şehir içinde araç kullanmayı beceremeyen bilimum avukat, doktor, mimar, taksi şoförü, çiftçi vs... çoğaltılabilir... bu meslek erbaplarının ortak yönleri şoför mahalinde olmalarıdır...
örneğin aracı solluyorsunuzdur, tam yan yana gelmişsinizdir sola kırar...
- ulan orrrrrospu çocuğu aynana baksana... görmüyon mu lan it!
veya eleman sol şeritte aheste aheste 40-50 ile giderken arkasına dayanırsınız, selektör yaparsınız, kornaya basarsınız yok... trafik kurallarına uymak için yırtınırsınız yok... en son dayanamaz, önce öndeki araçla aranızdaki mesafeyi 30 santimetreye kadar düşürür, birden saha kıra, bu arada araca sağ tarafından teğet geçer ve hemen sola kırarsınız ki, kişinin makatı 3 bilinmeyenli denklem çözüp, 3,5 atsın... sonra da ilk trafik lambasında yanınıza yanaşmasını sağlayıp pencereyi açıp, ana avrat sövebilirsiniz...
şence türkten sehir planlama projesi almamış planlancılardır.
alanlar ise "bu yolu buradan geçirirsen sana küfrederler", "buraya sanayi getirirsen sana küfrederler" vb. telkinlerle "küfredilecek tasarım" bilincine kavuşurlar.
futbolculardır en sertine maruz kalanlar. eski trabzonsporlu hami mandıralı'nın babası bir röportajda şöyle yakınmıştı: (aynen veremiyorum kendim derliyorum)
"trabzon'un bir avrupa kupası maçıydı. külup yöneticilerinden birisiyle beraber maçı izliyoruz. trabzon'un mutlak suretle kazanması gereken bir maç. bir pozisyon oldu, hami ceza sahasının oralardan bir yerden sert vurdu. top direği yaladı geçti. millet hararetlendi. arkamdakilerden birisi '
orospu çocuğu öyle mi vurulur topa' diye bağırdı. la havle. neyse aradan bir iki dakika geçti. oğlan sağ çaprazdan yine çok sert vurdu. goooooooll. öhm. tabi sevindik. aynı taraftar 'ulan ayağını öpeyim nasıl vurdu orospu çocuğu gördün mü topa' diyordu arkadaşına. o günden sonra da bir daha maça gitmedim". ayıptır.