soru kağıdına bakıp kullandığınız dillerin birbirinden farklı olduğunu farkettiğinizde yapılası durum..ama maalesef mümkün olamamaktadır sınava geç giren arkadaşlardan ötürü..
bazen de şöyle zamanlarda olur : önemli bi sınav vardır. günlerce hatta bir haftadan fazla sadece o sınava çalışmış, gece dememiş, gündüz dememişsinizdir. en sonunda sınav anı gelir çatar. yetmiştir artık. günlerdir aynı şeyleri görmekten bıkmışsınızdır ve canınız hiç soru çözmek istemez. kağıdı hemen verip çıkmak istersiniz. bitse de kurtulsak dersiniz ve günlerce çalıştığınız sınav g.tünüzde patlar. şahsımın başına fizik 101 1. vizesinde gelmiştir. günlerce çalışıp ortalama altı almışımdır.
virgülden sonra 8 basamaklı sayıların kullanıldığı bir sınavda hesap makinenizi unuttuysanız* ve tepenizdeki asistanlar "babayı alırsın!!!" tepkisini verince, "e bari adımı yazıp çıkayım" dersiniz...
aslında sınava girmenin tek nedeni vizesiz kalmamak (bkz: vf) dolayısıyla sonraki dönemlerde ders alamamak gibi sorunların önüne geçmektir belkide. sınava girilir ve konuyla ilgili tek bilinen şey olan isim soyad numara imza tarih tarzı bilgiler yazılır kağıda. sonra sorulara bakılır meraktan, acaba diye iç geçirilir, lakin sonuç olmaz hiç bir zaman. hemen kağıdı verip bu baskıdan kurtulmak istenir ama yoklama kağıdının gelmesini bir kaç dakika sürer. akabinde özgürdür artık. yemiştir dersi, sınavı.
sınav sırasında en önde oturulursa daha rahat gerçekleştirilecek olay. hatta bunu bir kişinin yapması sınıftaki diğer arkadaşları da tetikleyebilir ve böylece zincirleme bir reaksiyonla ilk 5 dk. sonunda sınıfta kimsenin kalmaması sağlanabilir. gerçi ben yaşamadım ama tecrübe edenler olmuş...
ilk senelerde yapılmaya çekinilir.bi saat beklenip kağıda sadece soruların aynıları tekrar yazılır, saçmalanır.kağıt katlandığında ustte kalan yer doldurularak kağıt dolu imajı verilmeye çalışılır.zamanla bu olay sıkıcı bi hal alır.zaten karizma da gitmiştir gideceği kadar.okul da uzamış.sikerim belasını diyerekten çıkıcam ben dersiniz hocaya ağızda küfürler boş bakışlarla çıkar gidersiniz..(bkz: bitmez bu okul)
elinize verilen üç sayfalık sınav kağıdındaki soruları "önce bildiklerimi yapayım kalanları da sallarım" mantığıyla bir tur geçtikten ve tek bir soru bile yapamadan son sayfaya gelip de "bu kadar mıydı? başka soru yok mu yani? mnskymyadfft,^/!+" gibi bir cümle kurduktan sonra,doğal olarak g.te giren şemsiyenin açılması üzerine onu çıkarmak için kağıdı verip çıkmak ister insan. ama yine de sınavda kalınır, saçmalama yöntemiyle bişeyler karalanır ve öyle çıkılır seneye ders tekrar alınır.
ilk başta soruları görünce "aa ben yaparım bunları ne ki bunlar" diye küçümsenir.daha sonra sorulara iyice bakınca acayip kasacağını anlayınca "ne kasıyorum ki ben verip çıkıyım"denilir daha bir iki dakika geçmeden.çıktıktan sonra acayip rahatlanır.daha sonra sonucu öğrenince "ne yaptım ben" durumu olur biraz.
bunu yapan, "hiç gelmeseydin, sabahın köründe niye kalktın" diyen asistana " hocam önşart konusunda tereddütlerim vardı, vf'yle sakata gelmek istemedim" diye cevap da verdi.
yassahtır.*
sınav başladıktan sonraki ilk yarım saat içinde kağıt verilmez, verilse de alınmaz. ilk yarım saat sağa sola bakılıp içinden "niye çalışmadım ki" veya duruma göre "niye geldim ki şu değerli vaktimi sınavla harcadım" diye söylenilebilir.
ilköğretim çağında normal zekadaki çocuklarda ortaya çıkınca komik olan eylem. yav hergün okula geliyorlar. gelmeseler anaları ellerinden tutup getiriyor. bir haftada en az 40 dakika bu dersle karşılaşıyorlar. dersi dinler gibi gözüküp, arada bir başlarını sallayıp gözünüzün içine bakarak inandırıcılığı artırıyorlar. sanıyorsunuz ki bu sefer olacak. hemen çıkmak istemeyecek. ama sınav başlar başlamaz ilk soruları şu oluyor. "hocam kağıdını veren çıkabilir mi?" cevap evetse soruları bile okumuyorlar, hayırsa başlıyorlar ıkına sıkına bir şeyler atmaya. dersine göre ne komedi kağıtlar çıkıyor görmek lazım. bu gurubun ileri level modeli, üniversitelerde de varlığını sürdürmektedir.
hoca soruları tahtaya yazarken, sınav kağıdına hem soruyu hem cevabı yazarak gerçekleştirilendir. hocanın tahtaya yazma hızı öğrencinin kağıda yazma hızından daha düşüktür. hoca son soruyu yazıp kürsüye doğru ilerlerken son cevapta kağıda yazılmış olur. son derstir, kağıdı verince özgürsündür ve okul dışında yapacağın işler vardır. sınav başlar başlamaz kağıdı vermek istersin. yaşanmıştır...
herkes size malmışsınız gibi bakarkene sizin kendinizi gayet zeki ve eğlenceli hissettiğiniz andır. telafisi ise; "üniversiteli öğrenciler arada bir yapar böyle."dir.