süper bir atlet olmasına karşın acaip derecede şımarmış görünen milli koşucumuz.
atina'da 1500m'de elvan abeylegesse ile beraber koşacaklarmış. umut ederimki duble yaparlar, ancak altın için hadi elvan!!!
yurdum insanının ilk olarak başına taç yaptığı sonra hakkında söylemediğini bırakmadığı hatta bütün mal varlığını ortaya döküp muhasebesini tutarak matematiğini geliştirdiği milli atletimiz.artık koş süreyya kalbimiz seninle diyen sloganı da alsın halk soksun bi yerine...
6 eylül 1978 yılında çankırı'da doğdu. 1992 yılında çankırı atletizim eğitim merkezi'nde atletizime başladı.
800 metre ve 1500 metre türkiye rekorları hala ona ait.
son açıklamalarıyla atatürk'ün meşhur sözlerini akıllara getiren sporcu...ben kocamsız yarışmam,gerekirse sporu bırakırım,üzerime gelmeyin yoksa başka ülke için yarışırım tarzı zekadan yoksun açıklamalarıyla ondan desteğini ve emeğini hiçbir zaman esirgememiş türk halkı için utanç abidesi olmuştur.çok şeyler beklenen olimpiyatlarda yarışamaması bile bu tarz yorumlardan sonra hafif kalmış ve ülke olarak sadece sporda değil hayatın her alanında başarılı bireyler çıkarmakta ne kadar zorlandığımızı bir kez daha görmemizi sağlamıştır.
kendisi tam bir anadolu kızıdır; yılmaz, azimli...
bu kızımız daha rekorlar kırmadan önce antrenörü yücel kop ile olan ve ne olduğu da bir türlü söylenmeyen ilişkisiyle gündeme geldi. iddialara göre yücel kop, süreyya ayhan'a olan aşkından dolayı karısından boşanmıştı.
bu hadise patlak verdiğinde birkaç şerefli yazar haricinde her gazeteci ve (gazeteci demek istemediğim) spor yazarı müsveddesi tarafından "namussuz, yuva yıkan kadın" ünvanlarına layık görüldü, yerden yere vuruldu.
gün oldu devran döndü, süreyya koştu ve 1500 metrede gabriela szabo'yu geçip avrupa şampiyonu oldu. bir anda her şey unutuldu, kendisine namussuz diyen ve tavuk gibi gülenler de dahil herkes "kızımız" diye bağrına bastı süreyya'yı. kaypaklık diz boyunu aşmış, gırtlağa dayanmıştı.
daha sonra doping iddiaları ve ihraç kararları ile hayatı kararan ayhan'a bir darbe de kendisine doğru 180 derece dönen yazar müsveddelerinin bir 180 derece daha dönüp kendilerine yakışır bir geometrik şekil olan çemberi tamamlamaları ve süreyya'ya sırtlarını dönmeleri oldu.
kız koştu, koşmadı, madalya aldı, almadı, hepsi bir tarafa, istemsiz de olsa türk medyasını sınamak için kontrollü deney ortamı hazırladı, beni mest etti. sayesinde kalemine attırılasıca bir kısım yazar bozuntusundan iğrenmek için daha fazla sebebim var.
profesyonel sporcu bilincinin oluşmadığından son derece emin olduğum şahsiyet.
halter ve güreş sporu dışında bir gün bu ülkeye hakiki olimpiyat sporu olan atletizmden madalya gelecekse, zat-ı muhterem, kabiliyetleri dolayısıyla getirecek aday kişilerin en başındaki olarak karşımıza çıkmaktadır; fakat atletizim sporu sonsuz disiplin, azim, profesyonellik ve sadakat gerektirir. tabii başka ve çok önemli bir ayrıntı da sizin kapasitenizi daha da yükseltmenize katkıda bulunacak bir rehbere olan ihtiyacınızdır, beden eğtimi hocasına değil.
atletizm sporuyla uğraştığını söyleyen genel geçer kimseler, kendi beden eğtiminden bile yoksunlarsa zaten bu işi dakikasında bıraksınlar. boşuna yer, zaman ve oksijen ziyan etmemelidirler.
tamam iyi işler yaptı vakti zamanında. ama cahil adamın teki olan hırs küpü şuursuz antrenörü (kocası) sayesinde boka battı.şu sıralar adı sanı duyulmayan atlet eskisi oldu.zirveye koşarak nasıl çıkılır,sonra oradan nasıl yuvarlanılır en büyük örneğidir kendisi.ne hikmetse en başarılı zamanlarında bile hoşlanmazdım ben bundan.ama yine de türkiye için büyük bir kayıp,hayal kırıklığı olmuştur.
bu gün medyada yer alan haberlere göre, atletizm federasyonunda ki işine, izinsiz olarak abd'ye gitmesi nedeniyle gençlik ve spor genel müdürlüğü tarafından son verilmiş sporcu.
artık nereye koştuğu meçhul sporcu. soyadının sonuna kop eklendiğinden beridir sanki hakkını vermek ister gibi sürekli bir kopuş halindedir. bu saatten sonra ülkeye bir yararının dokunmayacağı aşikar, allah sonunu hayretsin.