ilk tanıştığımda
the bard's song (in the forest),
fiddler on the green,
fragile dreams,
one last goodbye,
love will come through,
money money money,
waterloo gibi nesne konumuna getirilmesi gereken şarkılarla günlerce yaptığım eylem.
ilkini uzun süreli dinlemek kendini farklı dünyalarda hissetmene neden olarak seni şizofren yapar; iki üç ve dördüncüsü depresyona sokar; dördüncüsü eğlendirir; beş ve altıncısı öyle aşırı eğlendirir ki sınıfına dans ederek girersin.
ayrıca bu eylem bir de hitlerin hit olmasının nedenidir. tüm dünya belirli bir süre aynı şarkıyı dinler (bkz:
can't get you out of my head), sonra unutulur ve bir yerlerde duyulduğunda "aaa böyle bir şarkı vardı di mi?" denir.
bi de
eurovision birincisi şarkıların ülkemizde uğradığı akıbettir sürekli dinletilmek. bir tek
lordiye yapmadılar bunu, nedense artık.