1. 1 gün önce tartıştığı bir twitter kullanıcısının kişisel bilgilerini, mesleğini, öğretmenlik yaptığı okulu ve kişisel fotoğraflarını ifşa ederek hedef gösterilmesini sağlayan sözümona gazeteci, internethaber medya grup başkanı.
  2. bugün güncel bir probleme dair güzel bi yazı yazmıştır.

    ---alıntı---


    sağlık personeli bu kadar mı değersiz?

    son dönemlerde sağlık çalışanlarına zalimlik derecesinin de ötesinde saldırılar yapılıyor.hayatı boyunca ona buna laf yetiştirmekten, kendini yetiştirememiş sefiller ise bu saldırıları adeta alkışlayarak karşılıyor.

    çocuklara şiddetin, kadına şidetin, anaya babaya ve dahi börtü böceğe şiddetin bile pik yaptığı bu coğrafyada artık ana karnındaki çocuğa şiddet uygulayacak kadar dip yaptık.

    geçenlerde okuduğumda kanımın çekildiğini hissettim. ağrı'da bir hasta yakını, 7 aylık hamile doktora kızıp karnına defalarca tekme atıyor. en ufak bir acı, bir sızı ve insanlık adına en küçük bir his duymadan tekmeliyor, tekmeliyor ve yine tekmeliyor.

    haberin altındaki yorumlara göz attım. eğilimi şiddet ve öldürmek olan bir toplumda bu cehennem tazılarını alkışlayanlar neler yazıyordu neler. merak ettim, sağlık mensuplarına yönelik saldırı haberlerinin neredeyse hepsini tek tek inceledim.

    hepsinde benzer yorumlar...

    "kimbilir doktor veya hemşire yine neler yaptı?" diye başlayan, "hakediyorlar kardeşim", "zaten çok para alıyorlar", "oh iyi olmuş" diye biten bir sürü yorum alt alta iliştirilmişti.

    savaşlarda bile sağlık personelinin dokunulmazlığı varken, bu ucube beyinlere ne demeli bilmiyorum. köpek bile kendisini tedavi eden veterineri ısırmazken, sağlıkçıları dövmekten keyif alan saldırganları hangi canlı sınıfına sokmak gerek, onu da sizlere bırakıyorum.

    ****

    peki gerçekten doktor ve hemşireler neler yapmış olabilirler?

    hastanın birinci derecede yakınları bile evde horul horul uyurken, onlar hastanın başında nöbet beklemiş, saat başı gelerek kontrollerini yapmış, ilaçlarını büyük bir özenle bedenine şifa için zerk etmiş, hatta yemeğini ve suyunu yatağına kadar servis etmiş olabilirler.

    iniltiler, feryatlar ve hezeyanlar içinde ve sadece ama sadece canı yananların şikayetlerini dinlemiş olabilirler.

    bundan daha büyük kötülük olur mu?

    hayatımın tamı tamına 10 yılı hastanelerde geçti.

    7 yılı gazeteci olarak. sayısız sağlık skandalı haberi yaptım. sonra 3 yıl danışmanlık yaptım o hakkında skandal haberleri yaptığım sağlık mensuplarına.

    neler yaşadıklarını iyi bilirim. kuşkusuz hepsi sütten çıkmış ak kaşık olmayabilir. kabahati olanları mutlaka vardır. hangi meslek grubunda yok ki çürük elma söyleyin hadi?

    sadece canı yananların derdiyle ilgilenmek, şikayetlerini dinlemek nedir, bilir misiniz? siz ayağı kırılmış bir adamın fotoğrafına "ay psikolojim bozulmasın" diye bakamazken, onlar o kırık ayaklar, parçalanmış bedenler, ahlar vahlar arasında bir tam günü mesaide geçiriyor işte.

    3 yıllık danışmanlık süreci içinde yaşadıklarım inanılmazdı.

    bilirsiniz; yoğun bakım ünitesi, mikroplardan tamamen arınmış, hastanın sağlık personeli tarafından an be an takibinin yapıldığı çok özel bir odadır. buradaki hastaların çoğu da işte bu yüzden, yani enfeksiyondan kaybedilir çünkü bağışıklık sistemleri sıfırdır. bu nedenle sağlık personeli dışında oraya kimse giremez.

    bunu kapıya gelen hasta yakınına anlatamıyorsun. adam, "ben oraya gireceğim" diyor!

    giremeyince öküzlüğü tutuyor oraya buraya boynuz sallıyor.

    sadece bu mu?


    biri, "ben buradaki herkesten daha acilim" diye yarışa girişmiş. diğeri, doktorun yazdığı ilaca, "bu bana iyi gelmez" diyor. öteki, "ben kalp krizi geçirdim sen bilmiyon doktor" diyor. beriki, "sen şurama da bir bak" derdinde.

    birine, "birşeyin yok senin" diyor, "nasıl yok yav? sen doktor olduğuna emin misin?" diyor. ötekine, "sen daha iyileşmemişsin" diyor, aldığı cevap, "sen iyi ilaç verdin de ben mi iyileşmedim" oluyor.

    yemin ederim bunu bizzat kulaklarımla duydum. adam karısını hastaneye gitirmiş. bildiğin kadın hastalıkları. kapıda sıra beklerken tembihliyor: "doktor soyun derse soyunma. sen görmesen de olur. bir ilaç ver ben gideyim" dersin. bağ ikinizi de o odada boğazlamayayım."

    kendisi daha ağır vakaa ama haberi yok!

    ****

    geçenlerde bir doktor arkadaşımla bu saldırı olaylarını konuştuk. ocak ayı içinde 6 kez nöbet tutmuş ve 1300 hastaya bakmış. nöbet başına kaç hasta düşüyor. tam 216 hasta.

    yahu hepsini öpüp göndersen bile ruhen bedenen bitersin! e bunlar sırada çok bekledikleri için saldırıyor. oraya iki doktor daha koyamayan devlet adına doktor yumruk, hemşire tokat yiyor.

    doktorun veya hemşirenin kesip attığı tırnak etmeyecek insanlar vahşiliğin ölçü birimi olan şiddete başvuruyor.

    sonra "niye yaptın angutyos kardeş" diye sorulduğunda, biri "doktorlar ve hemşireler bize tepeden bakıyor" diyor.

    onların işi hastayla ilgilenmek, seninle laklak değil. oturup pişti falan oynamadıkları için mi sana tepeden bakmış oluyorlar? sakın en kendini küçük görmüş olmayasın?

    bir diğeri saldırı gerekçesi olarak "gergindim biraz" diye cevap veriyor.

    hata sağlık personelinde kardeşim!

    adam gergin.

    içeri girer girmez bir sedyeyi şezlong niyetine cam kenarına açmazsan, adam akıllı bir tai masajı yapmazsan, tabi ki dayak yersin!

    işin daha acı tarafı ne biliyor musunuz?

    bu işi maalesef medya da çok fazlasıyla körüklüyor. kurtlar vadisi'ndeki hastane sahnelerine bir bakın. doktor ve hemşireler mafyavari tipli adamların huzurunda uşak gibi koşuşturuluyor. önceleri memati "iyileştir ulan" diyerek doktor dövüyordu. nöbeti abdülhey devraldı şimdi de. daha geçen hafta doktor hırpalayan abdülhey'in tavırlarını izleyin. "bir doktor olsa da dövsem be" diye insanın iştahını kabartıyor.

    doktorlar dizisini saymıyorum bile. yıllarca kutsi bir başka doktorun peşinden, yağmur atacan diğer hemşirelerin arkasından kişneyip durdu.

    baytar yerine yanlışlıkla hastaneye gelen hayvanlar doktorları boş boş oturup diğer doktorun, diğer hemşirenin peşinden koşturan ve gün aşırı birbiriyle fingirdeşen kişiler olarak görüyor hal böyle olunca abdülheyler hastanelerde gün be gün artışa geçiyor.

    bize ise bazı insanlarla aynı vatanda yaşamanın utancını yaşamak kalıyor.

    --alıntı--
  3. iktidarın tetikçi kalemlerinden biri. ama tabi ki samimi. yani inandığı bir lider ve dava uğrunda yazıyor. sorsan kendince demokrat ve özgürlükçü bir adamdır.

    aslında böyle adamlar oldukça pragmatik oluyor. misal içkisini içiyor escortunu sikiyor işine bakıyor adam. yani onun hayatı da bizim hayatımız gibi olanlardan etkilenmeden devam ediyor. biz her boka maydonoz olurken bunlar kendi işlerine bakıyorlar, tercih meselesi.

    chp nin yanlışlarını sıralamak gibi bir de alışkanlıkları var. ya ben chp li değilim aile kültürümde yok. kimse vermez. ben de vermem. ama süleyman özışıkın hayatı boyunca ki benden büyüktür bir kere bile iktidar olamamış bir parti bu. memlekette tek dikili taşları olamamış. çünkü adamlar hükümet yani icra kaynağı olamamışlar doğal olarak bir boğaz köprüsü yapmamışlar. hasbelkader bakanlık şu bu denk gelmiş ama bir iktidar olma durumu söz konusu olamamış.

    ülke hakkında yazan bir yazar memleketteki iyi ve ya kötü olayları yazar değil mi? ya da havadan sudan, bordeaux şarabından...vs bahseder ? öyle değil mi ? genelde böyledir. doğal olanı da budur. sorun varsa hükümet ve ya idari amir kimse onu ve ya bu olayın sebebi yönetimi eleştirir, ya da övülecek bir durum varsa yine hükümeti över.

    peki süleyman özışık, turgay güler, kekeç...vs bu yazarlık yeteneğinden yoksun olmasına rağmen, kalemleri müthiş zayıf olmasına rağmen şurada burada yazan adamlar neden devamlı chp yi eleştiriyorlar ? neden bir iktidar ve onun temsilcileri daha farklı ve iyi bir muhalefet istediğini söyler ki ? mal mı bu adamlar ? bir iki yazı chp yi eleştirirsin ama her yazında chp eleştirisi varsa ya chp li olmalısın -ki olmadığın açık- ya da başka bir hesabın var demektir.

    bu eleman ve bunun gibilerin demek ki başka bir hesabı var. bence genel olarak gezi den kaynaklanıyor bunlar. tüm bu kin tüm bu nefret geziden kaynaklanıyor. kaldıramıyorlar hazmedemiyorlar. ama hazmedeceksiniz...

    o çocukları tanıyorum sülo. o çocukları tanıyorum. sizin zamanınız bitti.