• görseller

    • saatleri ayarlama enstitüsü
    • saatleri ayarlama enstitüsü
  1. ahmet hamdi tanpınarın adnan menderes dönemi ve kurumlarını makaraya aldığı süper bir romanıdır..
  2. bilim-kurgusal – fantastik ögeler barındıran, absürdün gözüne parmak sokan, ironi denizinde yüzen, tam manasıyla tuhaf bir ahmet hamdi tanpınar romanıdır. moderni zıt geçip, çok erken bir postmodern roman olarak çağdaş edebiyat tarihimizdeki (ki bu da italya’nın savaş tarihi gibi bir şey oluyor) nadide yerini almıştır. kutluyoruz.

    benlik, kimlik, birey, bireysel kimlik, toplumsal kimlik, doğululuk, batılılık gibi temalar üzerinde ful doğaçlama yaparken “koyver gitsin” yöntemini uygulayan tanpınar, kaleminin sapını gülle donatmış, coşarken coşturmuş, güldürürken düşürmüştür.

    “bizim edebiyatımızda fantastiğe yer yoktur, çünkü sosyal konjonktür olarak, gak, guk…” diye başlayıp uzun konuşan ordinaryuslara hararetle tavsiye olunur. absürde gönül vermişlerin başucu kitabıdır.

    yeni baskısı, güzel de bir cila çekilerek, yky tarafından takıma kazandırılmış bu mücevheri, bayinizden ısrarla isteyiniz.

    şimdi saatleri ayarlayalım.
  3. ahmet hamdi tanpınar'ın çok samimi ve korkusuzca yazdığı romanıdır. her satırda farklı bir içtenlik, sadelik, bilgi, saatin büyüsü, soru işaretleri ve yaşamına dair bir ses mevcuttur. yazarımız artılarıyla eksilerini kendisini terazinin kefelerine koyarken hiç tereddüt etmeden yazmıştır. toplumdaki çıkmaz sokaklara girip tahlilleriyle sahnede kendini anlatıyorken perde arkasında toplum ve değişim vardır.

    içtenlik : kitabın ilk satırında kendini hissettiren öğedir.
    "beni tanıyanlar, öyle okuma yazma işleriyle büyük bir ilgim olmadığını bilirler."
    "elimle gözüm beraber çalışmaktan uzaktı. her ikisi birbirinden ayrı yaşıyorlardı. yaradılıştan amatördüm. iş olarak üstüme aldığım her şeyden çarçabuk sıkılıyordum."

    sadelik:
    "bana öyle geliyor ki, gördüklerimi ve işittiklerimi yazmak, gelecek nesillere karşı en büyük vazifemdir."

    bilgi:
    ".... roma imparatorları, kırallar, büyük diktatörler hep kendileri gibi düşünsünler diye eşyalarını dostlarına hediye ederlerdi. hatta osmanlı hükümdarlarının, vezirlerinin kürk ve kaftan ihsan etmeleri de bu yüzden olsa gerek. siz, farkında olmadan tarihin büyük bir sırrını, bir çeşit psikolojik mekanizmayı keşfettiniz."
    "sahibinin en mahrem dostu olan, bileğinde nabzının atışına arkadaşlık eden, göğsünün üstünde bütün heyecanlarını paylaşan, hulasa onun hararetiyle ısınan ve onu uzviyetiyle benimseyen, yahut masanın üstünde, gün dediğimiz zaman bütününü onunla beraber bütün olup bitesiye yaşayan saat, ister istemez sahibine temessül eder, onun gibi yaşamaya ve düşünmeye alışır."

    saate dair:
    "saatin kendisi mekan, yürüyüşü zaman, ayarı insandır... bu da gösterir ki, zaman ve mekan, insanla mevcuttur!"
    "ona göre işlemeyen, kırılmış, bozulmuş bir saat hastalanmış bir insana benzerdi."

    soru işaretleri:
    "ah o andaki sesim!nasıl tanıyordum o sesi ve hıçkıran bütün vücudu. ...... ..... korku... korku ve insan, korku ve insan tahlili, insanın insana hücumu. o hiç yere düşmanlık. fakat neyi aldatabilirdim, kime anlatabilirdim? insan neyi anlatabilir?..

    yaşama dair:
    "bu daima böyledir. hadiseler kendiliğinden unutulmaz. onları unutturan, tesirlerini hafifleten, varsa kabahatlerini affettiren daima öbür hadiselerdir."
    " araya menfaatlerimiz girmeyince hadiseleri elbette başka türlü, daha realist bir gözle görmeğe, hakikaten daha uygun şekilde anlamağa ve yorumlamağa başlarız."
    "hepimiz kendi masallarımızın kurbanıyız."
  4. birey medeniyeti

    kitabın edebi özellikleri her türlü sıfat kullanımı, benzetme ve karşılaştırma sonucu övgüye fazlasıyla layıktır. tanpınar kitabında; modernleşen (!) hayatta insan ilişkilerini, karakter değişimlerini ve yeni oluşuma ayak uyduramayan insan tiplerinin toplumdan dışlanışını, modernleşmenin nesnesi durumunda ki zaman kavramıyla ilişkilendirerek eleştirel bir bakış açısı sunuyor.

    insanlığın bitmek tükenmek bilmeyen tüketim azgınlığının anı iyi yaşamak maksatlı değil, ileri zamanı iyi yaşayabilmek için olduğu anlatılmak isteniyor. tabiki burda da devreye zamanın tanımı giriyor. herkesin kendi bedeni ve ruh haliyle yaşamış olduğu zamanın farklılığı bir enstitü kurulma zorunluluğu içerisinde anlatılmak isteniyor (ayrıca allah katında zaman diye bir kavramın olmadığı,bu kavramın insanların hafızası olduğundan dolayı ortaya çıktığı söylenir) kitapda ki enstitü günümüz laik ulus-devlet anlayışını temsil etmektedir. tek düze bir insan (etkisiz bireyler) yetiştirmek amacıyla bireylerin özgürlüklerini kıstlayan kurallar ve yasaklar insanlara; herkesin uyduğu, uymayan kişinin de toplumdan dışladığı kutsal bir araç olarak anlatılmaktadır. birey medeniyeti kavramı yerine sonradan biraraya getirilerek oluşturulmuş(bir kısmıda hayal ürünü olan) toplum veya ulus medeniyeti kavramı sorgulanmaktadır.

    kitabın bitişinde nasıl bu enstitü (temelleri sağlam olmadığından)çöktüyse günümüz ulus-devlet anlayışında ki devletlerde elbet birgün çöküş içerisine girecektir. son günlerde de tartışılmaya başlandı zaten.