1. uzaylı gözüyle bakılmasına neden olan bazen " vaaaay ne kuuul çocuk" dedirten ama genelde kıl kapılan insandır. ilkokul 4. sınıfta yaşadığım ve nefret ettiğim duygudur.
  2. sözlüğe yeni gelen yazar olmakla eşdeğerdir bazen. herkes kanka ve mutlu mesut yaşıyor sanırsınız. size göre bir tek siz yalnızsınızdır. zaman geçtikçe fark edersiniz sizin gibi olan çokmuş. o ortamda uzun zamandır olmasına rağmen yalnızmış.
  3. sınıfa girer girmez öğretmentarafından sıraya oturmadan tahtaya kaldırılıp 6 kere 7 nin cevabını yaz bakalım tahtaya* dendiğinde ve siz heyecandan bunu bile yapamadığınızda o 42 rakamı, o ezik hal ve o tanımadığınız 30 küsur veledin gözündeki alaycılık hiç unutulmaz *. ağlamıyorum hayır, gözüme toz kaçtı.
  4. erkekler için daha kolaydır, iki futbol oynayıp kaynaşırlar ama kızlar için en az bir yıl sürecek bir eziyettir "yeni gelen" olmak. bir kere zaten bir süre adın kullanılmaz yeni gelensindir. iyi niyetli görünümlü kızlar aralarına alır gibi yapıp kazık atarlar bir ay sonra(sanki her seferinde bu yaşanmak zorundadır) adam gibi birileriyle arkadaş olana kadar canın çıkar. hakkında dönen bir sürü dedikodu da bonusudur meselenin. çocuklar saftır öyle mi? hadi canım sende!
  5. tüm sınıf ilgisinin üzerinizde olmasıdır..
    yakışıklı veya güzel olmasa da tüm sınıfın ilgisini çeker bu insanlar..
    gariptir..
    psikolojik bir boyutu vardır..
    sırf sevgili yapmak için sınıf değiştirmek denenmelidir umutsuz olanlar için..
  6. kimseyi iplemiyorum, hiç de yabancılık çekmiyorum izlenimi vermek için sınıfa kaşlar çatık, kimseyle doğrudan göz teması kurmadan gözler hep ileri bakarak girilir. mümkünse en arkalarda boş bir yere oturulur. boş yer yoksa gözlüklünün yanına "bura boş mu?" diye sorulup oturulur.

    ilk gün o ciddiyetle pür dikkat hoca dinlenir. çaktırmadan kızlar üzerinde herhangi bir etki doğurulmuş mu o yoklanır. sınıfta olası bir kavgada dövemeyeceğin elemanlar içgüdüsel olarak belirlenir. yalnız fakat güçlü imajı çizilir. bir nevi mapusa yeni düşmüş gibi birşey.
    daha sonra gün geçtikçe cıvırsın, gerçek sen ortaya çıkar kimsenin de sana o zamanlarki gibi saygı duymaları falan kalmaz aileden biri olmuşsundur. kızlar sana da salak demeye başlar erkekler sana da rahatça küfredebilirler falan.
  7. hayatı boyunca defalrca yaşamış bir insan olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki;

    - sınıfa müdürün/müdür yardımcısının himayesinde girmenin karizmasını ve de huzursuzluğunu yaşamaktır.
    - "kim yeni arkadaşıyla sırasını paylaşmak ister" sorusu karşısında, kimsenin cevap vermemesi ihtimali yüzünden durduğu yerde panik nöbetleri geçirmektir.
    - nihayet biri sizi sırasına kabul ettiğinde, onun ve civar sıradakilerin ilgili bakışları arasında çantanızdan eşyalarınızı çıkarmaya çalışmaktır.
    - tüm ders boyunca sınıfın size bakıp fısıldaştığını bilmek ve sanki öyle bir şey yokmuş gibi davranmaya çalışmaktır.
    - ilk teneffüs mesaneniz çatlayacak gibi olsa bile çevreniz çoktan sarıldığından dışarıya çıkamamak ve de hayat hikayenizi öğrenmeye çalışanların sorularına cevap vermektir.
    - size çeşitli manalarda çevrilmiş gözler içinden, insan sıcağı taşıyanı seçip, yeni arkadaşınızı bulmaya çalışmaktır.

    her seferinde bozmak, yeniden yapmak, alışmaya çalışmak ve en sonunda sırf bu çabanın getirdiği yorgunlukla umursamazın teki olup çıkmaktır.