sözlükte en çok ilgimi çeken yazarlar bu gerçek hayatta baba olan yazarlar. baba yazarlar, baba olmaları gereği hayatta halihazırda bir level atlamış ve yine babalık müessesesi gereği "oğlan büyüdü. adam oldu, çocuğu bile var. artık ne yapsa yeridir" türünde bir özerkliğe hasıl olmuş olduklarından olsa gerek, yaş ortalaması yirmi beş olan bir sözlükte sergilemekten çekinmedikleri iyi-kötü otorite sağlama çabalarıyla arada gözüme çarpıyorlar. "bakın ben evde bir kadın ve bir de çocuk idare ediyorum. sizi mi dize getiremeyeceğim?" ayarında, atatürk magazin neşriyatından çakma bir senaryo üretebilirdim; fakat bu işin bu kadar bilinçli yapıldığını sanmıyorum. baba yazar, haliyle kendisine biraz iltimas geçilmesini istiyor olabilir, zira ebeveyn olmanın getirdiği sorumluluğun altında eziliyor, azbuçuk rahatlamak için girdiği şu sözlükte kendisine saygı ve sevgi gösterilsin istiyor olabilir. bunlar mümkün.
ama ana-baba olmanın, yazarın gerçek yaşamla olan güçlü ilişkisinin bir kanıtı olarak görüldüğü de bir gerçek. bundan mütevellit zaman zaman okuduğumuz "ben sözlüğü hiç sallamıyorum çünkü benim eve bifidus faktörlü mama getirmemi bekleyen miniminnacık bir oğlum var." söylemleri, çoğunluğu bekar ve çocuksuz halde yaşamakta olan sözlük yazarlarının boş ve yalan bir dünyada yaşadığına dair güçlü bir argüman gibi görünüyor. ama sadece görünüyor. olay o işte. ama biz de az değiliz; apışıp kalıyoruz "aa çocuğu varmış lan oha" diye, o kadarı yeter.
hayır "sözlük" aradan yıllar geçmesine rağmen "genç işi" etiketinden zerre ödün vermiyor, nüfusunu daima yeniliyor, 90 nesli akın akın geliyor. böylesi bir dinamikten "ben babayım/anayım lan üstüme gelmeyin" diye sıyrılmanın mümkünatı var mı? yok. yoksa çocuk kolay iş. girişimlerimiz olmuyor değil.
sözlükte anlamaya çalıştığım ancak bir türlü anlayamadığım yazar güruhu. şimdi gerçek hayatta ''baba'' bunlar. sözlükte değiler. yani aslında hem baba ama hem değil gibi.
hepimiz gerçek hayatta başka rollerde sözlükte başka rollerde bu sonucu mu çıkarmalıyım bilemiyorum. kafam karışıyor. neden hepimiz olduğumuz gibi değiliz, neden mutlaka bir şeyleri ötelemek ya da birşeylerin önüne geçmek zorundayız. hepimiz aslında birer insan olamaz mıyız?
bilmiyorum.
bu babalar arasında en ilginç olanları baba olmak bir yana evli ve bir çocuk babası olanlar. ya da aslında bunun ısrarla altını çizenler. enteresan yani evli!? bir çocuk babası?!
bunlar çocuklarının annelerini yani o hayatlarının anlamı olduğunu iddia ettikleri, sözlüğün dışında tuttukları ve burada olanlarla hiç ilgisi olmayan o çok sevgili eşlerini uyutup biz ''genç'' ve mutlaka ''bekar'' yazarlara masallar anlatıyorlar muhtemelen.
hayır anlamıyorum, günün her saati giri girebilen yani bazen gecenin yarısı, bazen sabaha karşı, bazen sabahın körü, bazen öğlen, bazen gün ortası, bazen öğleden sonra..
yukarıda verilen her iki bkz. içinde örneklenen yazarların girilerini incelediğinizde genel olarak giri içeriklerinin ne olduğunu çok net görebilirsiniz.
bu yazarlar bir çok yazar gibi aslında gerçek hayatta kusursuz birer baba ama sözlükte değiller.
sözlükte neler oluyor? kimse kimseyle konuşmuyor, tanışmıyor ve mesajlaşmıyor. burası oldukça steril bir ortam. gerçek hayatta baba olanlar kendilerini bu steril ortamdan koruyabiliyorlar. onlar sadece gerçek hayatta ''baba'' onların nick altında bayram edenler aslında onların gerçekte tanıdıkları insanlar değil. onların zirvede yada mesajlar aracılığıyla tanıdıkları insanlar gerçekte yoklar. aralarında yaşanmış hiçbir şey olamaz. gerçek hayatta ''baba'' olanlar aslında belki burada değiller.
ikiyüzlülüğün bu kadarını anlamıyorum işte. bu noktada kitleniyorum. yıllardır ekşi sözlükte de yazmış biri olarak, sanal oluşumların özellikle sözlük ortamlarının ne kadar ilginç (!) gelişmelere açık olduğunu bildiğimden mütevellit bunu gerçekten anlamakta çok zorlanıyorum.