"var ya aslında dünyayı çok büyük, kimsenin bilmediği güçler yönetiyo, etrafımızda olan herşeyi onlar planlıyo" konulu yeni bir dizi.
soner yalçın'ı da özellikle tebrik ediyorum, baş koymuş resmen bu yola.
ek: giriyi parça parça inceleme ihtiyacı duydum. benim de gerçekten bu dizileri bu yolda faydalı, anlatılanları doğru bulduğum gibi bir izlenim doğmuş malesef.
tek bir parçanın incelenmesi yeterli olacaktır herhalde:
"var ya aslında dünyayı çok büyük, kimsenin bilmediği güçler yönetiyo, etrafımızda olan herşeyi onlar planlıyo"
bu cümlede, "var ya, istanbul'da üç katlı otobüs bile varmış" diyen ilkokul çocuğunun saflığını dillendirmek istedim. bu türden analizlerin doğruluğundan kuşku duymayanlar, genellikle siyasi birikim açısından sadece benzer "komplo teorisyeni" kaynaklarından beslenir. zaten bu sözü söyleyen ilkokul çocuğu da hayatında iki katlı otobüs görmemiştir.
soner yalçın'ı da ben aslında tebrik etmiyorum. siyaseti anlamak öyle bilmem kimin adının son hecesiyle bilmem hangi trenin sefer numarası arasında bağlantı kurmayla, büyük bi olaydan önce bilmem kimin dayı kızıyla bilmem kimin baldızının sekreterinin özel görüşme yapmış olduğunu bilmekle olmuyor.
girinin doğruluğu sebebiyle bana gelmiş bir mesaja verdiğim yanıtı da ekleyip bitiriyorum:
"ben bu dizilerden dünyadaki büyük güçlerin anlaşılabileceğine, böyle birşeyin olduğuna inanmıyorum, kurtlar vadisinin izlediğim birkaç bölümünden edindiğim izlenimleri, özellikle ortadoğuya dair yapılan analizlerin saçmalığını, teker teker hepsinin gerçek dışı olduğunun ortaya çıkışını tartışabilirim, ama şimdi acilen uyumam lazım.
özellikle hiram abas cinayeti, kurtlar vadisi'nde ortaya çıkarıldığı iddia edilen en büyük palavralardan biridir. bu dünyanın nasıl döndüğünü oradan buradan bağlantılar kurarak çözmek ve insanlara "vay be, benim hiç aklıma gelmemişti" dedirtmek de marifet değildir.
başka bir zaman. sadece benim de inandığımın düşünülmemesi için son girimi edit edip uyuyacam. görüşmek üzere."
soner yalçın işbirliği sayesinde konusu gerçek hayatta yaşanmış (veya hala yaşanan) bir yapıt olma özelliğini kazanan, saman altından su yürütür gibi "dünyayı kim yönetiyor?" temelinden uzak bir hikayeyi gözler önüne serecek dizi..
tırtlar vadisi'nin tuttuğunu gören yapımcıların zaten oluşmuş izleyici kitlesinden elde edeceği parsayı toplamak için kollarını sıvadıkları yeni yapım..
ilk bölümüyle çok vasat bir başlangıç yapan dizi. bunu, ilk bölüm olmasına verip gelecek bölümlerde daha başarılı olmasını bekliyorum.
başlangıcında " bu dizideki olaylar ve kişiler yalan dolandır, hepsini götümüzden uydurduk" açıklamasından sonra "yanlız biri hariç diyerek" dikkat çekmek istemiş ve başarmışlardır. tabii "bunların gerçekle alakası yok" demeleri bir şey ifade etmiyor. zira dizi bizzat gerçekle kurguyu iç içe sokmak için kıçını yırtıyor. jenerikte yakın tarihin hızlı çekim akışı,hizbullah baskını kopyası baskınlar ( ya söylemeden geçemeyeceğim " madem hizbullah baskınını birebir kopyalıyorsunuz bari biraz dikkatli izleseydiniz de çevre halkının ortalıkta olmadığını ve tüüüüü allah belanızı versin gibisinden civeleklikler yapmadığını görseydiniz. ) falan filan.
ha bir de bana sonunda katil uşak çıkacakmış gibi geldi.
varmış gerçekten böyle bir oda. içeriye hiçbir görüntü ve ses kayıt cihazı sokulmuyormuş, ayrıca dışarıdan radyo frekansıyla bilmem neyle girmek de mümkün değilmiş. keza işi olmayan da giremiyordur sanırım öyle bir odaya.
tabi en iyisi "sanırım"lı cümleler kurmak sanırım. zaten bilen adam da gelip yazmaz buraya "beni orda şöyle evirip böyle çevirip konuştular" diye.
yönetmenlik işini yamulmuyorsam serdar akar bırakmış, yerini onur tan almıştır. böylelikle dizinin bütün şehveti kaçmış, üstüne bir de yine yamulmuyorsam(çünkü lostu izlemedim, evet) lost dizisinin rakamlarını çalmışlar. ailecek yuh diyoruz biz bu duruma.
"bir ülkede küçük insanların gölgeleri büyüyorsa, o ülkede güneş batıyor demektir" cümlesini duyduktan sonra izlemeye başladığım, çok kötü olmayan dizi.
senaryodaki kırımlı ailesinin gerçek hayattaki uzanları andırdığını düşündüğüm dizidir. şöyle ki
--sıpalar--
kırımlı kardeşler'in babası afşar kırımlı, kırımdan göç etmiştir * uzanlar'ın babası kemal uzan ise yugoslav göçmenidir
girayhan kırımlı'nın yaptığı gibi cem uzan da manipülasyonla küçük yatırımcıyı dolandırmak suretiyle parayı kırmıştır. tabi cem uzan sonra batmıştır. kırımlıları görecez.
dizideki vatansever ekibimiz, nogay kırımlı'nın çiftlik evinde bi dolu silah bulmuştur, bunlardan biri de eski bir cumhurbaşkanının hediye ettiği silahtır.
hakan uzan'ın pamukova'daki çiftliğinde resmen cephanelik ele geçirilmiştir. bunların biri de süleyman demirel'in hediye ettiği uzi'dir
--sıpalar--
hikaye biraz sarsa bile berbat oyunculuklara şahit olduğumuz, gereksiz geyikler bezenmiş dizidir.
sen git koskoca memlekette, ajanın dayısını, kırımlı ailesinin dergahına gönder, o bitmesin aras gitsin duruşah kırımlı'ya abayı yaksın, üstüne bu da yetmezmiş gibi bir de hatunun arabasına gece vakti mois abijah'ın evinden çıkan zırlı aracın önünde çarpsınlar. bu da yetmesin ardından gereksiz yere yerleştirdikleri türkücü herif gitsin kazada duyarlı vatandaş rolünde hatunu kapsın minibüse atsın hastaneye yetiştirsin.
yine de merak işte, iki parça nazi altın uğruna eski bölümlerin toplayıp izlettiriyor köftehor.
dizide zahit'in az önce ukraynalı kadın casusa konuşmadığı için işkence tekniği olarak sabaha kadar ajdar dinletmeye başlamasıyla beni acayip bir şekilde yaran bir dizi. helal be.