yazılı medyanın efsaneleşmiş asparagaz haberi. tan gazetesi günlerce manşat atmıştı sakallı bebeği.
kıyamet alametlerinden biri(??)
çocukluğumu zehir eden
orospu çocuğudur. yıllarca geceleri yorganı kafama çekerek uyumama neden olmuş
ibnedir. en güzel yıllarımın katili
piçtir.
mavi gözlü bebeklerin birkaç güne kadar sakalları çıkabilir diye genellemeler yapmama neden olan, o gazetenin manşet haberindeki dalgalı siyah saçlı ve siyah sakallı resmin gözümün önünden gitmediği ve duruma bir bilim kurgu filmi şeklinde yaklaştığım olaydır.
gazetedeki mavi gözlü fotoğrafı hala gözümün önünde olan çocukluk kabusum.
(bkz:
80 lerde çocuk olmak)
(anorash, 14.06.2007 21:17 ~ 21:31)
bu asparagasın mucidi fatih solmaz'mış.
bir bayrama (ramazan veya kurban) yakın bir zamanda çıkan haberdir. acaba kıyamet mi kopacak türünden bir korku ile güzelim bayramı rezil bir şekilde geçirmemi sağlamıştı.
ilk olarak çocukluğumu yaşadığım 80'li yıllarda ortaya çıkan, akabinde kulaktan kulağa yayılarak biliçaltımıza kazınan bir asparagas gazete haberinin kahramanı. itiraf etmeliyim ki 5-6 yaşlarında mahalledeki oyun arkadaşlarımdan duyduğumda korktuğum, ancak 3-5 gün içerisinde daha sonra eğlenceli bir anı olarak hatırlamak üzere zihnime gömdüğüm tıfıl.
ayrıca bana göre kendisi iddia edildiği gibi kıyametin yaklaşmasından ziyade, toplumsal cehaletin ortaçağ cadı avlarından bu yana pek fazla gerilemediğinin habercisidir. bugün yüzde bilmemkaçının aynı dine mensup olmasıyla övünen halkımdan kimse o gün çıkıp da böyle bir kehanetin kendi kutsal kitaplarında yer almadığını, söz konusu tıfılın olsa olsa genetik bir bozukluğu veya böbreküstü bezleriyle bir problemi olabileceğini söyleyememiştir. sakallı bebek büyüyüp bugün kocaman "sakallı adam" olmuş, toplumumuzda ise malesef değişen pek bir şey olmamıştır, halen "din elden gidiyor", "kıyamet habercisi/alameti", "caizdir/haramdır" söylemleriyle bu güruha her isteneni yaptırmak mümkün görünmektedir.
uğur gürsoy'un bu haftaki köşesinde işlediği karikatür donesi.
milli kütüphane çekmecesini karıştıran iki adam aralarında konuşmaktadırlar.
--hah. işte buldum. 20 yıldan beri bu haberi yeniden görebilmek için yaşadım. çocukluğumu kararttın. sakallı bebek şuna bak... ıyyy
- abi tıkırtılar geliyo hadi çıkalım artık.
şimdi bile ibne herifin gezetenin ilk sayfasındaki karikatürize edilmiş ama yine de çok korkunç olan resmi gözümün önüne gelebiliyor. rivayete göre bu velet doğuyo ve 3 gün sonra kıyamet kopacak diyor ve ölüyor, o zaman 5-6 yaşlarındaydım, nasıl korkmuştuk arkadaşlarla anlatamam, anamın babamın beni ikna çabaları bile fayda etmemişti.
1980 lerin efsane bebeği
her halükarda o dönemin çocukları yani bizler tarafından kıyamet alameti şeklinde yorumlanmıştı bu bebek.
hormonlu yiyeceklerin hergeçen gün arttığı organik yiyecekleride kullanmak için gelir seviyesinin tavana vurması gereken günümüz dünyasında 7 yaşında regl olan kızlardan sonra gayet normal karşılanacak bebektir.
bir zamanların korku metası, şehir efsanesi, tüm zamanların en asparagas haberlerinden biri. aslında uydurmalarından, kıçtan sallamalarından biri desek daha doğru olur zannımca.efendim yıl 1987 ya da 1988.. tan gazetesinin bir zamanlar türkiye nin new york times ı olduğu zamanlar.yani tiraj sağlam.okuyanı, takip edeni, kuponunu keseni çok.ve güneşli bir pazar sabahı. hayal mayal hatırlıyorum.salondaki yemek masasina oturmuş kocaman kafalı, sapsarı saçlı, masmavi gözlü ve bildiğin chuck norris sakallı bir bebek resmi. gülüyor halde çizmişler bir de utanmadan.yani hafızam beni yanıltmıyorsa.okumam yazmam yok o zamanlar.kısa pantolonlu sümüklü bir veledim.konuşulanlardan duyuyorum.konya da sakallı bir bebek dünyaya gelmiş ve doğar doğmaz kurban bayramında kıyametin kopacağını söylemiş.ve kurban bayramına da 1 aydan az bir süre var.hadi buyur burdan yak.daha oynayacağım çok oyun var benim ya diye düşünüyorum.ne kıyameti, ne sakalı, ne bebeği...
o zamanları hatırlayanların beni çok iyi anladıklarından eminim dostlar.hatta şu an bile içiniz ürpermiş olabilir.bu haberin çıktığı zamanlar gerçekten büyük yankı uyandırmıştı.heryerde her evde sakallı bebeğin konuşulduğunu hatırlıyor gibiyim.sürekli bir korku ve endişe duygusu içersinde olduğumu da az çok anımsıyorum.
velhasıl kelam kurban bayramı gelip çattı.bildiğiniz kurban bayramı işte.kıyamet falan da kopmadı tahmin edersiniz ki.fakat o haberin yayınlandığı ilk bir kaç gün gerçekten minik bir velet olmama rağmen çok etkilendiğimi söyleyebilirim.sonrasında yine verdim kendimi toza, toprağa, misketine, gazoz kapağına, sokak aralarında deli divane topun peşinden koşmaya.
anamızı belleyen kolpa haberdir. yıllar geçmiş, çoluk çocuğa karışma evresinde bile gece gece karşıma çıkan boktur. sakallı bebek ne lan? körpecik çocukların beynini yediniz ya, hepinizin kafasını sikeyim...
doğumundan itibaren sözü dinlenecek şanslı varlık... (bkz:
sakal ile söz dinletme doğru orantısı)
bu söylentinin çıktığı sıralarda internet bile yoktu, artık nası sağlam bir fısıltı ağı varsa duymayan kalmamıştı. biz küçükler olarak feci halde tırsmış, mahalledeki büyük abilere korkumuzu geçirsinler diye "abiiiee doğru mudur senceeeğa ühühü?" şeklinde sorular sorardık. işin ilginç kısmı abilerin bir kısmı yeni doğan bir bebeğin sakallarının olamayacağı bir kısmı ise konuşamayacağı yönünde fikir beyan etmesiydi ki abiler arasında bu yüzden ufak çaplı bir kavga bile çıkmıştı.