sahibini bekleyen mektuplar 

adana çık aradan

  1. ümit yaşar oğuzcan'nın yazdığı kitap haline getirilmiş mektuplardır.

    bu gün bendeki resimlerini ve mektuplarını yakıyorum. küllerini sana göndereceğim. işte! hepsi önümde duruyor. şu resim çekilirken karşında ben vardım, hatırladın mı? üzerini diyerek imzalamışsın. bu seni en çok anlatan resimdi biliyorum. bana en yakın olduğun resimdi... karşında ben vardım, gözlerin gözlerimdeydi... için benimle doluydu, bakışların gibi. önce bu resmini yakacağım, bu en çok sen olan resmini. sonra da diğerlerini yakacağım. hepsi birer birer kıvrılıp kül olacak sonunda. ya mektupların? herbirini çok çok öptüğüm mektupların...satır satır içimde çakılı duran mektupların. onlarda yanacak. senden madde olan hiçbir şey kalmasın istemiyorum bende. içimde bıraktığın eziklik yeter artık. artık seninle değil, verdiğin acılarla avunacağım. seni bütün arzuların üzerinde, bütün özlemlerin ötesinde seveceğim artık. sensiz bir dünya yaratacağım senden. dünya duracak ama sen durmayacaksın. zaman bitecek, ama sen bitmeyeceksin. bir gün bütün çiçekleri solacak bahçelerin, yıldızlar ışık vermeyecek, güneş doğmayacak hiç. ama sen solmayacaksın, sen eksilmeyeceksin. seni maddenin dışına çıkarıyorum. ölümsüzlüğün kapılarını açıyorum sana... anlamıyor musun? daha düne kadar her yerini ayrı ayrı seviyordum. ellerini tuttuğum zamanlar ürperirdim, başım dönerdi gözlerine bakınca. dudakların her öpüşte yeniden dünyaya getirirdi beni. al işte, hepsini sana bırakıyorum. güzelliğinde senin olsun dişiliğinde.. göreceksin, bir gün her yerin şu mektuplar, şu resimler gibi kül olup dağılacak. bir tel bile kalmayacak saçlarından. niceleri gibi sen de göçüp gideceksin bir gün... önce güzeliğin terk edecek seni. ellerin buruşacak, belin bükülecek, ak pak olacak saçların. boş bir çuvala döneceksin. gözlerinde o vahşi pırıltı kalmayacak, bütün ateşi sönecek dudaklarının... ama ben o halinle bile seni terketmeyeceğim. çünkü benim içimde hep bugünkü gibi kalacaksın. taptaze, sımsıcak ve korkunç güzel! yalnız benim gözlerimde bir manası olacak bakışlarının. ben yok olduğum zaman da satırlarımda yaşayacaksın. hiç ihtiyarlamadan, hiç değişmeden, hiç tükenmeden... adım adınla anılacak, adın adımla... mektuplarınla resimlerini yakacak gücü kendimde bulamasam, o zaman da kendimi yakardım. şu herkeste seni gören gözlerimi, şu her yerde sana koşan ayaklarımı ve şu her zaman sana yazan ellerimi yakardım. tenimden yükselen alevler ta allaha kadar uzanır, ona çaresizliğimi anlatırdı. seni güçsüz, zayıf bir insan tarafından sevilmenin hayal kırıklığına uğratmamak için, şimdi benim yerime, senden kalanları yakacağım. ben yaşadıkça, varlığım bütün çaresizliklere meydan okuyacak. unutma; seni sevdiğim için ölebilirdim, seni sevdiğim için yaşayacağım. biraz sonra mektuplarınla resimlerni tutuşturacak bir kibrit çöpü gibi çekiliyorum hayatından. her şeyiyle onu sana bırakıyorum. hayatın senin olsun. istersen hayatım da.. ama sen kendinin bile olamayacaksın artık. ben yaşadıkca, adım söylendikçe... seni bensizliğe ve kendimi sana mahkum ediyorum..

    istanbul, haziran- eylül 1962
    (esdora, 17.05.2004 21:31)


  2. en güzel beraberlik seninle olmak diyorum, nasıl en korkunç yalnızlık sensiz olmaksa... biraz önce buradaydın. aradan geçen zaman henüz kokunu bile dağıtamadı.oturduğun koltukta ağırlığının izi duruyor. dokunduğun her yerde sıcaklığın var, baktığın her şey de aydınlığın.
    gittin mi? ben şimdi yalnız mıyım? duvarlar üzerime yıkılıyor, yüzümde parçalanıyor aynalar, resim çerçeveleri. tarifi mümkün olmayan bir boşluk içindeyim.gözlerim kapıda, belki yine gelirsin diyorum.uzaktan ayak sesleri geliyor. sen değilsin gelen biliyorum, ama yine de bir ümit var içimde vazgeçemediğim.
    bir sigara yakıyorum ve seni arıyorum dumanın havada çizdiği şekillerde.sonra ne yapacağını bilmeyen ellerime bakıyorum bir zaman. ellerim hala ayrılırken ellerine temas etmenin hazzı içinde şaşkın ve kararsız.oysa , o ellerle şimdi şiirler yazabilirim senin için, sana yokluğumun dayanılmazlığını anlatabilirim.
    aman hayli ilerledi. evine varmış olmalısın. kulağım telefon sesinde. beni aramanı bekliyorum. telefonun her çalışında umutla uzanıyor ellerim ahizeye.oysa hep bir başkası çıkıyor karşıma. kahroluyorum. senden başkasının varlığına değil, sesine bile tahammülüm yok artık. ağır dayanılmaz saatler geçiyor. nihayet senin sesin telefonda. beni anlayan, o özlemli kısık sesin.< nasılsın> derken bile yüreğimi heyecanla dolduran, kanımı tutuşturansesini işitmenin sevinci sarıyor her yerimi. hiç bitmesin istiyorum konuşmamız.senden başka bir şey düşündüğüm yok, dünya umurumda değil. konuşuyor konuşuyoruz ve < allahaısmarladık> diyorsun. sana düşündüklerimi söyleyemiyorum.< ne olur, yine gel ve hiç gitme artık> diyemiyorum.boğazıma bir şeyler düğümleniyor. ellerimde soğuk, hissiz bir aletle
    yapayalnız kalıyorum. biraz önce sesini bana ileten telefona düşmanım şimdi.
    hırsla ve kinle bakıyorum bir zaman.sonra sevdiğin bir plağı çalmak geliyor aklıma. birden seviniyorum.her şeye rağmen yine seninleyim, ne iyi. beşinci senfoniyi dinliyorum.odayı orkestranın güçlü, tanrısal sesi dolduruyor. hiç ayrılmadığımıza ve ayrılmayacağımıza inanıyorum. yüzyılların ardından bir beethoven sesleniyor, isyan ediyor zamana. ve sonra bir başka plakta schumann ağlıyor, ben ağlıyorum, uzaklarda sen ağlıyorsun. aşkın ve sanatın ölümsüzlüğüne bir kere daha inanıyorum.artık seni sevdiğime pişman değilim...
    (bkz: sahibini arayan mektuplar)
    (benbirküçükcezveyimköşebucakgezmeyim, 10.02.2005 21:38 ~ 21:41)
  3. (bkz: sevgiliye mektup)
    (bkz: solti)
    (bkz: serbest çağrışım)
    (gülümsün, 03.05.2005 12:47 ~ 12:48)
  4. evde özellikle kafa bozukken ya da maksimum duygu yoğunluğu yaşanırken yazılan, sonra bir türlü cesaret edilip verilemeyen, rafta öylece duran mektuplardır. bir süre sonra çıkarır okur, duygulanır, ağlarsınız. her seferinde aynı şey olunca, faydalı olan şeyi yapmaya, mektupları atmaya karar verirsiniz. atarsınız, ancak o raflar bir süre sonra gene dolar. sahibine ulaştırılmayacağı önceden belli olan onlarca mektup yazılır.
    (marla singer, 04.11.2005 00:34)
  5. doğmamış çocuğa mektup bunlardan birisidir, adrese yollamak zor olacağından alıcının postaneden alması bekleniyor olabilir
    (assassin, 04.11.2005 00:36)