk gibi..
- (bkz: kurtsun çık)
- kesin bilinmemekle birlikte kelimenin /saklanmaca > saklanmaç > saklambaç/ şeklini aldığı düşünülmektedir.
- dizideki bağdagül karakterinin, bir bölümünde "abilerim hep demişti zaten dünya kadar malın olacağına fındık kadar..." deyişini kullandığı, beni benden almış götürmüş eski bir atv dizisi.
|