asıl tartışılması gereken, bir insanın sağlık hizmeti alabilmesi için yeşil kart ya da sağlık karnesi gibi belglere muhtaç olmaması gerektiğidir. dünyada ve haliyle türkiye'de vazgeçilmiş insanların sayısı gittikçe artıyor. aslında bu sağlık karnesi ya da yeşil kart uygulamaları belirli bir gelir düzeyine sahip ol(a)mayan insanları, kamu hizmetlerinin ancak ve ancak piyasaya açılmasıyla iyileşebileceğini kabul ettirmekten başka bir şey değil. bir hasta, devlet hastanelerinde yarım yamalak ve uzun uğraşlar sonucunda tedavi olabilecekken, özel bir hastanede ise her türlü imkan ayaklarının altına serilmektedir. tabii bu imkanların paralı olduğunu unutmayalım. ama ne demişler yiğidi öldür hakkını yeme, bu özel hastaneler, çoğu zaman olması gerkenden de fazla ilgi gösterek
*, sizi tüm mikroplardan, virüslerden kurtaracaktır. bu hızlı işleyişi ve muhteşem ilgiyi gören, sağlık hizmeti alabilmek için sağlık karnesine ya da yeşil karta muhtaç olan diğer vatandaş özel hastanelerin ne kadar da müthiş yerler olduğuna inanacaktır. sonuç olarak, her ne kadar sosyal refah devletine karşı olsam da, sosyal refah devletinin bedava ya da en azından süründürmeden vermesi gereken sağlık hizmeti gibi asli hizmetleri piyasanın eline bırakmak için meşru zemin oluşturulmaktadır. devlet bu işi becerememektedir, ne yapsındır, kısmettir. çağımızda herkesin doğmaya hakkı var fakat herkesin yaşamaya hakkı yok!