sakarlık   

adana çık aradan

  1. insanın kendisini ergen gibi hissetmesine sebebiyet veren durumdur. kapı kollarına ceketler takılır, sehpaya ayak vurulur, bilimum sıvı içecek dökülür, masada yemek yerken sağa sola çarpılır. nedendir anlaşılmaz, dönem dönem gelir bu illet kişiye. gelişme dönemi falan desek, o da değil, eşek kadar olduk.
    (marla singer, 10.09.2006 14:02)
  2. sakarlık, bazı zamanlarda açlık ve halsizliğin bir yansıması olarak değerlendirilebilir. özellikle ellerde ve ayaklarda halsizlik sonucunda yürürken ya da otururken bir halsizlik hali sonucunda kendinizi bırakmak durumunda kalabilir, herhangi bir şeyi tuttuğunuzda ya da bir yerden bir yere koyma durumunda kaldığınızda da kollar ve ellerdeki halsizlikten kaynaklanan "bırakayım da kurtukayım" hâli sonucunda sakarlık yapmanız olağandır.
    ikinci bir ihtimal olarak tezcanlılık ve acelecilik (heyecan yapmak) en büyük etkenlerden birisi olmaktadır.
    (ccuk, 10.09.2006 14:17)
  3. cafede otururken elinin yanlışlıkla önce su bardaklarına sonra da tuzluğa çarparak rezil olma durumu.
    böyle bi durumda tuzluk yere düşer tuzlar ayağının altına saçılır sende ablak ablak gülersin millete
    -ehe sakarlık işte,düştü hay allah neyse ehe ehe
    (miasma, 30.07.2007 22:24)
  4. dikkatsizlikle biraraya gelince ölümcül(!) derecede tehlikeli olabilen, evin içinde bir odadan diğerine geçerken bile hayati tehlike(!) atlatmaya sebep olan ve kişinin bacakları, omzu gibi vücudunun bilumum bölgelerinde nasıl oluştuğunu, sebebini bilmediği morluklarla karşılaşmasına neden olan, bakıp görmeme hali.
    (applepie, 03.01.2008 11:51)
  5. sakarlık bir sanattır. evet, sanattır. öyle gelişigüzel düşmek yahut önünde bulunan bardağı devirmek demek değildir sakarlık. beklenmedik, umulmadık anda “e yuh bu kadarı da olmaz”ı alnının akıyla gerçekleştirebilmelidir sakar kişi. kazaların zincir haline getirilmişi, daha karışık olanıdır sakarlık. örneğin;
    evi süpürüyorsunuzdur. ayağınızla süpürgeyi devirmek kazadır; lakin kolunuzu süpürgenin çıkabilen kısmına sıkıştırmak sakarlıktır. düz yolda yürürken kendi ayağına takılıp düşmek de başka bir örnektir. hele bir de solaksanız yaygın inanışa göre zaten sakar olmalısınızdır. (bkz: kazasız belasız günler dileğiyle)
    (nephthys, 25.03.2008 21:27 ~ 21:28)
  6. ben bir yıkım makinesi gibiyim. en son apartmanın altındaki restoranın fırınının bacasını kırdım. olay şöle gelişti: bigün apartman boşluğundaki balkona boş su şişelrini doldurup kötü günler için saklıyordum ki biri elimden kaydı önce aşağıdaki balkon demirine, sonra da sekip baca borusuna çarptı. akabinde şut ve gol olmuş gibi bir durum yaşandı ve borusu kırıldı. önce balkon demirine pas verdim o da golü attı. neyse şimdi artık tüm apartman her gece kebap kokuları arasında uyumaya çalışıyor. işin kötüsü geçen akşam restoranın aşağı dükkanı boşaltması için imza topluyorlardı. çok utandım ama bende imzaladım, şimdiyse vicdan azabı çekiyorum. sadede gelecek olursak sakarlık gerçekten bir sanat...
    (bozuk elektrik süpürgesi, 12.07.2008 14:09)
  7. dikkatsizlik, heyecanlanma falan sonucu oluşabilen durum. şöyle ki:

    sizin için nerdeyse izmir demek olan sahafınıza gidersiniz (kıbrıs şehitlerindeki doğan), içeri girersiniz, okuduğunuz türden ingilizce romanların nerede durduğunu zaten 6 yılda çok iyi öğrenmişsinizdir, adımınızı atarsınız ve işte ordadır james patterson kitabı. kitapların üst üste dizili olduğunu unutup arkanızdan gelenlere seslenirsiniz "işte buldum. ahan da." ahan da kısmında kitabı çekmenizle koca bir dizi tek tek düşer, tutmaktansa izleyip gülmeyi tercih edersiniz mecburen. dükkandakiler "ahaha sakar yine mi geldin? geçende ikizinle dalga geçiriyordun kitapları devirdiğinde eki eki." şeklinde yarılmaktadır, siz hala "ama ama connelly var, oo 2 tane, wow! bi patterson daha." falan diye söylenirsiniz hala. sonra dükkanının sahibi, artık arkadaşınız olan kişi gelir, gayet gentilmen bir şekilde (yoo sanırım benim beceremeyeceğimden korktu) "dur ben toplayım." der. eh sakarlığın vermiş olduğu suçluluk duygusuyla "olur mu yardım edeyim ben de.." dersiniz, sonra henüz dizdiği kitapları tekrar devirirsiniz, ama bahaneniz hazırdır: "ama kitapları böyle topluyoruz ya, tıpkı filmlerdeki gibi oldu. ondan."...
    (maia, 31.08.2008 11:49)