tevekkeli değil japonya'da yılda kişi başına 26 kitap düşerken türkiye'de 6 kişiye bir kitap düşüyor. demek ki japonya'daki aptalların oranı türkiye'deki aptalların oranından 156 kat daha fazla. ben de diyorum neden japonya bu kadar fakir türkiye bu kadar gelişmiş.. demek bundanmış, hey gidi..
bir de "idea" olayını ortaya atan bir filozof nasıl rasyonalist olur kafam almıyor bir türlü, haddinden fazla kitap okuyorum kesin ondan..
beyin böyle bir şey işte. olmadık yerde aslen "milattan önceden beri bildiği" ama hatırlama evresine maalesef ki henüz geçiremediği can sıkıcı ufacık bir bağlaçla adamın tespit yapma adına o kadar emek sarf ettiği cağnım yazıyı vezir de eder rezil de.
arthur schopenhauer, okumak, yazmak ve yaşamak üzerine adlı kitabında kitap okumanın yazmayı etkilediğine deyinir ancak "asla kitap okumak aplattıktır" demez. zira kitap okumak insanı besleyen en büyük kaynaklardan biridir. schopenhauer da bunu gayet iyi bilmektedir. fakat schopenhauer'un demek istediği kitap okumanın özgün fikirlerinize etki edeceği ve kendi fikirlerinizi değiştireceği yönündedir.
kitap okumayan, onun yerine çevresindekilerin çıkardığı kitap özetlerine göz atan ve okuyan arkadaşlarım sefil gibi açıklamalar yapan bir başbakanın yönettiği ülkenin vatandaşının ortaya attığı önerme; şaşırtmayan önerme.
böyle bir konunun ciddi bir anlamı olduğunu düşünmüyorum.yazar geyik yapmıştır.kitap okumak tabii ki aptallık değildir.madem söz konusu kişisel görüşler, bu durumun aksini ciddi ciddi savunan kişiler de gerçek aptallardır benim gözümde.
bakınız bir hikaye:
zamanında dağ gibi bir yerde yaşayan yalnız bir adam varmış.tek başına kalıyormuş.evinde bir tane kütüphanesi, kütüphanesinde de yüzlerce kitabı varmış.bir kış aşırı derecede kar yağmış adamın dış dünyayla itribatı kesilmiş.haftalardır evinden çıkamamış.daha sonra kar fırtına geçtiğinde adamı evinde, kanepesinin üstünde ölü bulmuşlar. adam ısınmak için tüm odunlarını, sigara paketlerini, hatta ayakkabılarını yakmış.fakat kütüphanesinde hiç bir eksik yokmuş...