belki ilginizi çeker
  1. · asırlık firmalar
  2. · elektronik sigaranın yasaklanması
  3. · recep akdağ
  4. · grip
  5. · kot taşlama atölyelerinde çalışan işçiler
  6. · sigarayı bırakmak
  7. · öğretmene verilen değer
  8. · yerel yönetimler bakanlığı
  9. · izmir de 60 kadının kürtaj olmak zorunda kalması
  10. · mehmet ali birand
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · sevgilinin 5 gün aramayıp naber diye mesaj çekmesi
  2. · erkekte ses tonu
  3. · zongul ducks
  4. · behlül sözlük yazarı olsa kullanacağı nick
  5. · dersim katliamı
  6. · domuz gribi
  7. · disko kralı
  8. · efendi
  9. · alessandra ambrosio

sağlık bakanlığı  

 sayfa  / 2
  1. nedendir bilinmez sağlık bakanlığı dendi mi benim aklıma eski bakan osman durmuş gelir ve yine nedense osman durmuş ile birlikte kuduz aklıma gelir...*
    (zoe, 16.11.2004 18:33)
  2. ülkedeki sağlık kuruluşlarını denetleyen, hastane vs. açan bakanlık. ülke sağlığından sorumludur. recep akdağ bakandır.

    (bkz: http://www.saglik.gov.tr/)
    (sycrone one, 10.02.2007 00:18)
  3. komik bir bakanlık. komik uygulamalar, atamalar, cezalar kesen bakanlık. efendim akp hükümeti iktidara geleli kaç yıl oldu? 6 yıl. bu 6 yıl boyunca gerek başbakanın ağzından, gerek sağlık bakanının ağzından; hastane önlerinde sıra olmayacak, hastanelerde rehin kalınamyacak, hastanelere herkes alınacak şeklinde vaatler döküldü hep. bir şekilde bu vaatlere ter düşen uygulama yapan hastaneler oldu iktidar dönemleri boyunca. sağolsunalr konuların üzerine gidip soruşturmaalr açtılar falan. en son iki yanık vakaasından müzdarip çocuğun hastaneler tarafından kabul edilmemesi skandalı yaşandı. muhalif gazetelerde hani o vaatler şeklinde verildi haberler, iktidar yanlısı gazetelerde böyle zulüm görülmedi diye verildi. her neyse sağlık bakanlığı jet hızıyla bir soruşturma açtı, olayı ve olaya karışan hastaneler hakkında. velhasılıkelam soruşturma sonuçlanmış, sağlık bakanlığı oalya adı karışan hastanelere kapatma cezası vermiş. hem de sekiz gün(zaman gazetesine göre). işte komiklik burada başlıyor. sen sağlık bakanlığı oalrak keyfine göre hasta kabul etmeyen bir hastaneyi soruşturuyorsun ve soruşturma sonunda 8 gün boyunca hasta almaması yönünde bir ceza veriyorsun. bu nasıl bir zihniyet. sahasında rakip oyuncalara küfreden, yabancı madde atan ev sahibi takımın sahasını mı kapatıyorsun? nasıl bir ceza bu? bir hastaneyi kapatmak şeklinde bir cezayı nasıl verebilirler? hangi mantıkla bu ceza verilebilir? bu kapatma cezasını uygulanacağı süre zarfında kapatılan hastanelerin yakınında kritik bir vakaa olduğunda, ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olan bir hasta en yakı nhastaneye doğru getirilip hemen müdahale edilmesi gerekirken, hastanenin hasta kabul etme yasağı olduğundan doalyı başka bir hastaneye yönlendirildiğinde, hasta kaybedilirse vebali kimin olur? hastanenin mi? bakanlığın mı? yoksa adamın kendi suçu mu olur? (ya açık bir hastanenin önünde kaza yapsaydı arkadaşım) gerek eksik donanımlı gerek tecrübesiz kadroyla mantar gibi biten özel hastanelerin yanlış uygulamalarına böylesine yanlış bir ceza kesilebilri mi? vicdan? hipokrat yeminie sadakat? yok mu bunlar ya müffetişlerde. gerçi sağlık bakanı tıpkı kimi il ve ilçe sağlık müdürlerini imam hatip mezunu camii hocalarını atadığı gibi atadıysa böyle bir ceza kesilmesi normal elbette. sağlık bakanlığı ciddi bir kruum olamsı gerekirken neden bu akdar komik anlamlandıramıyorum.

    http://www.zaman.com.tr/...
    (chixculub, 17.05.2008 15:59)
  4. dedikodu değilse - ki inşallah değildir amin- paraları cukkalamış, padişahtan onay bekliyormuş.
    bütün hastanelere mescit yaptıracaklarmış! özel abdest lavaboları da bonus.

    bugüne kadar "özgürlük/demokrasi" nutukları atan hangi partinin aklına gelmişti bu! hı?
    tabii ki cevap veremezsiniz! sonra gelin "akp" gibi mukaddes bir partiye bok atın. ayıp ayıp!
    (sinirliyim ezelden, 01.11.2008 14:56)
  5. müslüman memleketinde, hastaların ibadetlerini yapabilmeleri için kendisine bağlı yataklı tedavi kurumlarına mescit yapacağı için eleştirilen, gayet de kel alaka bir biçimde "özgürlükçü/demokrat bir sistem/parti bunu nasıl düşünür" diye hayretler içinde kalınan, yerin dibine batırılan bakanlıktır.
    bunu yapacak olan tabiki "özgürlükçü/demokrat" sistemlerdir. bu sistemlerde insan bir bireydir, adam yerine konur, değer verilir. descartesçı pozitivizm elbette bunu düşünmez, hastanın moralini yüksek tutmak için inancına göre imam, haham, papaz gibi din adamlarını hastanın başına göndermek gereksizdir, hastayı ruhen iyi edecek olan psikologlar, psikiyatristlerdir. hitlerci faşistler ise ne papaz ne imam ne de psikolog, direkt infazcı ss subayını gönderir.

    maksat akp'ye bok atmaksa, sözlük genelinde bir sürü akp çukuru bulunabilir, küreğinizi alıp oraya gidin.
    (galliani, 01.11.2008 15:29)
  6. "okuluma mescit, hastaneme şapel istiyorum. demokratım, özgürlükçüyüm, 1.70 boyum, adım ali samuel.. "

    morali yüksek bakanlık teslimcisi(!).
    (dirtypain, 01.11.2008 15:32)
  7. her hastanesine bir mescit yapmayı planlayan bakanlıktır. ancak hristiyanlar ve yahudiler ayaklanmış, hep bir ağızdan "istemezüüüükk" bağırıyorlar.

    bu memlekette imam/mescit/cami düşmanlığının en önemli savunmasıdır "o zaman herkes ister" savunması. üniversitenin biri kampüsüne cami yapacaktır "aman efendim ya şeytana tapanlar da tapınak isterse", hastaneye mescit yapacaksın "aman efendim, ya hristiyanlar da kilise isterse", bir semte cami yapacaksın "aman efendim, ya buraya yahudiler de sinagog isterse". vardıkları sonuç şu olur: "herkese vermeyeceğimize göre hiçbirine vermemeliyiz." bu mu yani çözüm. ezici çoğunluğu müslüman olan bir ülkede islam dinine özgü ayrıcalıklı uygulamalar yapılamaz mı? italyan yüksek mahkemesi böyle bir ihtilafta "nüfusun çoğunluğunu oluşturan katolikler için yapılanlar bir haktır, diğer dinler için yapılanlar lütuftur, onlara yapılmaması katoliklere de yapılmamasını gerektirmez" (kararı ben basit bir dille özetledim,tam metin böyle değil) kararı vermiştir. hristiyanların bir devleti var (bkz: vatikan), o vatikan ki milyarlarca dolarlık bir mali kaynağa sahip, başındaki kişi tüm dünyada devlet başkanından da öte avrupa fahri kralı muamelesi ve saygısı görüyor, yanındaki kardinalleri kırmızı pasaportlarla diplomat sıfatında dünyada gezdiriyor. avrupanın birçok ülkesinde kiliseler önemli birer tüzel kişilik halinde örgütlenmiş, bağımsız ve denetimsiz bütçeleri yönetiyorlar. muazzam vakıfları sayesinde önemli ölçüde insani yardımları örgütleyerek dünyanın geri kalmış yörelerinde misyonerlik faaliyetleri yürütüyorlar, hatta birçok yerde yerel hükümetin de üzerinde güçleri var. hristiyan ülkelerinin büyük çoğunluğunda hapishanelerde,hastanelerde, okullarda papazlar hakim durumda. ne imam var ne de haham. tüm bunlara rağmen ben benim memleketimde kartal eğitim araştırma hastanesinin 10000 odasının birini kapatıp müslüman vatandaşıma mescit yaparken "aman efendim, hristiyana niye kilise yapmıyorsun, o olmazsa bunu da yapamazsın" laflarına aldıracağım. çanakkale'de, balkanlarda, kanalda, ırak'ta, kurtuluş savaşında müslümanlar savaştı da kurdu bu ülkeyi. bakış açım ırkçı bir bakış açısı değil, hristiyanların yoğun olduğu bölgelerde kilise hastaneye bir papaz atamak isterse,bir oda isterse elbette onun için de bu imkan sağlanmalıdır. demokrasi tam da budur işte. bir oran konulabilir, yatan hasta sayısının atıyorum %5'inden çoğu hristiyansa bu imkan verilebilir. daha değişik bir kriter belirlenebilir tabiki. ancak, hristiyanların yok müslümanların da olmasın demek bu ülke insanını adam yerine koymamaktır.
    (galliani, 01.11.2008 17:08)
  8. insanlara ibadet etme özgürlüğünden önce bir yaşama özgürlüğü vermesi gereken bakanlık.
    (çılgın veyfik, 01.11.2008 17:15)
  9. yurdum okullarının bütün laboratuar eksikliklerini tamamlamış, üniversitelerinden anasınıflarına, tüm eğitim/öğretim kurumlarını bilgisayarlarla donatmış yüce devletlümüüüz, şimdi de yüzyıldır kanayan yaraya parmak basmıştır.

    her okula, her hastaneye bir mescit!

    lan olum o zaman sormazlar mı adama; bütün kuşları sktin de sıra hacı leyleğin yavrusuna mı geldi? diye.
    elbette sorarlar ama ben sormuyorum. çünkü vereceğiniz o boktan cevabı biliyorum.
    (sinirliyim ezelden, 01.11.2008 17:22 ~ 20:20)
  10. binasının acayip olduğu bakanlık.. önünden gelip giderken giriş kapısı sandığını beyaz olanlardan değil, daha ilerisinde bulunan güvenlikli kapıdan girebiliyosunuz..
    (zeynepp, 01.11.2008 17:31)
  11. bir hastanesine bir mescit açmak için memleketin tüm sorunlarının bitmesini beklemenin çocukça bir düşünce olduğunun farkında olan bakanlıktır. bir mescit açmanın maliyeti bugünün fiyatlarıyla ortalama 50 ytl'dir. o da zemine döşeyeceğin bir halıflexten ibarettir ki memlekette birçok dininiseven kişi vardır o halıyı o mescite bağışlayacak olan. hastaneye açılacak bir mescitle okulların pc ağıyla birbirlerine bağlanması tamamen farklı şeylerdir, birinin yapılması diğerini engellemez. biri milyarlarca dolarlık kaynak istiyorken diğeri neredeyse ücretsizdir.

    bilmeyenler için not: sağlık bakanlığı hastanelerinin yüksek çoğunluğunda mescit eskiden beri var. hatta olmayan hastane ben şimdiye kadar da görmedim. bunun şimdi ısıtılması da doğan medya grubu tarzına benzemektedir.

    (bkz: kanal d ana haber hedef kitlesi)
    (galliani, 01.11.2008 17:42)
  12. bütçesini kendi "asgari" sorumluluklarını yerine getirmek için kullanması gereken bakanlıktır, ister 50 ytl olsun ister 50 milyon ytl. daha hastanelerinde sağlık koşullarını sağlayamayan bir bakanlığın bu yaptığına ayranı yok içmeye tahtırevanla gider sıçmaya denilir.

    ben de aslında elleri değmişken kendilerinden ibadethane isteyecektim ama balkanlar'da, kanal'da, ırak'ta, kurtuluş savaşı'nda savaşmışlığım olmadığından bana destur yokmuş.
    (bulletproof, 01.11.2008 17:53)
  13. hasta hakları genelgesi 7. maddedeki dini vecibeleri yerine getirebilme başlığı altında hasta için verilen " sağlık tesisinin imkanları ölçüsünde ve idarece alınan tedbirler çerçevesinde, dini vecibelerini yerine getirmeye hakkı vardır" hakkını uygulamaya geçirmeye çalışan bakanlıktır. ibadethane değil, bir odayı mescite çevirmekten bahsediyoruz. müslümanların ibadethanesi camidir, mescit değil. mescitler sadece islam dini içinde olan (olduğuna inanılan diyelim de laikçiler itiraz etmesin) 5 vakit namaz kılma ibadetinin yapılabilmesi için bir mekan görevi görürler. imamı yoktur, minberi yoktur, mihrabı yoktur, minaresi yoktur. hastaneye cami yapılsın demiyor kimse.
    (galliani, 01.11.2008 18:09)
  14. "insanın birey olduğu ve adam yerine konduğu sistemde tabi ki yapılacak." denen uygulamaya imza atacakmış. her ne kadar mescitler ile uygulamanın ne olduğu belli olmasa da bilinmeyen bu uygulamayı savunmak için getirilen argümanların bir kısmı ilgimi çekti.

    daha üç sene önce özel hastaneleri de içeren yönetmelikte "dinî ibadetler için yer ayrılabilir." ifadesini "dinî ibadetler için yer ayrılacaktır." diye çevirmeye çalışan bireyci ve özgürlükçü sağlık bakanlığından bahsediyoruz burada. tasarı yasalarımıza girdi mi yoksa akp'nin dilim politikası kapsamında rafta mı bekliyor o kadarını takip edemedim.

    din devleti olan vatikan'ın milyarlarca dolarlık bütçesinden hristiyanlık propagandası için harcama yapması ile bizim sağlık bakanlığının bütçesininden dinî harcama yapmasını karşılaştırmak ise hoş olmuş. bana yapacak bir sarkazm bırakmamış zaten (!).
    (recai pengül, 01.11.2008 18:11 ~ 18:46)
  15. elektrikler kesildiğinde jenaratörü olmayan hastanelerde yaşam ünitesine bağlı hastalar öldü bu ülkede. toplu bebek ölümleri, kene vakalarından her ay düzenli ölen hastalar.. emar için aylar sonraya verilen randevular..vs. ama bunları abartmamak lazım tabii. ne de olsa münferit

    zaten sağlık dediğin nedir ki?
    bir an önce ölüp cennet'e gitmek varken, "sağlık sağlık" diye kıçımızı yırtmanın alemi mi var?
    (sinirliyim ezelden, 01.11.2008 18:28)
  16. kendileri şunu demek istemektedirler kanaatimce; "bakın biz hastanelere mescit de yaptırıyoruz yakında bir de musalla taşı koyacağız oraya, bakımsızlıktan, yetersiz donanımdan, doktorların günde 200 hasta bakıp da sonra ameliyata girerek hastanın orasında burasında unuttuğu neşter, makas, sargı bezi, hastanın hastalığını bilememekten, ve hastanelerdeki ambulans eksikliğinden kaynaklanan ölümlerde hastanızı hatta meftanızı dışarı da bir camiye götürmenize gerek yok. yakın bir zamanda hastane bahçelerine mezarlıklarda yapacağız. direk hastalarınız hastaneye gelir gelmez siz bize teslim edeceksiniz biz sonrasına bakacağız."

    hayır cami yapılsın yapılmasın değil de önce sen bir eksiklerini gediklerini düzelt ondan sonra cami yap. orda yatan hasta camiye gidemeyecekse yapmanın ne anlamı var ki?
    (bana bir nick bulun, 01.11.2008 18:44)
  17. bütün sağlık kurumlarını tıkır tıkır işlettiği ve sağlık konusunda hiçbir sıkıntı kalmadığı için artık cami, mescit yapımına kendisini adayan bakanlık.

    adamlar ne yapsın yahu? her şey tıkır tıkır işliyor, böyle otomotik vites araba gibi. adamlar da boş durmayalım diye bu işlere el atmışlar. ordan bok atıp durmayın, size soruyorum boş durursa aldığı maaş haram olmaz mı?

    ayrıca hastanelerde mescidin bulunması hastaların morali açısından olumlu etki yaratıyormuş. capon bilim adamları yapmış araştırmayı. mescid bulunan hastanelerdeki iyileşme oranı %99,3 daha fazla oluyormuş. hatta sonra hepsi müslüman olmuşlar. birisi işini bırakıp sağlık bakanlığında imamlığa başlamış. sakal falan da bırakmış 13 cm. hatta çeşitli esprilere konu olmuş. en uzun organın sakal falan diye. adam capon, küçük oluyor tabii.
    (onurene, 01.11.2008 19:35)
  18. üzüm yemek değil bağcı dövmek için bahçeye girenler tarafından eleştirilen bakanlıktır. yok efendim önce şu yapılsın, bu yapılsın. önce şunların hesabı sorulsun. zaten bir de "50 değil 1 lira tutsa bile bu harcama yapılamaz, bedavaysa belki" düşüncesi çirkeflikte son noktadır. muhtelif girilerimde gereken tüm açıklamaları yapmıştım, onları burada tekrarlamanın alemi yok. doğuya özgü tartışma kültürü sözlükte tüm hızıyla devam ediyor. toplu bebek ölümleriyle hastaneye açılacak bir mescit arasındaki korelasyonun isviçreli bilim adamları tarafından açıklanması beklemek en doğru karar olacak sanırım. mesela, türk silahlı kuvvetleri pkk'yı bitiremedi ama kendi personeli için oteller, barlar, yüzme havuzları, hatta golf sahaları inşa ediyor. tüm kurumların sorunları var ama hepsinin devasa sosyal tesis harcamaları var. her yıl trilyonlar aktarılan ve halkın %99,9'unu hiç ilgilendirmeyen bir devlet opera ve balesi var.(olmasın demiyorum, dikkatinizi çekerim) hastaneye yapılan mescit yine o vatandaşın verdiği vergiyle karşılanacak, herkes faydalanmayacak ama vatandaşın verdiği vergiyle yapılan golf sahasından da herkes faydalanmıyor. hatta o mescite bir gün gitmeye karar verirsen kimse seni dışarı atmayacaktır ama o golf sahasının yanından bile geçmeye kalksan roketatarla kovarlar. hastaneye yapılacak mescit evrensel hasta haklarının bir gereğidir. o yapılacak olan mesciti savunuyorum ama o mescite hayatım boyunca hiç uğramayacağım yüksek ihtimalle. bunu da belirteyim. olmazsa olur mu, elbette olur ama yapılmaya karar verilmişse bunun karşısına dikilecek kadar da pozitivist laikçi değilim.

    anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az

    zaten mescitler her hastanede var, olmayanlara da yapılacak, benle tartışmayın, gidin engelleyin. akp yapıyor, yapacak. öteki seçimleri chp kazanır, sağlık bakanlığı yönetimini ele alır, o zaman mescitleri kapatarak minibara çevirir. (bkz: nokta)
    (galliani, 01.11.2008 19:42)
  19. hakikaten de "doğuya özgü tartışma yöntemleri" ile tartışılan bakanlık. mesela "diğer kurumlar da böyle o hâlde siz yanlışsınız." demek şahane bir örnek doğulu tartışma yöntemlerine. "sağlık bakanlığın aslî görevlerini yerine getiremiyorken hastaların dinî ibadetlerine önem vermesinde art niyet ararım." diyenlere karşı argüman olarak tsk'nın pkk mücadelesi ve askerî sosyal tesislerin varlığını kullanmak nefis. ya da türkiye genelinde opera ve bale seyircilerinin sayısının 70.000'den az (yazıyla yetmiş bin) olduğu ve opera ile balenin halkın %99.9'unu ilgilendirmediği gibi kıçımızdan uydurduğumuz sayılarla argümanlar sunmak da çok başarılı örnekler. bana bu tartışmadan ekmek çıkmaz...
    (recai pengül, 01.11.2008 20:00 ~ 20:08)
  20. zannedersem yeryüzünde muhalefet etmekten daha kolay birşey yok. kolaylarına (hatta hoşlarına) da gidiyor olmalı ki bu kafanın senelerdir meseleler karşısındaki takındığı tavır da budur.

    bir olmaz, bir olumsuzluk üzerinden meseleyi temelli çözümsüzlüğe bağlıyorsun herşey güllük gülistanlık. yorgan gitti kavga bitti. sen sağ ben selamet. bugün kıbrıs'ı çözdürmeyen kafa da bu kafadır; güneydoğu'yu çözdürmeyen kafa da bu kafa.

    onlar da biliyor sittin sene sağlık, eğitim ya da herhangi bir devlet hizmetinin kusursuz bir hale gelemeyeceğini. e madem o olmuyor bu da olmasın. babasının akıllı çocuğu bunlar!

    denilebilir ki ben, benim vergimle bu işler yapılsın istemiyorum. e o zaman diyanete özerklik ver. dinî hizmetler diyanet çatısı altında özerkleştirilsin. kendi bütçesi, kendi denetim kurumları olsun da tam laikleşelim. yok onu da kabul etmez bu kafa. zira din işleri devlet işlerinden ayrılmalıdır ama devlet işleri din işlerine karışabilir. zararı yoktur. hatta öyle olmalıdır! niye çünkü o hükümet bu hükümet; hatta o devlet bu devlet farketmez. biz yüzyıllardır totaliter bir rejimle yönetiliyoruz. herşey devlet kontrolünde olmalı. yakında çip de takarlar bize. bakarsınız her "istemezük"ünüze 1 ytl bonus yazarlar. onla da gider cumhuriyet alırsınız.

    not: tamam güneş de alabilirisiniz farketmez.
    (aksamustune dogru kis vakti, 01.11.2008 20:10 ~ 02.11.2008 08:09)
  21. duyumlara göre, chp'liler bakanlığı ele geçirir geçirmez hastanelerde boş buldukları odaları -çağdaşlık göstergesi için- derhal "minibar" yapacaklarmış.
    bu yüzdendir ki çok değerli "akp" liler ellerini çabuk tutmuş geleceğin bu muhtemel nifak odalarını mescide çevirmişlerdir. allah onlardan razı olsun. amin. tututu.

    (bkz: biri korelasyon mu dedi)
    (sinirliyim ezelden, 01.11.2008 20:13 ~ 20:41)
  22. öncelikle hasta hakları genelgesine uygundur denilerek savunulan uygulama ile ilgili olarak aşağıdaki yazıyı ki burda 7. maddeye özellikledikkat ederek okuyalım:
    http://www.hastahaklari.org/...
    sonrada devletin bir genelgesi olmayıp evrensel kabul gören hasta hakları bildirgesi için aşağıyı inceleyelim:
    http://www.biyoetik.org.tr/...
    şimdide sağlık bakanlığı 2008 bütçesine bakalım:
    http://muhasebeturk.org/...

    şimdide kendi içimizden geçenlere bakalım.kimsenin kimseyi kandırmasına gerek yok. yok efendim bu ülke müslüman bir ülkedir hristiyanlar museviler azınlıktadır bu yüzden mescit açıldı diye onlarda kilise veya sinagog isteyemez diyebilirsiniz demeyin. adam gibi çıkın kardeşim geçirdik ülkenin yönetimini elimize işimize ne geliyorsa bizde onu yapıyoruz diyin. bu ülke bir hukuk devleti ve bu ülkenin müslüman vatandaşıda musevi vatandaşıda kanunlar önünde eşit,bu sebepten o adamada senin elde ettiğini vermek zorundasın.eğer sen bu ülkede çoğunluğun bir şeyler istemeye ve yapmaya gücü yetiyor diyorsan kalan azınlıkta birşeyler istemekten vazgeçip senin elindekileri yıkmaya başlayacaktır.nokta koymadan önce söylemezsem çatlarım chp nin gelip mescitleri kapatıp minibar yapmasını nasıl bir kafa yapısı ve nasıl bir ruh haliyle yazmaktasın ve düşünebilmektesin buda ayrı bir hayret konusu.diğer bir hayret konusu ise bu kadar mesciti ve bu memleketin haklarını savunurken kulladığın nickin tam bir katolik hristiyan ismi olmasıdır. ahanda bu da nokta.
    edit: asıl söylemek istediklerimi unutturdunuz len bana.bu devletin bir hastanesinde işe başlayan bir doktor bugün itibariyle 1860 ytl ile göreve başlıyor. yani minimum 8 sene okuyorsunuz ve bu kadar maaş alıyorsunuz. hastanelerin durumunu ise bu memleketde hastaneye yolu düşen herkes biliyor. bakanlık bu durumdayken hastaneler resmen bir keşmekeş içindeyken masrafı ne olursa olsun şu an için buna gerek yok sadece söylenmek istenen bu.
    (redd, 01.11.2008 20:29 ~ 20:38)
  23. hastanelere mescit yapması 2002 yılından bu yana iktidarda olan adalet ve kalkınma partisinin her alanda olduğu gibi sağlık alnında da kadrolaşmasının nedeni olduğunu düşünüyorum, yani müslüman bir ülkede müslüman hastaların ibadetlerini yapmaları için harcanılan bir çaba değil. çünkü bizzat islam dininin kendisi kolaylaştırıcı olarak ifade edilen özelliklerinden dolayı hastaların ibadetlerinin yerine getirmesi farz değil(yanlış biliyorsam müslüman biri düzeltsin) kadrolaşma başa kim geçerse geçsin yapılan bir şey. doğal olarak kendisini dindar diye etiketleyen bir alt tabanı memnun edebilmek için mescit yapımı doğal karşılanabilir ancak sağlık sisteminde çok önemli sorunlar boğuşan bakanlığın bu sorunları göz ardı ederek, bu dünyada görevlerini layıkıyla yerine getirdikleri düşünülen türk sağlık sektörü çalışanlarının öte dünya için de görevlerini yerine getirmelerini sağlayarak türk doktoru ve hemşiresini cennete yollama çabası bana inanılmaz absürd geliyor. tekrar yinelemekte fayda var, bakanlık mescit yapıcam diyorsa hastaları için değil muhtemelen dindar sağlık çalışanları için böyle bir uygulamaya gidiyordur. ama beri yanda doktor, sağlık uzmanı eksikliği, tıbbi cihaz eksikliği, duyarlılık eksikliği gibi pek çok eksiklik olmaya devam edecek.
    (chixculub, 01.11.2008 20:44)
  24. türkiye'deki sağlık sisteminden sorumlu bu bakanlıkta, personel açığı, ödenek yetersizliği, teknik ekipman eksikliği ve sosyal güvenlik sistemi çökmeye yakın bir yapı var iken vatikan'ın bütçesi, tsk'nın harcamaları, opera gibi sanat faaliyetleri ile baz alınarak yapılan tartışma ve konunun insanların inanç sistemlerine getirilmesi abes kaçmış. bence türkiye'nin böyle sorunlarla uğraşmaması lazım. ancak görülüyor ki, sağlık sistemindeki eksiklikler konuşulacağına olay burada açılacak mescitlere kadar gitmiş. bu gerçekleri gizleme zihniyetinden hükümet ve yandaşları nasıl kurtulacak bilemiyorum. operaya gitseler rahatlarlar galiba.
    (dünyayı kurtaran adam, 02.11.2008 00:06 ~ 00:09)
  25. röntgen cihazı olmayan ilçeye röntgen teknisyeni atayan , trilyonları asla faaliyete geçmeyecek binalara aktaran bakanlıktır.
    (hotel california, 02.11.2008 00:15 ~ 00:15)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil