rafet el romanın yeni albümünün ve albümün en güzel şarkısının ismi.
sözleri;
ben yar kendimi bildim bileli
bir sana aşık sana deli
seninle açtım bu gözleri
seninle kaparım ancak
dur durak bilmez bu gönül
koşar peşinden ah bir ömür
son demindeyken hayatın neden bu sürgün
bilirim seni sevdim zamansız
sen sabırsız ben bir arsız
hiç utanmadık inan seninle sevişirken
gel yalan yok ki içimde
sen tanımadın mı onca sene
düşlerimden kalktım
hep sana uyandım sadece
gökyüzünde yeryüzünde
gün doğdu mu her gün ilk gün
her gün aydınlıktır
yoksa ümit her sey loş karanlıktır
yar gurbette can yürekte
bir kafeste ne amansız
sonsuz ayrılıktır geçmez zaman
her gece hep aynıdır
fırtınada, ak ayazda
sürgün her yerde hep yalnızdır
gül açsa da, kuş uçsa da
görmez dargındır
her durakta, her uykuda
sürgün her nefeste yalnızdır
her safakta, her yudumda
hasret sancıdır
yol olsa da, ses duysa da, dağ aşsa da
her adım son, her an son adımdır
tek başına yalnızlık
bir yankıdır
gökyüzünde yeryüzünde
gün doğdu mu her gün ilk gün
her gün aydınlıktır
yoksa ümit her şey loş karanlıktır
yar gurbette can yürekte
bir kafeste ne amansız
sonsuz ayrılıktır geçmez zaman
her gece hep aynıdır
fırtınada, ak ayazda
sürgün her yerde hep yalnızdır
gül açsa da, kuş uçsa da
görmez dargındır
her durakta, her uykuda
sürgün her nefeste yalnızdır
her şafakta, her yudumda
hasret sancıdır
yol olsa da, ses duysa da, dağ aşsa da
her adım son, her an son adımdır
tek başina yalnızlık
bir yankıdır
gökyüzünde yeryüzünde
gün doğdu mu her gün ilk gün
her gün aydınlıktır
yoksa ümit her sey los karanliktir
yar gurbette can yürekte
bir kafeste ne amansız
sonsuz ayrılıktır geçmez zaman
her gece hep aynıdır
fırtınada, ak ayazda
sürgün her yerde hep yalnızdır
gül açsa da, kuş uçsa da
görmez dargındır
her durakta, her uykuda
sürgün her nefeste yalnızdır
her safakta, her yudumda
hasret sancıdır
yol olsa da, ses duysa da, dağ aşsa da
her adım son, her an son adımdır
tek başına yalnızlık
bir yankıdır
zülfü livaneli'nin gökyüzü herkesindir albümünde bulunan,
sezen aksu ile düet yaptığı, güzel bir şarkıdır ve sözleri şöyledir;
gökyüzünde yeryüzünde
gün doğdu mu her gün ilk gün
her gün aydınlıktır
yoksa ümit
her yer loş karanlıktır
yar gurbette can yürekte
bir kafeste ne amansız
sonsuz ayrılıktır
geçmez zaman
her gece hep aynıdır
fırtınada ak ayazda
sürgün her yerde hep yalnızdır
gül açsa da kuş uçsa da
görmez dargındır
her durakta her uykuda
sürgün her nefeste yalnızdır
her şafakta her yudumda
hasret sancıdır
yol alsa da ses duysa da
dağ aşsa da her adım son
her an son adımdır
tek başına
yalnızlık bir yankıdır
yar gurbette can yürekte
bir kafeste ne amansız
sonsuz ayrılıktır
geçmez zaman
her gece hep aynıdır
fırtınada ak ayazda
sürgün her yerde hep yalnızdır
gül açsa da kuş uçsa da
görmez dargındır
her durakta her uykuda
sürgün her nefeste yalnızdır
her şafakta her yudumda
hasret sancıdır
üstüne kelam edilmeyecek, zaten kendisi kendisini anlatan metin altıok şiiri.
kendine sürgün
bir garip kişiyim;
sabah akşam imza veren.
bilmemem gereken
şeyler öğrendim;
taraf tutmaz
tanrı bilirim
kaybetmekten
korktuğu için.
sorular sordum
sormamam gereken.
kendime bir
kefen biçtim
kendi tenimden.
sınırlarımı aşmak
yasaktır bana.
yoksul yüreğim
en kuytu kahvem.
acıya tezhibim,
hüzne redif.
yalnızlığın gözlerine
sürme çeken
öyle biriyim ki;
geceleri uykusuz
kuyuları dinleyen.
adım büyücüye
çıktı bu yüzden.
kendine sürgün
bir garip kişiyim;
kutsallığı zincir gibi
parmağında çeviren.
umudu depremden,
aşkı külden
bekleyen benim
aranızda
yerim yok zaten.
heybesinde yılan
işaretleri,
baldıran zehiri
yüzüğünün içinde
ve yanında
kav taşıyan ben;
tekinsizim size göre
ibret için
yakılması gereken.
merhabam kalmadı
kimseyle.
haç çıkardım
namaza dururken.
herkes tanır beni
alnımdaki döğmelerden.
inançsızım, dinsizim
yeminle yalan
ikiz kardeşken.
kendine sürgün
bir garip kişiyim;
bulanık sularda
yüzünü ararken sevda,
bir tutam saç derisiyle
uçuşurken rüzgarda.
her şey ne kadar
kendisidir düşünün
hızla kokuşurken dünya!
rıh dökülürken
kan damlalarına,
cesetler gördüm
irmak boylarında
çalıların arasında.
faili meçhul
cinayetler bilen
çaresiz bir adamım
adını bile kekeleyen.
bilmemem gereken
şeyler öğrendim.
sorular sordum
sormamam gereken.
gördüm apaçık
görmemem gerekeni.
söylenmezi söyledim.
suçum büyük
ve taammüden.
kalbimi delik deşik eden, rafet el roman'ın en güzel şarkısının ismi... burnumun direğini sızlatıp, gözlerime yaş oturtan, dinledikçe daha çok canımı acıtan şarkıdır aynı zamanda.
"gül açsa da, kuş uçsa da
görmez dargındır "
diyor ya orası içime işliyor, insan nasıl küser doğaya diyorum herkese küsse eşyaya küsse, doğaya küsemez gibi geliyor.
dargın kelimesi kırgınlık küskünlük üzgünlük hepsini içeriyor, tam yerinde olmuş.
"fırtınada ak ayazda
sürgün her yerde hep yalnızdır
gül açsa da kuş uçsa da
görmez dargındır"
çok dokunaklı bir şarkı olmuş, sezen aksu nun şarkıya renk katması çok hoş olmuş. yeniden dinliyorum defalarca..
sezen aksu ve zülfü livaneli düeti... alıp diyardan diyara sürükler gönlünüzü. öyle güzel bir şarkıdır yani... sürgün her nefeste yalnızdır tabii...
zülfü livaneli, adına düzenlenen 35. yıl konserinde, sezen'den bu şarkıyı söylemesini özellikle istemiştir. o gün sezen, belalım ve yiğidim aslanım'ın dışında bir de sürgün'ü söylemiştir.
bedeli ödenmiş vakte hüküm inmiştir
yüreğimden düşürmeden emanetini
işte koynumda fermanımla, yaralarımla
sana vurgun yemiş bir ten getirdim
al bir karanfille tutuştur beni
yağmurla ıslanmış bir merhabayla
yorgun bir yerinden deliyorum geceni
kundaklanmış bütün sığınaklarım
gözlerinden ince bir geçit arıyorum
al gecenin bir yerine yakıştır beni
bedeli ödenmiş katle hüküm biçilmiştir
kan-ter içinde depremler ortasında
bir şarkının peşinde geçti gençliğim
sakladığın bir mevsim vardır mutlaka
al cehennemine alıştır beni
yerinden yurdundan ayrılmaya mecbur bırakılmak. devletin; kendisi için tehlikeli gördüğü şahıs, aile veya aşiretleri göçe zorlaması. 657'ye tabi memurların çok sık duyduğu bir tehdit sözcüğü.
devletin uyguladığı bu politika sayesinde/yüzünden bir dönem doğuda görev yapmış memur ve özellikle öğretmenler gerçek birer solcu idi. yani devlet ayağına dolananları uzaklaştırayım derken ülkenin önemsiz gördüğü bir parçasında farkında olmadan başına daha büyük belalar açacak tohumlar ektiriyordu.