1995 tarihli
yansımalar'ın "
bab-ı esrar" adlı albümünden bir parça...
1984 sezen aksu albümünün efsane şarkısıdır.
buyrunuz. kulaklarınızın pası gitsin...
http://www.youtube.com/...
hiç aç susuz yaşamadın ki, hiç parasız pulsuz kalmadın ki, hiç aşksız sevgisiz olmadın ki..
neden, neye, kime bu özlem derdi...
yansımalar'ın "bab-ı esrar" adlı albümündeki saz eseri. ismiyle müsemma bir eserdir. dinlerken insanın içine öyle sızılar dolar ki bile isteye loop'a alıp sızı'lanmalara coşarak gidersiniz. kötü bir tavsiye ve bütün kötülüklerin hem anası hem babası olmakla beraber, bu esere en iyi eşlik eden içki rakı'dır, sızı'sız rakı veya rakı'sız sızı düşünülemez. [ney sesinden dolayı şuur düşmanı kişilerce sadece tasavvufî bir eser olarak yorumlanabilir, ancak tasavvufta da sarhoşluk vardır ve bu yüzden zahitler şaraba ihtiram eylemişlerdir.]
bu arada henüz binbeşyüz olunmamışsa bir de murathan mungan'ın aynı adlı şiiri dıştan okunarak bünyeye keder-elem-melankoli-hüzün-(varın gerisini siz düşünün) takviyesi yapılabilir.
"bir sokak gibi düşünmek hayatı
bizden habersiz gelip geçenler
sonradan
hatırladıkça
bazen
kim olduklarını
bize ne yaptıklarını
hayatın anlamını düşünür gibi
apansız düşünmek
hayatımızda hiç yer yer kaplamayan
herhangi bir insanı
ne kadar silik, önemsiz de olsa
zamanın geçtigini bize hatırlatan
her şey
hatır sızısı
anlara değerini veren sonsuzluk
ve hayat kadar sıradan
sokağın bir yerinde
artık her hatırayla baş edebilir insan"
işte; kişi, bahsi geçen seans sonunda, hâlâ kendindeyse, her sokağın her yerinde artık her hatırayla baş edebilir.
(filateli, 23.05.2007 12:17 ~ 03.06.2007 19:59)
sessizliğin içinde çığ gibi büyüyen gidişindir sızı
ama yürek yakmak için her daim beklemez (ıs)sızı
ben adını susuşlarımla haykırırım dünyaya
kimse duymaz bana döner yankısı
hafif ve ince ağrı anlamının yanı sıra mecazi olarak ruhsal acı, ıstırap anlamında kullanılan kelime
*
1978 çıkışlı serçe albümünden efsanevi bir
sezen aksu şarkısı. neden neye kime bu özlem?? dinleyipte bir şeyler hissetmeyen çok azdır sanırım.
sevgili tarafından kalbe hafif bir çizik atıldığında hissedilen incecik acı.
sevgilinin telefonu önce kapayıp sizin öylece kalmanızdır. insanın içine oturan tarifsiz bi kederdir kimi zaman. kimselere söylenemez, söylense de ciddiye alınmaz. bi de insana dudu şarkısındaki nakarata "sızı"nın yakıştığını düşündürtür. dudu dudu dilleri lıkır lıkır içmeli... sızı sızı dilleri lıkır lıkır içmeli gibi... ilginç bi yaklaşımdır elbette.
sızım sızım sızlar içim
gözümde akmayan yaşlar
içimde yıllardan kalma birikim
bilmem ne zaman patlar
bilirim sonu var bunun
bilirim sonu gelir her sorunun
bilirim sonu var bunun
çaresi bulunur bilirim her sorunun
hiç aç, susuz yaşamadım ki
hiç parasız, pulsuz kalmadım ki
hiç aşksız, sevgisiz olmadım ki
neden, neye, kime bu özlem
sızım sızım sızlar içim
yüreğimde fırtınalar
ve suskun umutlarım
sanki benden hesap sorar
söz:
sezen aksu
inceden bir acı durumu. geçer gibi olup, alıştıran kendisini bünyeye.
(heidi, 04.12.2007 13:08)
sessiz sedasız çekilen
acı.
efkan şeşen parçası. sözleri;
"böyle mahsun bir başıma geçiyor ömrüm
dinleniyor ayışığım sabreder gönlüm
sular çekilmiş kendine yürekte onulmaz yara
dolanır dağları sesim yar diye diye
unutamazsın anlatamazsın
düşmüşüm bu hale bir tek
dost bulamazsın
bizi bizden alıp giden bir selam olsun
düşlerin karanlığına bir güneş doğsun
sızım yel bulur kendine döner ateşten serine
son sözüm zor hecelerim yar diye diye
unutamazsın anlatamazsın
düşmüşüm bu hale bir tek
dost bulamazsın"
sezen aksunun iç sızlatan şarkısı.
bazı zamanlarda insanın üzerine çöken,sebebi bir türlü bulunamayan bir mutsuzluk hali olur ya.işte o zamanlarda tekrar tekrar dinlenip
neden,neye,kime bu özlemdiye kendi kendine sordurur insana.
yansımaların ismiyle müsemma parçası. tuhaf bir kısa film tadı veriyor müzik. masal anlatıyor. acıya tuz basarak sakinleştiryor. evet, tam olarak bunu yapıyor.
o kadın filminin açılış şarkısı aynı zamanda...
çok güzel bir şarkı, durup dururken dinleyesi geliyor insanın böyle, bazen cidden merak ettiriyor, "neden, neye, kime bu özlem..."
gider...acıtır,derinlerde değil her yerdedir acısı,suyunda,lokmanda,boğazında düğümlenen her hecede,otobüs durağında,çakmağında,en sevdiğin tişörtünde,adında,bir fotoğraf karesinde,bankta,uykunda,sigaranda,saçlarında,bir yeni türkü şarkısında...hepsi geçer,zamanın sana en büyük hediyesi,akıp giderken götürdükleridir;tek bir şey kalır bunca şeyden geriye,o geçmez,vefasından ödün vermeden seninle her gittiğin yere gelir,peşini bırakmaz,yarım kalmış her şey adına seninledir: sızı...
ruhun kağıdın parmağı kesmesi gibi kesilmesidir. incedir ama can yakar.
derinlerde bir yerleri yoklayan şarkı, "neden neye kime bu özlem" diye soran, cevabı bile bile...
bir sızı hep var.
aşk şarkısı değil bu belki...
belki öyle.
herkes kendi anlamını yükleyebilir.
ağrının daha incesi bu içime oturan.
durduğu yerde durmayan,
baştan ayağa dolaşan.
ağzımdan çıktığında küfür,
elimden çıktığında dayak,
ayaklarımdan çıktığında kaçmak olan.
ağrının daha zarifi bu içime oturan.
günden güne yer eden,
uykuda bile burdayım diyen.
gözlerimden çıktığında öfke,
kulaklarımdan çıktığında ateş,
parmaklarımdan çıktığında sıkmak olan.
ağrının daha ağırı bu içime oturan.
sen gittikten sonra gelen,
gideceğe benzemeyen.
büyük harflerle 'buradayım' diye bağırmak yerine, küçük harflerle 'buradayım' diye sürekli not düşen şey. artık neye aitse.
neşterin ardı sıra bıraktığı acısı. ince bir çığlığın sürekliliği mühimdir hani; çünkü kısa, keskin bir tanesiyle başa çıkabilir insan. sızı, uçsuz bucaksız bir ince çığlıktır. sizi ordan oraya fırlatmaz; ama gözlerinizi kıstırır, rahatsız eder. izi kalır.