|
|
- ahmet rasim tarafından güftelenmiş, tatyos efendi tarafından bestelenmiştir.
bu akşam gün batarken gel,
sakın geç kalma erken gel.
tahammül kalmadı artık,
aman geç kalma erken gel
cefâ etme bana mâh'ım,
sonra tutar seni âh'ım,
üzme beni şîvekârım,
aman geçkalma erken gel.
- geç ile erken arasında derin bir uçurum varken,nasıl dillendirilebildiğine akıl sır ermez,eredebilir, sözdür.yoksa geçin onlardaki başlangıcı ile erkenin başlangıcı arasındaki yer tamamiyle erkene endeksli midir?o zaman ortada bir haksızlık var demektir,saat 20 erkense nasıl 21:00 da erken olabilmektedir veya 22:00' da aynı muameleye maruz kalabilmektedir,geç;23:00'a tekabül ediyorsa.bu işe bir nokta konulup,tanımlanması ve ardı hır gürün engellenmesi taraftarıyım,fanatikte sayılırım.
ayrıca bu ''sakın''sözcüğündeki tehdit vari havada gözlerden kaçmamıştır.
- gençlerin genelde duymaktan nefret ettiği bir cümledir.bu cümle bazen gençleri çileden çıkarır, bazen ise ilgi göstergesi olarak algılanır.ne olursa olsun annelerin belli bir yaşa kadar söylemekten vazgeçmeyeceği bir kuruk cümledir.
- bir cevat çapan şiiridir.
sakın geç kalma erken gel
usulca gir kapıdan, zile basma.
hiç telaşlanma, ben daha dönmemişsem.
yoldayımdır, nerdeyse yokuşun dibinde,
suların kararmasını bekliyorumdur,
tuğla harmanlarından gelen yanık havanın
bahçedeki akşamsefalarına sinmesini.
güç bela dizginliyorumdur içimde
dörtnala sana koşan küheylanları.
bütün gün kâğıttan dağlar arasındaydım,
nabzım ileri giden bir saat gibi işledi durdu.
dilekçeler, kararlar, tozlu makbuzlar:
hep adını okudum silinmiş satırlarda.
pencerede kuleler, minareler, kirli gök.
durmadan kuşlar uçtu bir bacadan.
rüzgâra karışan saçlarını gördüm
bulutlu aynalarda.
balkonun kapısını aç, su ver saksıdaki çiçeğe.
geyikli örtüyü ser masaya, dinlen biraz.
sessizlik şaşırtmasın seni, ürkütmesin.
şehrin gürültüsü dolacak az sonra odaya,
karanlık bir yankıya dönüşecek karşı dağlarda.
|