bir turist kafilesinin ingiliz rehberi, gece olup turistler yatınca türk kahvesi içmek ister. hemen otelin mutfağına sipariş verilir ve on dakika içinde orta şekerli kahve gelir. bu arada laf faldan açılır ve resepsiyonda duran mesai eşim, çok iyi fal baktığını söyler. fakat ortak dilleri olmadığından çeviri benim üzerime kalır. fincan kapatılır, beklenir, açılır. fal bilen arkadaşım olaya damardan girer:
-
senin yüreğin kabarmış!
+ aaa...you are in love but...(hay sıçiim senin gibi falcıya) somehow disappointed... anlamadı!