kullandığı sözcüğün havada kaldığını kestiremeyecek kadar kendini medeniyet aşüfteliğine kaptıran ve sürü psikolojisiyle salt başkalarına yaranma çabası güden asalak.
hakikaten abartmıyorum. öyle derin analizlere evirip çevirmeye de gerek yok. sözcüğün ham halini el alın yeter lan. “gün aydın” ne demek bu? başına sonuna bir şey koymadan böyle bi tanımlama yapıp karşılığında aynısını almak gülünç değil mi? önünüze ne konsa yiyorsunuz ya. ulan böylesine yitik bi benlikle ne kadar daha yaşayabilirsiniz?
“hava yağmurlu. rüzgar ılık”. v.s. önüne arkasına bir şey eklemeden durduk yere biri size bunları söylese ne cevap verirsiniz? “gün aydın” demenin hiç bi manası yok. “evet, aa doğru söylüyorsun” gibi destekleyeceği sözcükler, zarf, belirtili nesne ya da edat kullanmadan tek başına aynı şekilde yanıt vermek ise tam ahmaklık.
“hayırlı-iyi-mutlu-“ ne sikimse işte öyle sabahlar dileyeceksiniz. ne konuştuğunuzu bileceksiniz? “gün aydın” ne lan? “gün güneşli. gün yağmurlu” bilgisayar programı gibi komut aksanlı mı konuşuyor herkes? üstelik bu bi tespit havasında. temenni değil yani. günün aydın olduğunu söylüyor sadece. kişisel düzeye inmiyor. iyi olsun, mutlu ol, şöyle yaşa böyle yaşa yok. "gün aydın diyor" bitiriyor işi. bencilce. içinde ruh yok. hep birilerine şirin görünme sevdası. günaydın diyen insan eziktir ayrıca. çevresi tarafından dışlanmamak için bu yolu tercih eder. hayır yani aksini destekleyecek bi argüman varsa ben de öğreneyim.
(bkz: bruker sız sözlük olmaz)
edit: bu cümleyi delisiz köy olmaz şeklinde de okuyabiliriz. aslında vurgulanan her köyün bir delisi olacağıdır. yoksa kimse köyümüzde deli olsun istemez.
kullandıkları sözcük hakikaten de havada kalır; çünkü karşısında çoğunlukla (tabii ki herkes değil) cevap vermeyecek bencil bir güruh bulunur.. sabah zor kalkılır, boktan kalkılır, mutlu, üzgün vs. ya da hava kötüdür, güzeldir.. bunlarla günaydın kelimesinin uzaktan yakından alakası yoktur, günaydın işte.. hani ucundan kıyısından sabah güzel geçsin; keyfimiz olsun manasında..
eskiden görgü kuralıydı; şimdi medeniyet afüşteliği oldu adı.. ama medeniyet afüştesi olmamak adına sabah birbirimizden bi' günaydın kelimesini de esirgeyeceksek...
aslı "günün aydın olsun" olan bir kalıp ifadenin türkçe'nin "eksiltili cümle" ve deyim aktarması mantığıyla "günaydın" şekline dönmesi sonucu oluşan "günaydın" şeklini (aslında artık bir deyimdir günaydın) kulanan insandır. türkçe yapı olarak konuşma dilinde daima kolaylığa kaçan bir dildir ( bu bir kusur değildir.). bu yüzden kimse konuşurken. "ben ve sen bugün arabayla sinemaya film izlemeye gidelim mi" demez. "akşam sinemaya gidelim mi?" der. ikinci cümlede de özne, nesne, edat yoktur ama ne denmek istendiği anlaşılmıştır. bu yüzden burada bir bilinçli olma veya olmama durumu söz konusu değildir aksine içgüdüsel olarak yapılır bu. yani kimse oturup "gününüz aydın olsun"u alıp hadi bunu "günaydın" yapalım dememiş; aksine tamamen dilin doğal temayülleri sonucu oluşmuştur bu. (cumhuriyetin ilk dönem romanlarını alın bu sözcüğü dediğim şekliyle yani "gününüz aydın olsun " şeklinde bulursunuz. özellikle de reşat nuri'nin romanlarını)
türk insanının doğallığını, içtenliğini yansıtmaz sabahları söylenen o yalın "günaydın" kelimesi, buz gibidir. bir soğukluk, bir bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılık, bir ipimle kuşağım havası, gereksiz. sabahları görmek istemediğimiz hareketler bunlar. halbuki şöyle konuşulsa sabahları ne güzel olur değil mi:
-ne lan karga bokunu yemeden kalkmışsınız!
+ya ne yapaydık yarraaam!? iş var güç var.
-tamam çok konuşma da bi siktir git çay koy.
bakın ne kadar içten, ne kadar doğal. işte türk insanının sıcaklığı, işte buram buram samimiyet kokusu.
ancak garfield gibi hayali bir çizgi karaktere dayandırılarak onanabilinecek bir önerme.çünkü yalnızca bu çizgi-kedi günaydın'ın kelimelerin çelişki'ye düştüğü nokta olarak betimler.diğer türlü hiç bir dayanağı olamaz.insanlara güzel bir güne başlasınlar ve güzel bir günleri olsun "günü aydın olsun" kelimesinin hiçbir bilinçsiz yanı yoktur.hatta kendisine laf atanlardan daha bilinçli bir birleşik kelimedir günaydın.
tanım olarak da: en asil (!) duyguların insanıdır.
özenti olmanın tam manasını anlayamamış, insan kelimesinin önüne bilimum kelime getirince tespit yaptığını sanan zihniyetin yavrusu başlığın başlığıdır.
hezeyan boyutunda yanlış anlamlar yüklemektir "günaydın" diyene. sabahları günaydın dediğimde cevap vermeyenlere içimden öküz der geçerdim. buradan çıkaracağımız sonuç aralarında paranoyak öküzlerinde olabileceği.
"günaydın" kelimesine anlamsız diyen bir insanın habire "lan","ulan" diye anlamsız kelimeler kullanması kendi içinde çelişen bir durum gibi geldi bana. zaten kayser sozerin tespitlerinin ciddiye almadığım için açtığı başlıklara gülüp geçiyorum, sabahları insanlara "günaydın" demeyi sorun etmiyorum, "lan" demeyi de.
birleşik bir kelimedir. hanımeli, vezirparmağı, açıkgöz gibi...yani gün ve aydın kelimelerini ayrı ayrı inleceyip neden "iyi sabahlar" yerine kullanımının saçma olduğunu söylemek edebiyat bilgisi eksikliğinden olsa gerek.iki ayrı kelimenin duruma uygun olması(gün ve aydın) ilk kelimeyi sıfat yapmaz. hanımeli mesela; niye hanımeli diyoruz? ne özentilik ama!