|
|
- hele bir de bakkalla samimiyetin varsa içinde bulunulmaması gereken durumdur. adamla sen git o kadar muhabbet et, sonra da 50 kuruş daha ucuz diye şampuanını marketten al. sanki o 50 kuruş seni zengin edecek, değer miydi ettiğin muhabbete o 50 kuruş.
(keles, 24.07.2007 17:03)
- devamlı alışveriş yapılan evin altındaki bakkalın önünden geçiliyorsa gerceken utanılarak yapılan iştir.
o utançtan kurtulmak için yapılacak en doğru hareket bakkalda satılmayan eşyaların bulunduğu poşet diğerlerinin önüne getirilerek bakkalın gözüne sokulma tarzında olacaktır. bu davranışla sende olmayan malları marketten alıyorum aman yanlış anlama olacaktır.
yaşadım yaşıyorum yapıyorum.
- daha da kötüsü elde o poşetler varken bakkaldan ekmek almaktır.
- eğer veresiye alışveriş yapılan bakkalsa ve bakkalla göz göze gelirseniz bakkalın içinden "ulan parası yokken bizden alıyor, parası varken marketten" gibi bir düşünce geçmesi muhtemeldir.
- (bkz: şok poşetiyle mahalle bakkalına yakalanma korkusu)
- bakkala kendini aldatılmış hissettirir.bakkalım var, ordan biliyorum.geçen birine şey dedim misal ''onlar veresiye alıyo mu he yarraam?''. kuaförde çalışırken de uzun saçlarına her hafta fön çektiğim bir hatun, ne hikmetse öbür hafta kısa saçla fön çektirmeye gelmişti.onun da saçlarını yaktım.
- - vay demek artık alışverişi ordan yapıyon ha
- yok abi tatlı falan aldım sende yok ya ondan
- istedin de getirmedik mi?
- yok abi valla düşünemedim
- du bakim pirıngıls* almışsın lan. bu ne?
- abi onu da aliyim dedim kredi kartı geçiyo ya bide hühühü
- sus lan bi daha görmiyim.
- hüühhü
- o mahalle bakkalı iğrenç sucukları, bozulmuş konserveleri ve de bayat yumurtaları kakalıyorsa size, yapılması zorunlu olan eylemdir. hatta önünden geçmeyip, içeri girip "bir tane sakız alacağım" cümlesi bile kurulabilir. yeterince cesur olan bünyeler gece yüze göze atkı sarıp taş bile atabilirler pencerelerine. şaka lan şaka atmayın taş filan.
ama yok o mahalle bakkalı mütevazi, sevimli iyi niyetli ise "süpermarket unutulsun derhal, her ihtiyaç bundan böyle bakkaldan temin edile" diye düşünüyorum ben.
- hayatımda en sıkıldığım, ezildiğim ve büzüldüğüm anlardan bir tanesidir. hele ki o bakkal bizzat sizin dayınızsa. hele ki o bakkalda bizzat dayınızın yerine bir kaç defa bakmışsanız. hele ki o bakkal evinize giden güzergahta son derece stratejik bir noktada konuşlanmışsa. birkaç kuruş daha tasarruf etmek uğruna yaptığınız market alışverişinin kanıtlarıyla beraber öyle savrula savrula hiçbir şey olmamış gibi geçemezsinin o bakkalın önünden. tamam dayınızın " lan ben bu mahallenin tek bakkalıyım seve seve benden alacaklar" şeklindeki opportunist mantığıyla her gün çeşitli kalemlerde yaptığı fiyat şişirmelerinin de bizzat şahidisinizdir ama farketmez. yine de o poşetlerle o bakkalın önünden geçemezsiniz işte. garfield modunda tembel ve üşüngeç ve de yolu bir hayli uzatacak olmanıza rağmen, bakkalın önünden geçmeyen güzergahlara yönelirsiniz. bu arada "lan ya dayım bakkaldan çıkmışsa da sokakta karşılaşırsak" diye bir korku da belirir içinizde. böylece adımlarınızı hızlandırır ve kuytu yerlerden yürümeye çalışırsınız. en sonunda eve ulaştığınızda ise bir daha marketten alışveriş yapan top olsun bu ne stres be kardeşim dersiniz kendi kendinize ama o an birden gözünüzün önünde dayınızın keyfine göre değiştirdiği fiyat etiketleri belirir ve pintilik damarlarınız kabararak boş ver lan yoruldum ama değdi diyerekten kendinizi avutursunuz.
- bakkalın içinden size sövüşünü en iyi hissedebileceğiniz andır.
bir gece, market saat itibariyle kapanmış olduğu için, bakkala gittiğinizde, bakkalın size gözleriyle, ne var da geldin, gitsene markete, o zaman sen almıyodun, şimdi de ben satmıyom lan dediğini hissetmeniz de zor değildir.
(bkz: gece market kapandığı için bakkal a gitmek)
- süpermarketlerin ilk açılmaya başladığı dönemlerde stres yaşanmasına neden olan bu durum artık alışılagelmiş sıradan bir olay görünümündedir. 15-20 sene önce oturduğumuz yere gima şubesi açılmış, insanlar ucuz olmasının etkisiyle bakkaldan alışverişi kesmişlerdi. tabi bu kervana biz de katılmıştık. ucuza aldığımız erzakları taşıdığımız poşetleri büyük bir utanma duygusu ile bakkal amca görecek diye saklayarak taşırdık. hem de büyüklerimizden bakkala gösterme tembihleri eşliğinde... zamanla bu utangaçlık alışverişin sıklaşması, süpermarketlerin çoğalması ve bakkalların teker teker kapanması nedeniyle yok oldu gitti.
- artık sadece samimi olunan bakkal söz konusu ise yaşanan durumdur. level atlamış olan müşteri tipi süpermarketteyken telefon açar ve "ya ustam sende absolut ne kadardı? ben şimdi x marketteyim absolut sende daha ucuzsa senden alayım" der.
not: yaşanmıştır(7221821, 25.07.2008 19:51 ~ 19:53)
- o değil de bir de bakkalın süper marketten yaptığı bir alışveriş var. esas alışverişi yapan bakkalın potansiyel müşteri olan tanıdıklarına yakalanmaması lazım. ıvır kıvır mağazasından ık bık sütünü koliyle alıyo abicim toptana ucuz ucuz getiriyo bakkalında kdv siyle çatır çatır satıyo.. onu napcaz?!
- elinde dnr poşetleriyle evin ordaki kitabevine girdiğinde de aynı tarz duygular yaşanır.
- (bkz: kaliteyi ucuza almak)
|