marquis de sade'ın yoluna baş koymuş kişi. başkalarına acı çektirmekten psikopatça zevk alan mahlukat. (bkz.
sadizm)
başkalarına acı çektirmeyi seven insan.tavuk keser gibi adam keser bunların bazıları..
(bkz.
cani)
psikopat hareket tamlamasında geçmesi gereken kelimedir, ve bu şekilde tabir edilen eylemleri gerçekleştirenlerdir
93'teki çalışmalarıyla, kült bir det metal albümüne imza atmış. daha sonra nedense hip hop - tekno gibi tarzlara yönelmiş, saygıyı hakeden müzik grubu.
(bkz:
yiğidi öldür ama hakkını yeme)
başkalarına eziyet etmekten hoşlanan kişilerin anılışıdır. 1740-1814 yılları arasında yaşayan, davranışları ve yazıları dolayısıyla kötü bir şöhreti olan sade , yazılarının birinde, sevdiği insana işkence etmekten zevk alan birini betimlemiştir.
bathory'nin the return albümünün onuncu parçası. sözleri için:
love to see you writhe in throe
the more you suffer my lust grows
ı slit your throat and tear your flesh
my desire will be your death
sadıst (tormentor)
ı welter in blood ı rape and slay
stab sliver lacerate
so many lusts to satisfy
to still my hunger another must die
sadıst (tormentor)
"but now the sand of time is running out"
ı feel old (so cold)
can hear the bell toll
so week (must sleep)
can hear my victims shout
can't stand their cries their call
ı gotta pay for my lusts...
they're dragging me down...
saat sabah 7 uyanıyorum. düzen ve uyum benim için herşey, yatağı topluyorum ve yavaşça odanın kapısına yöneliyorum. kapının önüne düzenli bir şekilde çıkardığım siyah terliklerimi giyip odama bakıyorum. duvarları siyaha boyanmış ufak bir oda. içersinden odanın ahengini bozmasın diye siyan bir masa üstü bilgisayar ve siyah nevresimleri ile yatağım var. zemin ise siyah renkli bir ahşap ile kaplı. herşeyin siyah olmasının sebebi gecenin siyahını bozmaması için. gündüz olduğu için olabildiğince kalın siyah perdeleri de çekilmiş bir oda. siyah kapısını kapatıyorum. odanın düzenli olduğundan ve oda içindeki herşeyin uyum içinde olduğundan emin olarak acıkan karnımı doyurmak için aşağı kata yöneliyorum. evimi her zaman ki gibi inceliyorum sorun yok gündüzün saf beyazlığını incitecek tek bir uyumsuzluk yok evimde. karnımı doyuruyorum ama içimde birşeyler aç, içim yanıyor ve hafifçe gülümsüyorum.
kalın ve ses geçirmez bir kapı var evimde, yerini benden başka kimsenin bilmediği. kapıyı zorlayarak açıyorum ve sessizce yürüyorum. sevdiğim karanlık koridordan ilerleyerek ufak hücreye doğru yöneliyorum. hayvanımı beslemem lazım, gözüme bakıyor ve üşüyor sanırım. çok yabani bir hayvan ön ayaklarından ve boynundan zincirlememe rağmen direnmekten hiç bir zaman vazgeçmiyor. hazırladığım yemekleri yediriyorum sakince. sanırım en sakin olduğu anlar bu anlar. sonra ışık istediği aklıma geliyor ve loş lambayı yakıyorum, gözleri rahatsız oluyor karanlığa alıştığı için. bir süre böyle kalıyoruz.
10 dakika kadar sonra tuvaletini yapması lazım yoksa hiç bir şekilde yapamaz. yapmaya kalkarsa başına neler geleceğini biliyor. ilk seferinde kurallarıma karşı geldiğinde tırnaklarını söktüm. baya eğlendiğimi hatırlıyorum. inanılmaz zevk alıyordum. çığlıklar mükemmel bir ahenk yaratıyordu yankı yaparken. sonra bir daha kurallarıma karşı gelmedi uzun bir süre.
tuvaleti geldi, zincirlerini çözüyorum. tuvaletini yaparken onu izliyorum. işini bitirdikten sonra kollarından tutarak duşa götürüyorum ve güzelce yıkıyorum. aslında bunlar benim için rutün işler ama zevk veriyor. geri dönüyoruz ve zincirleri geri takıyorum. aslında zincirleri sevmem fakat yapmasam bu hayvan kendisine zarar verecek eğitim boşuna gidecek. ( hayvanları eğitmek kolay iş değildir hele düşünme yeteneğine sahipse )
sohbet etmek isteyip istemediğini soruyorum. içimde garip bir his var ( nedense ilk kez ona bu kadar yumşak davranıyorum ). artık gitmek istediğini söylüyor ama bana bağlı kalacağına dair yemin ediyor ne istersem yapacakmış. gülüyorum yavaşça yaklaşıp sert bir tokat atıyorum. elim acıyor. oda hafif sersemliyor ama gülümsüyor demek ki acı artık ona zevk vermeye başlamış iyice. durumdan bunu anlıyabiliyorum. artık içimdeki canavarı serbest bırakma zamanı. bıçağımı çıkarıyorum. tam 10 aydır özenle kendi yaptığım bıçağı. tedirgin oluyor ama benzeri şeyleri ona yaşatmıştım yine gülümsüyor. yanılıyor bu sefer uçacak. bacaklarına ufak kesikleri açıyorum seri bir şekilde. çığlıklar atıyor. sonra vaginasına atıyorum benzer kesikleri. bana yaşattırdığı zevki hayal bile edemezsiniz. sonra kollarının artık serbest kalacağını söylüyorum ve yavaşça sol kolunu kesmeye başlıyorum. bağırıyor yalvarıyor aman tanrım ne büyük zevk. kolunu gövdesinden ayırıyorum. sonra sağ koluna geçiyorum yarı kendinden geçmiş durumda eski tepkileri veremiyor sanırım ölecek. sağ kolda gövdeden ayrılıyor. hala kendinde ama artık ne olduğunu bilemiyor. sonra yavaşça kafasını gövdesinden ayırıyorum. sonra durumu izleyerek masturbasyon yapıyor defalarca boşalıyorum. 10 aylık düzenim son buldu yeni bir hayvan bulmam gerek.
daha öncesinde eğitim çalışmalarım aklıma geliyor onun parçalanmış vücuduna bakarken. saatler süren orgazm dayanıklılık eğitimi, acıyı zevk olarak algılama eğitimi ve artan şiddet ve acıyı her zaman daha fazla isteme eğitimi. hayvanım çok iyi idi bu konularda.
hücrenin aşağı kısmında bir kuyu var onu götürüp oraya atıyorum. içi asit dolu eriyor anında ve zamanı gelince kuyuyu boşaltacağım ve oda diğerleri gibi kaybolup gidecek. aslında ona bir teşekkür borçluyum egolarımı sonsuz tatmin ettiği için diğerleri gibi.
sadist denilen şey sanırım bu.
not : yazarken baya bir kendimden iğrendim ve rahatsız oldum. sanırım hayal gücümü bunlar üzerine kullanmamam lazım.
stephen king'in en iyi romanlarından biridir.
(jaymz, 05.01.2009 20:01)
"başkalarını vasıta haline getirme eğilimi olan kişidir.
sadistler,
başkalarını hem kullanmak hem de onların üzerinde hakimiyet kurmak isteyen kişilerdir.
başkalarını acı vermek veya onların acı çektiğini görmek arzusunu taşırlar.
sadistik eğilimler başkalarına karşı aşırı bir ilgi ve iyimserlikle tamamen gizlenmiştir."
saçma sapan insan tipidir. ya çok ezilmişlerdir ya da çok s.kilmişlerdir.