çok boktan bir durum her şey başkanın başına patlar.başkan yoklama kağıdını getir, başkan tebeşir bitti ,başkan gel buraya gibi emirlere maruz kalan insan çeşidi.
fotokopi parası toplamamak için sürekli kaçılan, gençlik onuru
(azureel, 15.03.2004 14:28 ~ 14:28)
yüksek statü,isim yapma, sıfat kazanma gibi olayların ilkokul versionu...seçilense başkan ismi altında sınıf amelesi olur aslında fakat ismin başına gelen başkan sıfatı her acıya göğüsgerilmesini sağlar hatta gaza getirir..
ilkokulda okumayı ilk sökenlere verilen statü
(com90, 18.03.2004 15:04)
sınıfla ilgili bütün mevzularla ilgilenen..kendini sınıfa hizmete adamış,zavallı insan modeli...
küçüklüğümün hayali olay.ama sonradan anladım ki görevi sadece tahtaya konuşanları yazıp yanına çizik atmakmış.
bir ilkögretim ögrencisi için sınıfta gurur verici olay..
tahtaya "huzuru bozanlar"ı yazmak, okuldan kaçanların yoklama fişini yemek suretiyle imha etmesini engellemek gibi heyecanlı görevler yüklenme halidir. sınıftaki azgın çeteye mensup bi arkadaşın başkan olması ile kazanılacak imtiyazlar olayı bi kuple şenlendirebilir fekat.
okuldaki popülerliğin artması anlamına gelir.
sınıf büyüdükçe anlamsızlaşan bir olguydu sanırım. lise ve ortaokulda getir-götür işçisi, hammal, acıların çocuğu gibi sıfatlara bürünmeye neden olurken ilkokulda küçük gözlerde büyüyen masum bir saygınlık ifadesiydi sanki.
bizde sarı, mavi, yeşil başkan adayları şeklinde, gizli oy esasına dayanan, renkli bir seçim olurdu. her ne hikmetse de, heralde yönetiminden memnun kalınmış olacak ki her sene aynı arkadaş seçilirdi. zihnimde yerleşen demokratik seçim imajını zedeleyip saltanat tadı bırakmasına rağmen halkın seçimlerine saygı duymayı öğrenmiştik ya da mecburduk, her neyse.
bu satırlar vasıtasıyla çok şey kaybeden halkıma, eski arkadaşlarıma da seslenmiş olayım; 1. sınıfta aday olup seçilememiş ve kendine güvenini kaybedip bir daha aday olamamış bir öğrenci olarak. tabi kendimize oy verme hakkımızın olduğunu bilmeden diğer başkan adayı arkadaşa oy vermiş olmam da sonuçta etkili ve aklıma geldikçe yüzümde doğan bir gülümseme nedeni olmuştur, o başka.
(bkz:
mazi kalbimde yara)
ortada aday olmaması halinde, sınıfın en çalışkan çocuğuna nasip olur ya da oldurulur.
ilkokulda ard arda 4 sene seçilmemle insanların bana
diktatör gözüyle bakmalarına neden olan olgudur.ama iyiydi, önlüğün ön cebine takılan dandirikten bi tane plastik vardı, üzerinde "sınıf başkanı" yazıyordu.o rozetle ortalıkta salına salına geziyordum ortaçağ ingiliz soyluları gibi..
sınıfın tahtada en çok adı geçenlerdeninden ve de ismimin yanında sürekli +'lar görmekten bazı arkadaşların bana ismimin sonuna "t" ekleyip seslenerek akıllarınca alay etmelerine tahammül etmeye çalışan biri olarak,azimle çalışıp, intikam duygusuyla yanıp tutuşup gerçekleştirdiğim eylem.
(bkz:
şimdi sıçtım ağzınıza)
arkadaşımın ilkokulda okula bisiklet getirip tenefüslerde öğrencilere bindirmesi karşılığı öğrencilerden oy istediği amacı.
ilkokul dönemleriyse; hoşlanılan kız inadına tahtaya filan yazılır, en küçük itirazında çarpı eklenir falan. ne mantıksa garip bi garezlik durum böylesiydi o zamanlar iş atmanın makbulü.
* gülerdin sonra silerdin o da gülerdi filan abartırsın bi kere daha gülsün diye yazarsın, silersin arada rozet falan düzeltirsin.
(bkz:
çocukken yapılan abukluklar)
ilkokulda elli kişilik sınıfta başına gelme ihtimali ellide bir gibi gözükse de gerçekte başına gelme ihtimali tamamen öğretmenin gözündeki imajla paralel olan durum
çok büyük tecrübedir, unutlumasınki çoğu insan sonradan bu sıfatıyla hatırlanır, küçümsenmeyecek kadar çok lüzumsuz işle uğraşılır, ama vakıf parası, tebeşir parası, temizlik parası ve bilumum bu tip masraflardan mutalak para kaldırılır. hocaların illaki diğer öğrencilere göre iltimas geçtiği kimsedir.
yoklamayı almak ve gelmeyenleri bir şekilde idare etmek en büyük misyonudur.
öğretmenin işte demokrasi budur diye anlatıp hadi şimdi sınıf başkanımızı seçelim diye giriştiği eylemden seçilerek çıkmaktır. ilkokul dönemindeki uygulamada, önce adaylar belirlenir. çünkü neredeyse sınıfın hepsi gönüllüdür. burada öğretmenin inisiyatifi devreye girer ve adayları 4-5 öğrenciye indirger. sonra gizli oyla ya da açık oyla adayları incitmeyecek bir şekilde seçim yapılır. en çok oy alan başkan, ikinci kişi yardımcı olur. ilk gün duyulan bir çeşit gurur iken sonraki günlerde duyulan feci bir pişmanlık duygusudur. yaşadım biliyorum...
sınıf başkanlığının 3 evresinden ikincisi.
ilk önce sınıf hocası başkan olmak isteyenleri tespit eder. sınıf içinde cesur, millete sözünü ve dişini geçirebilecek adaylar yarışmaya başlar kapalı oylama sonrası başkan belirlenir(2).sonra sınıfta başkanın borusu ötemeye başlar(3)
aslında bunlardan çok kişinin(başkan olmak isteyen bünye)bu esnada hissettikleri anlatılmaya değer.ilkokuldan orta okul 2 ye kadar başkanlık hevesiyle yanıp tutuştum hep hoca beni aday olmadan seçsin istiyordum, hoca öyle yapmayınca bende aday olacak cesareti bulamıyordum haliyle yani herzaman bir göt olma korkusu vardı. hep böyle gitmeyecekti tabi, bir gün tak etti haliyle. baktım hocanın seçeceği yok adaylığımı koydum sırtımdan akan soğuk sular eşliğinde.her gün baktığım arkadaşlarıma bakamıyordum.4 tane aday vardı zaten benimle beraber.ben seçildim tabi(seçilmesem niye anlatayım bukadar).içim içime sımıyor forrest gump gibi okulun dört bir köşesini koşup başkanlığımı ilan etmek istiyorum ama bir başkan herzaman serin kanlı olmalı diye düşünüp ağır tavırlar sergiliyorum.daha önceki başkanlardan gördüğüm tavırları sergiliyorum hoca gelene kadar,ilk günler iyiydi hoştu sonra baktım o sırada oturup arkadaşla sohbet etmek,kendi aranda gülüşmek yaramazlık yapıp
ağır tavırlı insanın ismini yazması,hocanın gelip 421 murat ı, 340 ayşe yi,316
siyah yıldız ı kaldırması ve o tahtaya giderken ki surattaki hınzır ifade ile fırça ya da ayak atması daha eğlenceli geldi. şiddetli geçimsizlikten ötürü tek celsede ağır tavırları bıraktım,sırama geçip eğlenmeye kaldığım yerden devam ettim.
sınıf başkanı secerken öğretmenlerin amacı genelde sınıfın en yaramaz çocuğunu bu yöntem suretiyle sakinleştirmek, ve sorumluluk alan çocuğun birden en olgun öğrenci olmasını sağlamaktır.
aysel: /
recep: xx/
erhan: x
özlem: x/
(bkz:
anladın sen onu)
her zaman demokratik yöntemle seçilmiştir bizim sınıfımızda.
aday olanlar tahtaya çıkar, isimleri tahtaya yazılır. sonra sırayla konuşma hakkı da verilir, başkan adayları vaadlerde bulunur, sonra adaylar dışarı çıkıp oylama yapılır. sınıfa girdiğinizde en yakın arkadşa göz kırpıyorsa sizsinizdir. sorumluluk almanın en güzelidir.
bunun için yapılan seçimler demokrasinin tavan yaptığı seçimlerdir geleki ilkokul 5 e kadar olan dönemde.
eğer her yerde böyle demokrasi olsa hiç bir zaman haksız kararlar çıkmaz
vaatler olsun, seçimin için birbirlerine çamur atmak olsun, seçmenleri karşı adaya karşı kışkırtmak olsun, protesto için 2 adaya oy vermek yada hiç vermemek olsun her türlü demokrasi cinliği geçer bu seçimlerde.
ama bilmezlerki tek görevler sınıfta konuşan öğrencinin adını tahtaya yazıp yanına "x" koymaktır.
genede o "x" koymanın bile bir havası vardır sevdiği arkadaşların "x" lerini azaltmak yada hiç yazmamak sevmediklerine ise baştan sona "x" le doldurmaktır.