müşterinin ürünle etkileşme metodunu kullanan yerler.bir de bakkallardan daha ucuzlardır.bunun yanında o kadar ürünü bir arada gören kişileri ve kredi kartı kullananları daha fazla alışverişe itip siken yerlerdir.
süpermarketler sadece alışveriş mekanları değildirler.aslında bir modern çağ tuzağı,bir irade-sabır ölçme platformu olarak da kabul edilebilirler.
örneğin o bıcır bıcır malları arabanıza gereksizce doldurmak ya da doldurmayarak oradan mantıklı alışveriş yapmış bir insan olarak zaferle çıkmak,1 km. kasa kuyruklarında delirmeden sabrederek beklemek..bunlar günlük hayatın küçük sınavlarıdır,herkesin karşılaştığı durumlardır.
fakat bir de bu süpermarketlerin bazı bünyelere daha etkili hatta tehlikeli olduğu,bazı halet-i ruhiyeleri bir garip olmaya ittiği gözlemlenmiştir.
içeri girdiğinizde gözünüzü kör eden ışık bir baskı yaratabilir,bir "üstünüze üstünüze gelinmesi" durumu hissettirebilir.bu aşırı dozda ışık sinir yapabilir,gözlerinizi deldiği için kaçma,uzaklaşma dürtülerini harekete geçirebilir.
daha beteri yalnız ve alışveriş yapamayan insanın süpermarkette yaşadığı buhrandır.yalnız ve alışveriş yapamayan insan,ne yiyeceğini,ne pişireceğini bilmediğinden olsa gerek markette 35 dk arabayla dolaşıp sonra arabasında sadece kola olduğunu farkedebilir;bu nokta çok önemlidir.yalnız ve alışveriş yapamayan insan ya "amaaan zaten akşam dışarıda olurum,orada yerim" yolunu izleyecek-ki bu ucuz yırtmaktır-,ya da "ben neden evime bir şey alamıyorum, neden bu rafların arasında kaybolup alık alık bakıyorum" 'dan hareketle bir kendiyle yüzleşme,kendi kendine yaşamanın sorgulanması sürecine girecektir.bu,tehlikeli olanıdır.
yanlardaki arabalara bakılır,insanlar patlıcan,peynir,bulgur,sirke,maydanoz filan almışlardır.kopya çekilmeye başlanır.aynıları arabaya konur.böylesi daha kolaydır.ama insan kendini beceriksiz hissetmeye devam edecektir.
bu durum süpermarketi başkalarından çok farklı bir biçimde algılayan bünyelerin durumudur.
hemen tüm kadınların, ellerindeki arabalarla, bir rafın önünde durup, başkalarının geçmesine imkan bırakmadığı (niye durup ve neye baktıkları asla anlaşılmayan) kolay girilen ve fakat hiç de kolay çıkılamayan tüketim mekanı...
dia, şok vs gibi mahalle boylarında nedense bir kere bile aldığım salatanın içinde discovery channel belgesellerine konu olacak zengin bir yaşam çeşitliliği eksik olmadı. halde mi böcekleniyor, markette mi böcekleniyor her ne haltsa birinin bir şey yapması lazım sanki. demin yine iştahım kaçtı yıkarken.
özellikle gıda,temizlik ve kişisel bakım ürünlerinin ayrı reyonlarda ve self servis sistemi ile satıldığı mağazalardır.
ülkemizde kendisini süpermarket olarak adlandıran bir çok işletme aslında büyük bakkallardır.
kasa önlerine koyulan ürünlerden, yürüyüş rotasına kadar binlerce detayın tasarlanarak oluşturulan tüketim tapınakları.
neden hızlı müzik çalıyor sanıyorsunuz?
-müşterilerin içlerinde ortalama 20 dakika kaldıkları yerlerdir.
-içerisinde binlerce farklı ürün barındırır.
-"ne kadar fazla o kadar iyi" ilkesiyle çalışarak bütün rafları ürünle doldurulur.
-alışveriş sepeti ne kadar büyük olursa o kadar çok şeyin satın alındığı yerlerdir.
-müşteriden gelecek soruları yanıtlamak için eğitimli personele sahiptir.
-lezzet testleriyle müşteri ilişkisinin zirvesine oturur.
93-94 yılları arasında kanal 6'da yayınlanmış ve o dönem büyük bir ilgi toplayıp çılgın izlenme rakamları yakalamış yarışma programıydı. konsept sanıyorum yurtdışında "sweep" "supermarket sweep" ismiyle yayınlanan yarışma programlarından alınmıştı.
yarışmanın sunuculuğunu o dönem bu yarışmayla birlikte oldukça popüler olan erdinç doğan yapıyordu. yarışma yanlış hatırlamıyorsam önce birkaç sorudan oluşan bilgi sınama bölümü ve sonrasında belli bir süre içerisinde market şeklinde dizayn edilmiş stüdyoda koşuşturup totalde en pahalı ürünleri içeren alışveriş sepetine sahip olma bölümünü içeriyordu. yarışmacılar verilen sürede rafları yerle yeksan ederek en pahalı sepeti yapmaya çabalıyordu.
o dönem artık bize de ne oluyorsa ekran başında "deterjan al, deterjan al" diye gaza geliyorduk. o dönemler çok pahalıydı deterjan denen meret, öyle işlemiş yani halkın içine.
yarışmanın ana sponsoru sanırım migros'tu. o migros'un bilindik kangru maskotu dolanırdı stüdyoda. sonra sebepsizce kaldırılmıştı yayından. hala hatırladıkça "90'lardaki tv programları daha mı güzeldi lan" derim. değişik bir yapımdı. abdullah oğuz elinden çıkmaymış.
nostaljik tatlarını hala damaklarımızda hissedebildiğimiz nadir yarışma programlarından biridir. 90 lı yıllarda kanal 6 da yayımlanan bu programın sunuculuğunu erdinç doğanay yapmıştır. daha süpermarketler tam anlamıyla bugünkü vazgeçilmezliğini kazanmamışken, bakkal amcalardan şeker sakız aldığımız günler, sıcak sıcacık bir market içi koşuşturmaydı bu yarışma ayrıca.
özledik 90'lı yılları, erol evgin'le süper aile vardı mesela, mehmet aslantuğ ile bingo, vs vs vs...
süpermarket yarışması kanal d'de yeniden başlıyormuş. hoşgelmiş...