öykülerinde denizi, emekçileri, çocukları, yoksulları, işsizleri ve balıkçıları yalın şiirsel bir dille anlatarak türk edebiyatına yeni bir öykü anlayışı getiren yazar. 'birtakım insanlar' ve 'lüzümsuz adam' okunması gereken eserlerindendir.
durum öyküleri yazar.edebiyat parçalamak yerine, sade bir dille anlatmak istediklerini söyler.fakat yine de insanı etkilemeyi başaran öyküler yazmayı becermiştir."ip meselesi" beni en çok etkileyen öykülerinden biridir.yky'de tüm eserleri bulunabilir.
lisede edebiyatla arası çok kötü olan sıra arkadaşımın benden kopya çekerken ismini sait faik abası yanık olarak yazdığı değerli cumhriyet dönemi türk yazarı.
kendisi burgaz ada insanıdır. tam bir deniz aşığıdır aslında, bir çok hikayesinde bu sezilir. türkiyenin yetiştirdiği en sağlam kısa hikaye yazarıdır... dili oldukça hatta fazlaca sadedir fakat o sade dilin altında binlerce nükteyi bulmak hep size kalmıştır. sait faik okuyucuyu aktif kılmayı da sever. öyküyü okuduktan sonra mutlaka bir yerlerde sait faik cümleleri, tasvirleri çıkar karşınıza, sivri sivri batar zamanla belki ufak bir gülümeseme kalır yüzünüzde. zaman ister onu anlamaya...
konular sıradan insanlar, balıkçılar, deniz, kayıtsızlık, boş ayrıntılardır fakat hepsinde ince ince felsefi dokunuşlar bulunur.
herkes mutlaka okumalıdır hayatının herhangi bir yerinde. vesile olmalıdır bir şeyler.
hayatı anlamak isteyenlere ufak bir ipucu
hikayelerinde eşcinsel ve sübyancı kimliğini üstü azıcık kapalı olsa da aktarmaktan çekinmeyen türk edebiyatının en önemli öykücülerinden biri. bir söyleşisinde bu cinsel seçimleri hakkında şöyle diyor:
"andre gide'i tanıyana (okuyana) kadar kendimi hasta ruhlu bir insan sanıyordum."
çalışmanın insanı yorduğuna kanaat getirerek kendini hezimete uğradığı ticaret hayatından ve (yanlış hatırlamıyorsam) öğretmenlikten çekip almış, hayatını yazarak kazanma yoluna gitmiştir. iyi yazardır, mutlak surette okunması gerekir.
23 kasım 1906’da adapazarı’nda dünyaya geldi. istanbul'da 11 mayıs 1954’te sirozdan yaşamını yitirdi. ilköğrenimini adapazarı rehber-i terakki mektebi'nde yaptı. iki yıl adapazarı idadisi'nde öğrenim gördü. kurtuluş savaşı'ndan sonra ailesi istanbul'a yerleşince istanbul sultanisi'ne girdi. onuncu sınıfta bir öğretmene yapılan şaka yüzünden sınıfı dağıtılınca bursa erkek lisesi’ne geçti, 1928'de buradan mezun oldu. istanbul üniversitesi edebiyat fakültesi’nde bir süre eğitim gördü. ekonomi öğrenimi için isviçrelozan'a gitti. kısa süre kaldı ve fransa’ya geçti. 3 yıl fransagrenoble'da yaşadı. eğitimini yarım bırakarak 1933'te istanbul'a döndü. kısa bir süre halıcıoğlu ermeni yetim mektebi’nde türkçe grup dersleri öğretmenliği yaptı. babasının desteğiyle girdiği ticarette de başarılı olamadı. daha sonra hiçbir işle uğraşmadı. geçimini babasından kalan mirasla sürdürdü. yaşamını şişli’de bulgar çarşısı’ndaki apartman ve burgaz ada’daki köşklerinde annesiyle geçirmiştir.
denizle, balıkla, adayla, kendiyle ilgili yazan yazar. sinir bozucu bir vurumduymazlığı vardır. 'ne boş adammış yahu' dedirtir. çevresini, istanbulu, memleketini sever, ama asla bu saydıklarımın tam anlamıyla parçası değildir. gözlemler, anlatır, aynı değerleri, arzuları taşımaz. şu hikayeyi okuyayım şunada bakayım derken bir bakmışsınız ki bi sürü küçük kitapçık toplamışsınız.
(bkz: sivriada geceleri)
(bkz: sivriada sabahı)
(bkz: sinağrit baba)
bu yıl türkiye geneli düzenlenen yarışmada öykü ödülünü aldığım ve bana yazmaktan vazgeçme mesajını vermiş adapazarlı yazarımız..onun sayesinde belediye kitabımızı bastırdı.kitabı elime aldığımda iyiki varsın dediğim öncüm.
bkz:elçin muslu