erkekler için genelde ilkokul ve lisede geçerli bi olgudur ortaokulda sınıfta 2 katınız kızlar olduğu için genelde mümkün değildir. (ben hormonluydum diyosan o ayrı)
lisede olması öğrencilik hayatınızın daha neşeli geçmesini sağlayacak şey.
sınıfa hakim bir konumda oturmak her zaman avantajlıdır.tabi ilk göze batan da siz olursunuz ama o kadar da olsun...
hocayı iplememektir,
dersle ilgilenmemektir,
dışarıdaki mazaranın fakıda olmaktır,
bazen efkar yapmaktır,
bazen dergi okumaktır,
gönlünce rahat ve özgür olmaktır !
en arka sırada oturmak deyip geçmeyin,
bu bir yaşam felsefesidir.
eğer dersi ilk kez alıyorsanız ve birinci sınıftaysanız; dönem başından sonuna kadar birer birer arkaya kayarsınız ki dönem sonunda kendinizi en arkada bulursunuz.
ikinci kez alıyorsanız, ikinci sınıftasınız demektir, ki bu size başka türlü bir güven verir; derse "ben bir kez aldım bu dersi bi bok olmadı" diye düşünüp girmezsiniz bile.
üçüncü kez alıyorsanız siz yerinizde sayarken birlikte başladıklarınız yolunu almıştır,üsküdarı geçmiştir; kesinlikle arkadan başlar ve arkada bitirirsiniz.
ortaokulda en arka ve tam duvar dibinde oturduğum için ismimi bir türlü öğrenemeyen matematik hocam tarafından 'köşe' diye çağırılmama neden olan durum.saygıyla anıyorum kendisini..
ilkokulda hiç istemediğim,hep öğretmene yakın olmak istediğim halde boyumdan dolayı en arka sıraya atılırdım,çok sinir olurdum.ortaokula ve liseye geçince tabii olarak durum değişti.en arkayı kapmak için arkadaşlarla yarışlar yaptık.en arka, bir de köşede oturunca bütün sınıfı görebiliyorsun,herkesin ne yaptığından haberdar oluyorsun,kendini sınıfın amiriymiş gibi hissediyorsun.bir olayı kaçıran olursa"killer queen ne olmuş,anlatsana" gibi cümlelere rastlıyorsun.içinden; "hepinizin ne yaptığınızı biliyorum,benden habersiz kuş uçmaz bu sınıfta leynnn"gibi zafer naraları yükseliyor ve çok büyük haz veriyor...hiç bitmesin istiyorsunuz lise yılları...
sınavlardan bahsetmiyorum bile...
okul hayatım boğunca bağımlısı olduğum sınıfın en rahat bölümüdür. orta sıra pek tercih edilmediği gibi cam kenarı kapışılır. sonucunda tabiki ders dinlenmez ve vasat bi öğrenci olunur
en arka sıraya geçilir telefon, radyo, discman vs farketmez kulaklıkları takılır kollar yastık yapılıp kafa sıraya konulur..... kafayı kaldırırsınz ki ders bitmiş... tabi hocanın çakmaması lazım o da size kalmış...
entel bir lisedeyseniz okulun bebek yüzlü erkeğiyle okulun en taş kızının yiyiştiği,
dayıların bulunduğu bir lisedeyseniz, sınıfın en arıza herifinin yayıldığı,
inekleyen bir lisedeyseniz, derece amaçlayan sivilceli gözlüklü bir arkadaşın bir soru bankası bitirmeye çalıştığını anladığınız bir eylemdir, ve bir fenomendir.
yani durum birde kısa boylu olduğunuz halde yaşanıyorsa, öğretmeninizin uzaklık-yakınlık ayarlarında bir bozum olduğunun neticesidir. bunu bizatihi ilköğretim yıllarında yaşamış biri olarak, fiziksel olarak benim, iki katım olan bir azmanın yanında kaybolmam, bu tespitte yer alması gereken arka sıra anarşizmine bir örnektir. düşünün bir kere, yere silgim düşmeden de, yanımdakinin üzerime (iz) düşümü nedeni ile yere eğilip eğilmemem ile ilgili hiç bir farkı göremeyeceğiniz o derece aşikârdı. aslında bu durum özellikle parmak kaldırmaktan dolayı yapacağınız kaçış eyleminde yapılan yerden düşen silgiyi alma pozisyonuna gerek bırakmadığı için hani bazen iyi de olmuyor değildi, sonracığıma e... sıcak vakitlerde gölge oluyordu, buna karşın kışın sırayı o koca poposu ile ısıtabilmesi ise cabasıydı. ancak işin öte yanında ise kişiliğim sırf bu büyüklük kompleksine bağlı olarak onun cüssesinin altında ezilmedi de değil. o zamanlar bu duygularla beraber bende ilk sıralarda oturan boydaş-larıma bakıp bakıp, iç çeker, bu ezikliğimi daha da hisseder dururdum. ezcümle bu durum, iki yıl kadar sürdü ve akabinde ortaokula girmem ile beraber ben, vaziyet icabı hakkım olan ilk sırada yerimi aldım, bu kez ne mi oldu? aslında pek bir fark yaşanmadı, önceleri iki kişi olup üç kişi oturmanın yerini şimdi az bir farkla üç kişi olup üç kişide oturmak aldı o kadar. yani değişen tek şey -teşbihte hata olmaz- görünen ile hissedilen sıcaklık farkı gibi bir şeydi.