sareyevo sende nem kaldı?
saffet isoviç'i bilir misiniz? bosnalı. sevdalinka söylüyor. balkanlar işte. atalarımın gözünün kaldığı yer. benim de gözüm kalmış biraz. sevdalinkalar batı ile doğu arasında tam bir geçiş müziği. doğunun gırtlak derinliğiyle batının akor düzenini harmanlamış. bosna gibi, avrupa'nın ortasında kalmış, doğulu bir ses.
ah sevdalinkalar... adamın içine bir hüzün çöküyor. fazlaca kuşatılmış, fazlaca dışlanmış, fazlaca acı çekmişlerin çığlık çığlığa söylediği. ağıtlar da yüzler gibi denk ya. bozkırdan bir yüz düşüyor aklıma, hüznünü alnında taşıyor, siyah bir şarkı düşüyor dilime petrol gibi, açlık gibi. bi de şu akordiyon, bi de bas üflemeliler... biraz da çingeneler... çalgıcı farkında mı ne yaptığının?.. böyle bir şey mi dibini bulmak?.. çal çalgıcı çal...
bu şarkıların içinde ne var? kim giriyor, kaç ölçek ta uzaklara gitme koyuyor içine. isoviç, ta uzaklara gidiyor. ta uzaklara alıp götürüyor. dedelerimden sesler... çocuk izleri saklı... anlatamadığım daha neler neler... nasıl girmişler, nasıl sığmışlar içine...
uzun boylu, sarışın adamlar; bizim eskiden giydiklerimize benzer giysiler içinde dans ediyorlar. yanlarında kızlar, yere sağlam bassalar ayakları incinecek sanırsın, kızlar... kanlarını ateşlemişler. nasıl da kıvrak ama nasıl da özlem dolu. aralarına katılsam. beni de götürseler, tuzla'ya, mostar'a, zenica'ya, sarajevo'ya... drina nehrine uzun uzun baksam.
sesler tizleştikçe adamın canına çomak sokuluyor. isoviç bırakıyor sesi. avazı şirinleştiriyor. hele bir de bosna deyişi var, neşet (ertaş) baba'nın gonül, hisarlı ahmet'in kütahya deyişi gibi. isoviç'in sesinde benden de birşeyler var. ortak bir kültürün ayrı uçlarında duruyoruz. birbirimize nasıl da benziyoruz.
akordiyon almış başını bir kere... nasıl baş edilir. ismail'i hatırlıyorum. yurtta bir odayı paylaştığımız gibi sevdalinkaları da paylaşmıştık. onunla tanıdım sevdalinkaları, isoviç'i... savaştan az az konuşurduk. zenica'daki köylerinde annesi, nişanlısı. nişanlısını gösterirdi. ona bakar ve anlatırdı onun gözlerinden bosna'yı... sonra gitti, geldi. iktisat okumak istiyordu. ülkesine dönmek... ülkesini yeniden kurmak. benim için koca bir sevdalinkadır ismail... isoviç'in yüzü ismail'e benziyordur muhakkak. öyle düşlerim isoviç'i. kustrica'nın filmlerini severim ama kendini asla. ismail öğretti. çünkü o ülkesini kaba bir entellik uğruna satmıştı.
balkanlar dünyanın en karışık bölgelerinden biri. kansız yüzyılı yok daha. ama bir o kadar da verimli bir alan. her alanda önemli işler çıkarmış bir toprak. çok kültürlü, çok milletli, çok dinli, çok dilli, çok kavgalı, çok sesli bir coğrafya. dünya tarihinin şekillenmesinde böylesi yerlerin fazlaca önemi vardır. balkanlara bakıyorum, isoviç'in çığlığına benziyor. kansız yaşanmayan bir coğrafyanın en kıvrak dansları bile hüzün dolu, başkaldırı dolu. ve siz o toprakların ortasında bosna gibi kalmışsanız, kosova gibi... daha da hüzünlü olmalısınız. çünkü sizin de deriniz kararır.
kuru, sloganik bosna günleri geride kaldı. şimdi bosna'yı daha iyi anlama zamanı. sevdalinkaları dinleyin. içinize ıpılık bir dost sızacak. ve sarajevo'da neleri bıraktığınızı anlamaya başlıyacaksınız.
kaçıncı kez dinledim isoviç'ten 'kao sto je bosna moya' yı. boşnakça bilmesem de anlıyorum ne dediğini. ismail bekle, bu ülkenin çocukları seni ve yaşadığın toprakları daha iyi anlamak için, birgün, bosna'ya okumaya gelecekler.
2000-06-26
nurullah güler
http://www.youtube.com/...