|
|
- öğretmenin ayak işlerine bakmak için seçilen sınıf enayisidir...
- ilkokulda konuşanları yazmak, lisede ise sınıf defterini getirip götürmekle görevlidir.
- bu makamı hak etmesi gereken kişinin öğrenciler yararı adına hem sınıfın geneli hem de müdür, müdür yardımcıları ve öğretmenlerin geneli ile iyi geçinebilecek biri olması gerekir. biraz zor ama bu şekilde saman altından çeşitli şekillerde berrak sular yürütülebilir.
- otoritenin gönüllü ispiyoncularıdır. demokratik bir seçimle bu koltuğa oturanlar oy veren arkadaşlarını ispiyon ederler. bir kere sınıf başkanı sınıfın zeki, karizmatik hem de fırlama olanıdır. kankaları ise sadece fırlamadır. seçilirler. başkan olurlar ama bu fırlama arkadaşlarının ismini tahtaya yazarlar. kankalarının ismini yazmayan onlara torpil geçenler ileride politikacı olurlar.
(bkz: konuşanların adını tahtaya yazmak)
- ortaokulda olduğum, cinnet geçirip istifa etmemle sonuçlanan deneyim.
- ders zilinin çalması ile öğretmenin sınıfa gelişi arasında geçen zamanda tahtaya "dinlemeyenler" adı altında sınıfın yarısını yazıp öğretmene şikayet etme görevi.
birde isimlerin yanına x işareti koyarlar ki, bu işaret de yaramazlığın şiddetini ifade eder.
- yöneticilik vasfının sonradan kazanılmayan kişiye doğuştan gelen bir karekter olduğunun en güzel ispatlarındandır...yani bu kişilerin çoğu ilerde bir şekilde başarıyı bulmuşlardır çünkü küçücükken bile farkında olmadan yapılan bu basit işler bile kişinin içinde olanların küçük yaşta ispatıdır...
- bu durumun üniversitedeki karşılığı (tam karşılamasa bile) sınıf temsilciliğidir. lakin bir işe yaradığını görmedim.
- üstlenmek için heveslenmediğim görevdi; bütün sınıf gözü dönmüşçesine aday olurken, ufak bir analizle sorumluluk alma duygusunun o dönemlerde yerlerde sürünmesine müteakip, olacak çocuk bokundan belli olur tarzında bir çıkarım yapmak da mümkün olabilir. olmadı mı olmuyor...
- bir uzaylı ufodan inmiş karşısındaki ilkokul öğrencisi ile konuşmaktadır:
-bizi liderinize götür.
+sınıf başkanına mı?
(bkz: selçuk erdem)
- insanda koltuk sevdasını başlatan hadise. ilkokul yıllarında başlamasından mütevellit beyinlere kazınır ve kişi ilerleyen yaşlarında (misal 30 - 35) bu durumun bokunu çıkartır.
- sınıfta bir üstünlük sağlayacağı düşünülen ama olunca amele gibi bir oraya bir buraya koşturulan ilköğretim/lise dönemi kollar üstü kol.
yoklamaydı, sınıfın düzeniydi, hocaya hesap vermeydi, tebeşir bulmaydı derken bütün gün ayaklar şişer, 'lan nerden girdim bu işin içine, 3 kuruş maaş bağlasalar bari' dedirtir ve bezdirir.
- her şeyi düzene koyduktan sonra gayette rahat yaptığım iş.sadece hocaların benim sınıf başkanı olduğumu öğrendiğinde söylediği
--ne yoksa sen misin başkan?
--senden de ne başkan olur ya?
laflar çok üzdü beni.
- ilkokul zamanında olmayı daha çok arzu ettiğimiz ilerleyen yıllarda ise aslında başkan olmaya gerek yok başkanla aramızı bozmazsak sorun olmaz şeklinde düşüncelere kapılarak vazgeçtiğimiz karizmatik görev.
benim değineceğim ise bu işin başka bir tarafı. ilkokulda öğrencilere demokrasiyi, seçme seçilmeyi uygulamalı göstermek gibi bir amacı vardır bu başkanlık seçiminin. sınıf öğretmeni sınıfa başkanlık seçimi yapılacağını söyler. e tabi sınıfta hemen herkes başkan olmak ister. öğretmen bakar, isteyen herkesi aday yapamayacağını görür ve demokrasi oyununa müdahale eder. o gün bu gündür bizim demokrasi oyunumuza müdahale edilir ve bizim sesimiz çıkmaz çıkamaz.
her neyse öğretmen seçtiği öğrencileri aday yapar. genelde bunlar seçtiği çalışkan öğrenciler olur. halbuki hoca tembellerden birilerini seçse ve bunlardan biri de kazansa o öğrenci de sorumluluk almayı öğrenmiş olacaktır, o öğrencide okula ilgi duyacaktır, okulu sevecektir. pedagojik formasyon almamış kişilerin öğretmen yapılmasının sonucudur bütün bunlar. ziraat fakültesi mezunlarını sınıf öğretmenin yapmanın sonucudur bunlar.
edit: bir başkanlık seçiminden buralara geldim ya helal olsun bana.
- ilkokuldaki çocuklara demokrasiyi seçme seçilmeyi uygulamalı olarak göstermek gibi bir amacı olan bu seçimin içine de benim gibiler yüzünden hile,sahtekarlık yalan dolan karışmaktadır.geçen yıl birinci sınıfa başlayan küçük kardeş illa başkan olmak istemektedir.gözünü makam hırsı bürümüş ufaklık tavsiyelerim üzerine annesine bir koca çanta çikolata şeker vs. aldırmıştır.eve geldiğinde yardımcı bile olamayan üstelik de zırıl zırıl ağlayan yavruşa sorduğumda dediklerimi aynen yaptığını söylemiştir.olayın iç yüzünün şöyle bir araştırılmasının ardından acı gerçek görülmüştür.bizimki bütün o malzemeyi diğer sınıflara dağatmıştır sınıf başkanlığı seçiminin sınıf bazında olacağını düşünemeyerek.önce bi hayal kırıklığı yaşadım bu benim kardeşim olamaz diye.utandım kimseye söyleyemedim filan.sonra bağrıma bastım olur böyle şeyler diyerek.yavaş yavaş kafası çalışmaya başladı bizimkinin de.şimdi piyasada ne kadar seçim vaadi,üç kağatçılık varsa uyguluyor..seneye de okul başkanı yapıcaz kısmetse.
- öğretmen seçtiği zaman, bu demokratik değil diye ezmek, yıldırmak, istifa ettirmek için uğraşılan; kendileri seçtiklerinde ise, ''bizi kayırmıyor, öğretmenlere ispiyonluyor, çılgınlıklarımıza göz yummuyor'' diye demoralize halde sürdürülen bir yüktür.
- ilkokulda en ulaşılmaz makamdır, karizmanın adıdır. orta okulda pek sallanmaz. lisede tüm suçlar başına kalacak diye kimse istemez, sınıfın en itilip kakılan adamı zorla başkan yapılır, her pislik ona kalır.
- demokrasimizin okullardaki uzantısına verilen addır. her ne kadar sınıf başkanlığı seçimlerindeki öğretmen faktörünün ağırlığı hissedilse de sonuçta hiçbir demokrasi kusursuz değildir. genelde öğretmen çocuklarını taliplisi olduğu sınıf başkanlığı ,yıllar sonra çocuklara ,torunlara anlatılacak kadar bol hatıraya kaynaklık edecek trajikomik olayların başınızdan geçmesine neden olur. öğretmenlerin has adamı, bir kısım öğrenci için ajan-işbirlikçi olarak görülmenize neden olsa da gelecekteki yaşamınız için ideal bir deneyimdir.
|