öss sınavı görmüş biri için, hele de puanı yüksek bir bölüme hazırlanıyorsa, ehliyet sınavının tamamına çalışmak 2 gecelik iştir. haliyle 1 ay boyunca derslere gidip gelmeye, anaokulu çocuğu gibi tahtadaki çizgi roman resimlerini kocaman gözlerle incelemeye ve dünyayı kurtarıyormuşçasına bir havayla
kavşaklarda geçiş üstünlüğünü anlatan hocayı dinlemeye ihtiyacı yoktur. ilk gün gider, ortama bakar, sonra "sikerler böyle kursu" deyip sınav gününe kadar bir daha uğramaz.
liseyi bile zar zor bitirebilmiş bir bünye ise; belki okul sıralarını özler, belki içinde okumamanın pişmanlığı vardır, belki evde sürekli "okulu da bitiremedin, bir baltaya da sap olamadın, senin gibi evlada lanet olsun!" diye başının etini yiyenler vardır da sırf o evden uzakta kalmak için oradadır...
bir de hayatı fazla ciddiye alan bünyeler vardır; onların da tek derdi ineklemektir.
yukarıda bahsi geçen grupların hiç birinde yer almayan, gayet başarılı ve güzel bir hayatı olan biri sürücü kursuna her gün geliyorsa, kesin bir iş çeviriyordur. çevirdiği işin ne kadar ince olduğu da, ilerleyen günlerde ortaya çıkacaktır...