süleymaniye   

adana çık aradan

  1. kuzey ırak'ta kürt nüfusun en yoğun olduğu yerleşim merkezi. erbil'in doğusunda yer alır.
    (cif, 08.04.2006 16:26)
  2. beyazıt'ın arka bahçesi. kitap okumak için benzersirz meskûnlardan. herhangi bir yerinde önemsiz bir şey konuşulmamıştır bugüne değin. okunur, sigara içilir, huzurun hafifliğine nail olunur. beyazıt'tan kötü bir rüzgâr yellenir; kaçılır, kaçmak en çok burada anlamlı, güzel. sokak sokak, kaldırım kaldırım, sote sote, topuk topuk; bilinir.

    ne kadar birbirine düşürülmeye(!) çalışılsa da beyazıt ve süleymaniye; ne beyazıt bizim ne süleymaniye onların. süleymaniye hepimizin. beyazıt'ta 'imge camii' var.

    hakikaten muazzam bir yer. anlatamıyorum.

    geçen ay, bir yürüyüş ve geçmişteki muhitlerimi ziyaret etmek adına sürüdüm ayaklarımı.

    cihangir'den kabataş'a inip, tophane'yi geçerek eminönü'ne karaköy'den köprü üzerinden geçtim. köprü yapmışlar oraya. bu çok iyi olmuş. bu kısma gelesiye kadar iki kez iki ayrı insanla çok feci bakıştık. ses etmedim.

    sonra yeni cami'nin bitmeyen restorasyonu ve gecelikleriyle bile güzel hali. mısır çarşısı kapalı, yanından sıyrılıyorum. pazar olmasına rağmen eminönü ve civarı istanbul'un en yoğun yeri olduğunu yine tanıtlıyordu. tahtakale'nin yılankavi ve ürkünç sokakları. üstelik buraları gece de bilirim ben. bilmez miyim... insanın ölesi gelir geceleri buralarda. unutmamışım. ezbere yokuşlar sarıyorum. hacı kıyafeti satan dükkânlar, züccaciyeler, çantacılar, falanlar filanlar hep aynı.

    ulaşılabilecek en kestirme yerden varıyorum nihayetinde süleymaniye'ye. öncel hedefim; bu zamana değin gelip gördüğüm en güzel çay bahçesi lalezâr. gidiyorum. masa falan yok. kışmış. yine de duruyorum orada. düşünüyorum... çok feci düşünüyorum. yalansız. kandırmacasız. lalezâr; "her aşk tesadüftür" diyendin sen. ah.

    buradan caminin içine giriyorum. oturuyorum. kalkıyorum. taşlara dokunuyorum. çocukluğum geliyor aklıma. kiliseler diyorum, "kiliseler niye daha somurtuk?" turistler falan var, güzel kız yoktu aralarında. olanları da güleç değil. ne varsa yine bizim kadınlarda. mimar sinan'la konuşuyorum. "padişahların adı unutuldu, seninki unutulmadı behey koca adam" gibi şeyler söylüyorum. "doğrudur" diyor. "doğru" diyorum. caminin bir köşesine yahya kemal şehsuvar'ın "süleymaniye'de bayram sabahı" adlı şiirini asmışlar. iyi olmuş tabi. imamın yanına varıp; "aferin" diyorum. imam "olmalıydı" diyor, "olmalı" diyorum.

    yanımda bir tutam huzur, esas mekân beyazıt'a doğru yollanıyorum. meydanım, meydanımız! güzel anılar, kötü anılar... acı. dingin. anlatmak olmayacak şimdi. eczacılık fakültesi'nin önünde geçerken duruyorum. bir çocuk var kapının yanı başında, kaldırımda başı ellerinin arasında. beklediği de yok kimseyi belli. niyesi değil de, o hâli buralarda çocuk olmanın merağını yaşatıyor bana. ona diyorum: "çocuk, burada 30 sene önce öğrencilerin üzerine bomba atıldı biliyor musun?" "n'oldu ağabey sonra?" "elleri ellerinde kaldı, biz de yetim kaldık" diyorum, yürüyoruz kapının önüne. yürüyoruz... çocuk, bir gün...

    çınaraltı'nın oradaki çay bahçesi de kapalı. sahaflar daha da "sahaf" olmaktan uzaklaşmışlar ancak yine de koku bildiğimiz koku. güzel. amca ve kedileri yoktu niyeyse. neyse.

    çorlulu ali paşa medresesi'nde oturuyorum. bu çok fena, biliyorum. ah kaç masum beklemenin dumanını çektim ben burada. kaç kanlı nargileler içtim. nargile içenleri izliyorum. ben içmiyorum, ziyan olmasın.

    ve muhakkak 61b beyazıt-taksim otobüsüne binmeliyim. bayazıt - taksim...

    süleymaniye hepimizin.
    (lenineli, 06.04.2007 11:51 ~ 26.04.2007 14:28)
  3. sinan'ın kalfalık eseri
    (gölgeningücü, 03.05.2007 16:15)
  4. neçirvan barzani nin 2. dubai yapacağım dediği şehirdir.
    (mustafamacit, 15.05.2007 16:03)
  5. osmanlı döneminde devlet erkanının, şimdilerde ise anadolu'dan göç edenlerin ikamet ettiği eski güzelliğini yitirmesine rağmen yine de sizi tarihin içinde hissettiren istanbul semti.
    (soya bean, 27.05.2007 16:21)
  6. eskişehir ili beylikova ilçesinin 142 nüfuslu köyüdür. eskişehir uzaklığı 83 km, beylikova uzaklığı 15 km'dır. an itibariyle kamil yılmaz muhtarıdır.
    (rio, 15.06.2007 22:28)
  7. ince bir sızıdır içimde.
    sevgiliye yakılmış bir türküdür. dilimin değil ta şuramın çalıp söylediği.
    olanca ihtişamına rağmen şaşırtıcı bir tevazu sahibidir. sultanahmet, şöhretle şımarmış bir popstar, süleymaniye ağırbaşlı bir bilgedir sanki. sanki bu koskoca şehrin ruhu burada saklıdır.
    yalnız görebilenlere, belki de görmesini istediklerine gösterdiği bir güzelliği vardır. ve 450 yıldır duvağı hala başında, saçlarını rüzgarların savurduğu bir gelin gibi seyretmektedir boğazı o tepeden.

    karabulutlarla yüklü kafamı ve yüksek gerilimli bedenimi can havliyle sürüklediğim, her seferinde yeniden doğduğum yerdir süleymaniye. şadırvanında ruhumun kirlerinin, ellerimden, yüzümden, simsiyah bir su gibi aktığını gördüğüm yerdir.

    ne çare ölümle nikahlıdır insan. lakin hiçbir secdeyi zayi etmez o. kubbesinin altında "efendi" sine yönelen, yönelmiş kim varsa bir hatıra gibi saklar sinesinde.
    avlusuna girenleri hoşgeldinizle karşılayıp çıkarken yine beklerizle uğurlayan gönlü geniş bir ev sahibidir.
    (emigrant, 03.03.2008 07:41 ~ 07:43)
  8. antalya akseki'ye bağlı bir belde. beldenin tarihi çok eskilere dayandırılır. hatta eski ismi olan "simyan" kelimesinin simon sözcüğünden geldiğine dair bir söylenti de mevcuttur. 2000 yılındaki nüfus sayımında belediyelik olmuştur. köyde eskisi gibi çiftçilik ve hayvancılık kalmamış olup genç nüfusu başta istanbul olmak üzere büyük şehirlere göç etmiştir. hadım ve herse yaylaları mevcuttur.
    (ugokhan, 03.03.2008 08:19)