son şampiyonun, son türkiye kupası alanın beşiktaş olduğu göz önüne alındığında; " e be amına kodumun yarra, bu kupaları yenilerek mi aldı beşiktaş" diye sahibine sorulası önerme. yani ben çıkıp da desem "orospu çocuğu olacağını bile bile galatasarlı olmak", "anasının amını tersten görmesine rağmen hala fenerbahçeli olmak" diye ne kadar kazmaca olur değil mi? evet aynen bu önerme de o kadar kazmaca oldu. hayır sonra küfür edince ağlıyorsunuz.
bjk taraftarı takımına can-ı gönülden bağlı olduğu için yenilse de takımını desteklemektedir. yendiği zamanlarda, kupayı evine götürdüğü zamanlarda trübünleri doldurup, inönü'yü taşırıp, yenildiği zamanlarda ise takıma kıçını dönüp gitmeyen bir taraftardır. kanser olur ama yine de sever..
renklerine aşık olmaktır,siyahla beyazın muhteşem uyumuna..
yönetim, teknik direktör yada futbolcular gelip geçer...
beşiktaşlı olmak ayrıcalıktır,herkes anlamaz...
tedavisi yoktur. tıp literatürüne, bilim diline, daha bilmem nerelere ne adla geçtiği konusunda da en ufak bir fikrim yoktur.
yalnız yine de bildiğim bir şeyler var:
beşiktaşlı olmak sahiden "farklı" bir olaydır. ayrıcalıktır, falandır filandır olayına girmiyorum hiç, dikkatinizi çekerim. "farklıdır" diyorum. çünkü bunun bir tanımı yok. bir beşiktaşlı'nın beşiktaş'a olan sevgisini ya da bağlılığını anlatacak bir şey yok. ancak yaşayan bilir.
denedim. şu meşhur sekiz olayından sonra dayanamadım. daha birçok kişisel sebeplerden ötürü, 23 yıllık takımımı, beşiktaş'ı bıraktım. ki kendisi tam olarak bir önceki sezona tekabül ediyor. üç büyüklerden başka bir takım tutmaya karar verdim.
hocam senin ruhuna işlemiş artık o beşiktaşlılık, sırıtıyor, yama tutmuyor. takım yeniyor, sevinemiyorsunuz, içinizden gelmiyor. sorana öylesine bir x takımlıyım deyip geçiyorsunuz sadece. kanınız kaynamıyor.
sonra son ana kadar bozmaya niyetli olmadığınız bu kararınızdan, -bir kere vazgeçmişsiniz, dönüşü olmamalı- ufacık bir ekran görüntüsü 180 derece dönmenize sebebiyet verebiliyor; inönü stadı.
şampiyonluk sonrası o stadın, o hali. akan gözyaşları... pişmanlık, hüzün, mutluluk... hepsi birden bastırıyor üzerinize.
anlıyorsunuz; bu takım ikinci lige dahi düşse siz beşiktaşlısınız, öyle kalacaksınız, asla kopamayacaksınız.
takımı her yenildiğinde, tuttuğu takımı değiştirmekten çok daha anlamlı bir durumdur; sonuna kadar beşiktaşlı olmak.. çarşı ruhlu olmayı gerektirir aynı zamanda..
beşiktaşlı olmanın bir takım tutmaktan çok öte hayata karşı bir duruş,bir yaşam tarzı olduğunun farkına varan bünyeler için doğal olandır.boşuna denmemiştir sonuçta "anlayamaz kimse bu aşkı" diye.anlamaya da kasmayınız efendim...
zaman olur sevgilin ister senden takım değiştirmeni, "hadi be aşkısı gel seni gsli/fenerli yapalım" derler.. olmaz, yapamazsınız.. belki tartışırsınız ama bir insan için takımınızı değiştirmezsiniz..
zaman olur yönetim kendi taraftar grubuna yapmadığını bırakmaz, ama siz yine de devam edersiniz "çarşı her şeye karşı" demeye..
zaman olur hem şampiyonluğu hem de türkiye kupasını aynı sene sonunda alırsınız, sevinçten ağlarsınız.. zaman olur mor formalı takıma yenilir ağlarsınız.. ama yenseniz de yenilseniz de hep beşiktaşlısınızdır.. ve bilirsiniz bazıları gibi mafyaya bulaşmadan, büyük paralarla oynamadan şampiyonluğu kazanan takımdır sizin beşiktaşınız..
zaman olur ağır laflar duyarsınız canı gönülden tuttuğunuz takımınız için, fakat bilirsiniz ki pek çok taraftar beşiktaşlı olmamalarına rağmen hayrandırlar sizin de içinde bulunduğunuz taraftar grubuna..
zaman olur times da bir yazar çıkar inönüyü en güzel ambiyansa sahip stadı seçer, 4. sıraya koyar.. gurur duyarsınız dünyanın okuduğu bir gazetede beşiktaşınızın da adını okumak..
zaman olur 8 gol yer, üzüntünüzü içinize atar, belki bazıları dışa vurur, ama yine de hep dünyanın en iyi taraftarı olarak anılırsınız dünya televizyonlarında..
ne olursa olsun, beşiktaşlısınızdır.. işte bu yüzden ard arda alınan yenilgiler sizi üzse de takımınızdan vazgeçemezsiniz başkalarının yaptığı gibi.. çünkü siyahla beyazın aşkını bilirsiniz.. neden siyah neden beyaz olduğunu bilirsiniz renklerinizin.. işte bu yüzden arada sırada yenilmenize rağmen beşiktaşlısınızdır..
sürekli yenilmek 0 çekmektir. 'ee o zaman niye beşiktaşlı olmak?' derler . ben şahsen dedim. şurda topu topu 2 maç üstüste kaybetmişiz. bi sakin olun amk!
karşılıksız sevgidir. başka bir izahı yok bunun. bazıları gibi başarı açı değiliz. ne başarınız var ki ekieki diye gülen andavallara yoksa da sana ne mına koyim. batıyor mu beşiktaşın yenilmesi ya da başarısız olması size. hatta sizin için bir şans değil mi beşiktaşın son zamanlardaki kötü gidişatı. adamı dellendirmeyin de önünüzdeki tabaktan yiyin. işinize bakın sizi ilgilendirmiyor bazılarının neleri seçecekleri. iki üç çapulcunun lafıyla da kimsenin içindeki sevgiden vazgeçmesini beklememek lazım.
40 yıldır finalinde türkiye kupasını kaptırmasına rağmen fenerbahçeli, şaibe ile hakemle şampiyon olan galatasaray taraftarı olmaktan çok daha gurur verici olan bir durumdur
vatanının her metre karesi işgal edilmiş bir devlette son kalanlar gibidir beşiktaşlılar ve kimse göremesede onların hala ümitleri vardır. buna bazı insanlar aptallık der, bazıları da "aşk"
sevmek demektir.
liverpool' dan 8 yese bile beşiktaş' ı, tromsö' ye elense bile galatasaray' ı, pendik' e yenilse bile fenerbahçe' yi sevmektir.
anlamak için sevmek gerekir.
neden tartışma konusu olduğunu anlayamadığım durum.
futbol takımlarını kazandıkları için desteklemiyoruz ki... kendimizle özdeşleştirebildiğimiz, parçası olmaktan keyif aldığımız için destekliyoruz.. kimi zaman sadece o taraftar grubunun bir parçası olabilmek için destekliyoruz..*
hatta ülkemiz dışındaki liglere bakarsak, takım tutma olayının milli takımı desteklemekten farksız olduğunu görürüz.. doğduğun şehrin takımını desteklemekten bahsediyorum.. ait olduğun şehri seçme şansın yoktur, ülkeni seçemediğin gibi.. takım yenilir,yenilir,yenilir ama sen yine de her cumartesi o stadda yerini alırsın..
yapmayın, futbolu bu kadar basitleştirmeyin..
takım tutmayı, takımı desteklemeyi sadece ligte 5te5 yapınca hatırlamayın..