sözlükte siyaset yapmak   

 sayfa  / 2
adana çık aradan

  1. hayatının her yanına ideoloji ve siyaset girenlerin bunu sözlüğüde bulaştırmaktan çekinmedikleri durum
    (cyrus the virus, 24.03.2004 11:26)
  2. -) insanların bilgilenmeleri için pek faydalı gördüğüm durum.

    -) sözlük olduğu için bana göre hayal olan ama bir şekilde gruplaşma olması durumunda insanların otokontrollerini göstereceği dolayısı ile kıllanılmaması gereken durum
    (skuba, 24.04.2004 07:28 ~ 07:30)
  3. -) bahis konusu olguya karşı kıllanan insanların yarın ülkeleri endonezyaya döndüğünde "mickey mouse'u kim düdükledi , peter pan mi , road runner mı?" ya da "çakır'ı öldürenlerden intikam alınmalı" türden başlıkların da bizi nereye götürdüğünü sormayı planladığım zincirleme reaksiyonun özne olgusu.
    (skuba, 24.04.2004 07:33 ~ 07:33)
  4. (bkz. apolitik olmak)
    (skuba, 09.06.2004 02:36)
  5. başkalarının düşüncelerine saygı duymak yerine kendi sabit fikirlerini empoze etmeye çalışan zihniyeti saymazsak, aslında pek bir zararı olmayan, ancak forumlarda bu fikirlerini beyan etmeleri sözlüğün selameti ve sözlüğün bekası açısından daha iyi olacağını düşündüren hadise.
    (stocky2001, 09.07.2004 09:46)
  6. sözlük sosyal ve etkileşimli bir alan olduğuna göre düzeyli mantıklı olması şartıyla her konu gibi siyaet de vazgeçilmez bir şekilde ele alınabilecek bir mevzuudur.*
    (marooned, 09.07.2004 10:01)
  7. en fazla fikir beyanı şeklinde olabilecekken öğretmenliğe ve suçlamaya kalkışmak.
    kendini ifade etmek, giri kalabalığı yapmak ve kendini rezil etmek üçgeni arasında dolaşan eylem
    (azwepsa, 31.07.2004 22:53)
  8. sinir bozucu durum.
    (pembe cekirge, 21.04.2005 00:02)
  9. göte girebilecek durum.
    (bkz: göte girebilecek giriler)
    (neverwinter nights, 21.04.2005 00:21 ~ 00:22)
  10. sözlükte geyik yapmaktan daha faydalı olan eylem. ama olay forum tadına ulaşırsa müdahale edilmesi gerekir kanımca.
    (gertaugh, 21.04.2005 00:24 ~ 00:27)
  11. server tanilli 'devlet ve demokrasi, anayasa hukukuna giriş' adlı kitabının arka sayfasında der ki:

    "toplum yaşamında, ağırlığını üzerimizde en çok duyduğumuz kurumdur devlet. her yönden kuşatmıştır bizi, her şeyiyle etkiler. ve karışmadığı da yoktur: düşüncelerimizden aşımıza ekmeğimize dek.
    ama en az tanıdığımız da odur. devletin ne olduğunu bilmeyiz pek. niçin vardır? aslında kimin adına, ne yapar? bize bir şeyler anlatmışlardır ve onlarla yetinmemiz istenir. işin gerçeğini biraz kurcalamaya kalksak, engel çıkarırlar; yasaklarla karşılaşırız, olmadık şeyler gelir başımıza.
    demokrasi için de öyle.
    sınıflı toplumların kaderidir bu.
    oysa, iyi bilmeliyiz bu kavramları. yalnız insan olarak hakkımız değil; yurtdaş olarak görevimiz de."

    evet devlet, demokrasi, siyaset tüm bunları iyi tanımadığımız ve tartışamadığımız için bu durumdayız ya. üniversiteli gençliğe ne devletten, demokrasiden, siyasetten al diplomayı işşiz kal, işşiz kalmanızın nedenlerinden biri güdülen siyaset değil mi?
    (zoe, 21.04.2005 00:32)
  12. sözlükte bilimum zamanlarda yapılmaya çalışılsa da ne yazık ki sadece ihmal edilebilecek bir kesiminde seviye tutturulabilmiş, bunun dışında karşılıklı "benim ideolojim seninkini döver" ekseninde ilerlemiş bir eylemdir maalesef. hemen hepsi belli yaşın ve bu yaşın gerektirdiği zeka seviyesi üstünde olan ve yine büyük kısmı üniversite öğrencisi olan yazarların (bkz: geleceğin emanet edildiği kişiler) konu siyaset; bunu takiben de yaşadıkları ülkenin ve dolaylı olarak üstünde bulundukları dünyanın geleceği olunca nasıl da at gözlükleri ardında kaba, seviyeden yoksun şekilde siyaset yaptıklarını zannettiklerini çok gördüm. bu sözlüğü her şeyden önce okuyan biri olarak bu beni oldukça hayal kırıklığına uğrattı, siyasi içerikli başlıklara tıkladığımda karşıt görüşlerin fikir çatışmalarını görüp zihnim üstüne bir şeyler eklemek isterken "boksun, kakasın. faşist itler, komünist köpekler!" ekseninde reel hayatta belki söylenmeyecek, söylenirse de yanına mutlaka kanın eşlik edeceği sözler okudum.

    bu seviyesiz tutumun insani saygı çerçevesinin dışından öte sözlük kavramı dışına da çıkmaya başladığı an bunları sadece okumakla yetinmekten çıkıp sözlüğün iç huzurunu sağlama görevimi de hatırlatıyor genelde. bu görevimi tamamiyle unutacağım, her şeyin kendi devinimiyle ilerleyeceği günleri hayal ediyorum fakat ne yazık ki birbirine olmadık şekilde "bulaşan" yazarların soluğu tarafımda almasıyla huzurum istemediğim şekilde bozuluyor. "örtmenim saçımı çekti" tarzında söylemlerle hiç alakam olmayan bir tartışma içine çekiliyor, sabrım yettiğince tarafsız şekilde ortamı doğrultmaya çalışıyor, insanlığımın getirdiği sabır sınırını aşınca da tüm tarafların geçici olarak sözlük aktivitelerini kısıtlıyorum. (bkz: çaylaklık)

    her zaman isterim ki seviyeli bir ortamda iki veya daha fazla taraf birbirleri birikimlerine katkıda bulunarak her konuyu olduğu gibi siyaseti de burda irdelesinler, biz de okurlar olarak yazarlar olarak keyifli şekilde burda okuyalım. umarım bir gün bu seviyeye ulaşılabilir.

    bu ay sözlüğe 20 tartışma gitmiş bunların 2'si seviyeliymiş. haydi sözlük iki tartışma yetmez daha fazlasını istiyoruz. (bkz: lemanyakın okurlara ayar vermesi)
    (wondrous, 21.04.2005 11:34)
  13. (bkz: apolitizm)
    (atlantis, 17.04.2007 00:53)
  14. sözlükte at bakıcılığı yapmaktır meal babında mevzu bahis efendiler.

    bilindiği üzere; "at bakıcılığı" anlamına gelen bu "siyaset" sözcüğünden müteşekkil, aslı "sâis (sâyis)" olan ancak türkçe'ye "seyis" biçiminde geçmiş ve "at bakıcısı" mealindeki bir arapça sözcük de mevcuttur.

    uzatmayalım şimdi morfolojik mevzuatı, uzar gider bunlar. bizim derdimiz şu oluyor: italyanca'dan aldığımız "politik" sözcüğünde yine cisim bulan (tekerrür) "siyaset" bu denli kirli bir iştir yani!.. ülke ve topyekün arz indindeki muhtelif meselelerle ilgilenen insanlar, "beygir idare eden" insanlara benzetilmiş ki adeta, bunların yaptığı işe "siyaset" denegelmiş, kendileri ise aletini her an hayvanına kaptırma tehlikesiyle yaşayan birer "seyis" olagelmişlerdir.

    atların kendileri karşısında el pençe divan durmaları ve onlara itaat edip kendi işlerini kolayca görebilmeleri adına; ağalar, beyler, paşalar, şahlar, aristokratlar, lordlar, dükler; emirlerindeki seyislerini bir miktar 'değer' karşılığında tebasındaki beygirlere bakmaları talimatıyla bir bakıma en önemli hizmetkârları yaparlar. seyisler ise birer palço gibidir: sonucu önceden belli senaryonun veya yarışın atlar indindeki oyuncuları. ata binenler ise baş karakter. atlar; koşturulur, yarıştırılır, çite sürülür, birbirleriyle dövüştürülür, bilumum işe zorla götürülür. ancak tüm bunlar yapılırken atların yalnızca riayet etmeleri başkoşulur. ve yine tüm bu işlerin özü "siyaset" addedilir.

    oysa efendiler; "atlar da siyaset yapabilmelidirler"!

    kendi yaşamlarını belirleyen her iş, en azından her iş onları ilk elden bağlayandır. atlar, seyislerini ve üzerlerine binenleri depeleyip, dizginleri kendi ellerine soyut cihetten almalıdırlar. sonucu belli dediğimiz yarışın, zalim devletlü adına "mutlu sonu"nu kendilerine çevirebilmek adına atlar, esas kudretin kendilerinde olduğunun bilincine vararak engin ovaların, vadilerin, yaylaların ve tüm yeryüzünün kendilerine ait olduğunun şiarını yükseltmelidirler. ama nehirlerde, ama tepelerde, ama yerleşim yerlerinde bu bilinci üstte tutmalıdırlar. bu bilinç ki; atları özgür yaşamlarına yeniden kavuşturacak olan bilinçtir. nihayet odur ki; atlar birbirlerine benzerler ve üzerlerine binenler de birbirlerine. atlara isim takıp onları bölenler, 'siyaset' erbabıdır. ve işte o bilinç hasıl olmalıdır...

    "atları da vururlar" altedilecektir!

    atlar, semalarında döndürülen akbaba atbakıcılığını, yani siyasetin kirli yüzünü temize çekebilecek yer yüzünün en çıplak hayvanlarıdır. bu güç ve inanç yalnızca atlarda mevcuttur.

    ve onlardaki akıl, hiç olmazsa sezi; seyislerin tasavvur edemeyeceği bir eğlencenin mimarıdır. mücadeleyi ve coşkuyu en güzel onlar bilir. sevişmeyi en iyi onlar...

    dört nala berilenip ve ötelenip tüm yeryüzünden tüm yeryüzüne, bir kuğu başı kadar naif ve kendileri kadar dört nala sevişmeyi geceler boyu onlar bilir, buna onlar karar verir. her yerde.

    ötesini ezbere biliyoruz efendiler. elfaza ne hacet.
    (lenineli, 17.04.2007 00:54 ~ 11:05)
  15. ilk satırlara bakıp da beni faşist ilan etmeyin, sonuna kadar okuyun. haksız bulanın eksilerini göğsümü gere gere bekliyor olacağım.

    aynen ülkemdeki durumun yansımasıdır. kanımca erdemli olması gereken, yıllardır 80 kuşağındaki temsilcilerine bakıp da hayran olduğumuz solcular şu anda tamamen "tayyip ne derse eleştir, nasılsa tayyipten nefret eden herkes sana oy verecek" zihniyetiyle çalışıyor. sözlükte de durum aynı, eleştirilere bakıyorum, ancak 3-5 yazar mantıklı bir şekilde eleştiri yapıp çözüm yolu geliştirmiş.
    diğerleri?
    -"pis akp kaka akp, siz çok kötüsünüz çok!
    +sebep?
    -ıhmmm şeyyy. kötüsünüz kötü işte.

    mnkym ne hükümetmiş be! daha önce hiç enflasyon görmemişti bu millet, yüzyıllardır elektriğe zam yapılmamıştı, ne özal ne çiller ne de yılmaz zamanında olmuştu yolsuzluk. ne pis bir hükümetmiş bu, bak elektrik zammını da icat etmiş.
    ironiden almayan nesle aşina değilim notunu da yerleştirdikten hemen sonra lütfen kampanyası başlatıyorum arkadaşlar!
    lütfen, her yapılanı eleştirmek ancak çözüm yolu getirmemek gibi bir baykal hareketinde bulunmayın. bakınız baykal bu siyasetle, akp iyi ya da kötü her ne der ya da yaparsa aksini savunarak solun kemiği olan chp yi nerelere kadar düşürdü! bir darbe de siz vurmayın, tiksindirtmeyin adamı sizden, sizin gibilerden!
    akp ya da şu parti bu parti değil benim konuya bahis ettiğim, lütfen diyorum, <caps/ lütfen! /caps>. birini eleştirdiğiniz anda diğer cebinizde de çözüm önerisi olsun!

    aha akp sokak lambasının parasını bizden çıkartmış! tu kaka pis akp!
    eee???
    gerisi?
    siz değil miydiniz daha düne kadar sınır ötesi operasyon olsun diye bir yerlerini yırtan? siz değil miydiniz vatan millet için her şeyi yaparız diyen? o operasyonlar, o kandil'e gabar'a atılan bombalar tayyip in cep harçlığıyla mı alınıyor dersiniz? ya bilime eğitime destek verip pek masraf yapmadan bu ülkenin temelini geliştireceksiniz, ya da savaş, operasyon diyorsanız da zammı da göreceksiniz, vergiyi de başka şeyi de...

    akp ne kötü di mi? bak vergiyi arttırdı.

    yahu ben akp yi zerre sevmem ama böyle resmen boş boğaz, gerzekçe ve çözüm yolu gösterilmeden sadece bok atma yöntemli atışmalarda durduk yere akp li ediyorsunuz adamı. bu ülke sizin gibi, siyaset bilmeyen yüzde beş yüzünden yüzde 40 küsur oy verdi "siyasi birikimi ve geçmişi olmayan kasımpaşa ağızlı bir siyasetçi"ye. ve siz böyle, bilinçsiz siyaset yapmaya devam eder, yıllardır bu ülkede uygulanan vergi vs sistemleri sadece akp yapmış gibi göstermeye çalışırsanız kusura bakmayın medyayla aynı kefeye konursunuz tarafımdan.

    sözlükte birine laf atıp hemen yine kağıt oynamaya, bomboş hayatıma, tek bir kitap okumadan herkesi cahil ilan etmeye, hayatıma kadın futbol ve kadından başka bir şey sokmamaya geri dönüyorum.
    hadi eyvallah.
    (one more cup of coffee, 23.11.2007 11:33)
  16. öncelikle tanım yapalım ki sözlüğün ebesiyle haşır neşir olmayalım. sözlükten siyaset yapmak oldukça normal bir durumdur. her olayın, her davranışın, her platformun vazgeçilmezidir siyaset. bu yüzden siyasetin kahvehanelerde, okullarda, iş yerlerinde her yerde bulunduğu gibi sözlükte bulunması kadar normal birşey yoktur.

    sözlükten siyaset yapmak illa ki herhangi bir probleme çözüm getirmek demek değildir. burada hiç kimse siyaseti profesyonelleşmiş bir şekilde sunmuyor, ki zaten profesyonelleşme fikri de saçmalıktır, yani olayın cabasıdır. burada herkes kendince fikirlerini ortaya koyuyor, eleştirilerini yapıyor. gidip kahvehaneye orada günde 50 kere hükümet yıkıp, yeniden kuran kişileri bu kadar acımasızca eleştirmiyorsak, sözlükteki siyaset yapanları, yani eleştiri getirenleri, herhangi bir fikri savunanları ya da savunmaya çalışanları da eleştirmemeliyiz. eleştiriden kasıt elbette "sen bu konuda yanlış düşünüyorsun, aslında..." ya da "çok doğru bir tespit tebrik ederim hocam" değildir. bazılarını sindirmek ya da yazmasını engellemeye çalışmaktır.

    o yazmasın, bu yazmasın, bu adam çok salakça yazıyor... kimse yazmasın o zaman. zaten bizden beklenen de bu değil miydi? "apolitik bir nesil" olarak yetişmemiz beklenmedi mi bizden? yavaş yavaş siyasete ısınan bireyler olarak göz önünde bulundurulmalı herkes. çok mu saçma geldi, mesaj at, tartış, fikir teatisinde bulun. bunları yapmadığımız için bu durumda değil miyiz zaten?

    yapılan savaşların bombaları vergilerimizin karşılığında alınsın derken herşey muhteşem, ancak "akp yönetimini çok rahatsız edici" derken mi kötü? her türlü eleştiri yapılmalıdır. savaş karşıtı olarak bilinen birisine "peki napalım" derseniz size bir çözüm getirmek zorunda değildir mesela. ya da en basitinden siz kabul etmeseniz de "ben insan olarak başka bir insan öldürmeyi istemiyorum" gibi bir çözüm getirirse "hadi ordan çok saçma" demez misiniz? siz dersiniz. verdiğim verginin bombalara gitmemesi için "çok kötü" dememde ne sakınca var? hem akp'yi eleştiriyor diye ağzına sıçıyoruz, hem de akp'ye oy verdi diye kızıyoruz. bu ne yaman çelişki, bu ne ironidir. ya da ben aşina olunmayan nesildenim galiba.

    apolitik olarak yetiştirildik 80den sonra. şimdi kozasından çıkmaya başladı herkes. biraz zaman tanıyın. ha tanımam derseniz de, sizin ne kadar "farkındalık" sahibi olduğunuzu sorgularım. "bırakın o zaman siyaseti gerçekten bilenler yapsın" derim. çok da yanlış olmaz heralde. 'yıllarca izleyici olarak kalmışlıktan, aktörlüğe terfi etsin herkes' fikrini herkese aşılamaya çalışırken, "senin aklın yetmiyor, salakça yazıyorsun" demek ne kadar doğru bilmiyorum. bildiğim tek şey siyasetin, hayatın ta kendisi olduğu ve herkesin siyaset yapmaya eşit hakkı olduğudur.

    siyaset hiç bir kişinin, grubun, kurumun etkisinde ve hegemonyasında olmamalıdır. aklım buğdaya kota konduğunda daha az üretim yapabildiğime değil, dönüm başı verilen 10 milyon için "akp bizim tarlalarımıza bile para veriyor" demeye yetiyorsa elbette akp ye oy veririm. eğer daha fazlasına yetiyor da, ben bu insanın gözlerini açamıyorsam kendimden nefret ederim.
    (dzingis, 23.11.2007 12:39 ~ 12:42)
  17. yaşı küçük olanların kavrayamayacağı durumdur büyük olasılıkla.
    (nyksss, 23.11.2007 13:33)
  18. sözlükte siyaset yapmak normal bir durumdur, sözlükte siyaset yapmanın yöntemleri ve üslubudur mide bulandıran. ayağında converse’i, gözünde rayban gözlükleri; mahallemin küçük che’sini oynayan, babasının paralarını yemeye alışmış olup, köylünün ne olduğunu (bkz: köylü/!one more cup of coffee) ilkokuldaki yaldızlı masal defterlerinden okumuşların da emekçi savunucusu olmasına alışmış bu millet… kaktır gitsin sırıtmazsın.
    “her ortamda herkes inandığı şeyi yazabilir” demek; “doğru ya da yanlış, herkes istediğini yazabilir” demekse siz aydın doğandan başkası olamazsınız! yalan haberlere de, her türlü iftiraya da “haber yapma özgürlüğü, içinden geleni söyleme özgürlüğü" gibi kalıplara koyarak sunarsınız millete.

    sözlükteki entelektüel düzey bence bu ülkenin ortalamasından biraz daha yüksekte… ancak buna rağmen, msnimde ekli sözlük yazarları arasından saçma salak “bunu forward etmezsen yengem amcanı skicek” tarzı mailleri hala forwardlayıp duranlar var. bağlantı mı kuramadınız? durun sabredin gelicem. adam bu salak mailleri neden bana forward ediyor? çünkü adamın araştırmakla, doğrusunu öğrenmekle alakası yok! tek yapman gereken “aslında x y imiş, mit in kayıtlarında geçiyormuş” söylentisi çıkarıp birkaç tane mail grubuna üye olup bunları yayın demek. ee ne de olsa “her mahalleden bir imam bir orospu mutlaka çıkar” ; ne kadar saçma olursa olsun buna inanıp siyasi fikirlerini ondan bundan gelenlerle, duyulanlarla, -mışlarla, -mişlerle belirleyen bir sürü kişi olacaktır bu ülkede. inanacak, başkasına yollayacak, kimse oturup araştırmayacak ya da eleştirel yaklaşmayacak bunlara. içinde mit geçiyor ya, kesin doğrudur diyecek. iyi de arkadaşım altında mit in kaşesini mi gördün?
    durum böyleyken siyasi bir konuda görüş belirlerken bir girimde “arkadaşlar konuyla ilgili elinde argümanı olmayan net ifadeler sunmasın, sadece hakaret ve aşağılama içeren ama çözüm önerisi sunmayan giriler sizin cehaletinizi ortaya koyuyor” dediğimde acaba neden birileri gocunup kendini toplumun kurtarıcısı olmaya itiyor?

    yani cidden demokrasi bu mudur? demokrasi, fikri olmayanın (da) atıp tutabileceği bir ortamı oluşturmak mıdır?

    bilgisizleri bilgilendir diyenleri duyar gibiyim. arkadaşım bu ülkeyi tek başına ayağa kaldıracağımı vaat etmedim ben, sadece insanların kafasını karıştıran ve iyiyle kötüyü tamamen allak bullak edip, “halk istikrarda kalmasın, iktidar olacak kişiyi de seçimlerden birkaç ay önceki yayınlarımla tamamen ve sadece ama sadece ben belirleyeyim” diyen basının yapmaya çalıştığına düşmeyin istedim sadece.

    ve tekrar lütfen, eleştirel yaklaşın, her söylenene inanmayın ve de lütfen siz birileri hakkında bir yorum yaparken ya sağlam argümanlarla gelin, ya da “x y imiş” dedikten sonra, ben de böyle duydum emin değilim yazın. ayrıca, memleketin en elek üstü insanlarının aldığı kararları oturduğunuz yerden eleştiriyorsunuz ya aklıma şu senaryo geliyor:
    yazarımız counter strike oynuyor nette, o sırada arkadaşıyla anlaşıp her ikisi aynı koldan savunmayı bırakıp saldırıya geçiyorlar ve karşıdaki teröristleri öldürmeye muvaffak oluyorlar. ve eleman bu arada küçük bir alt+tab manevrasıyla itusozluğe girip “evet! sınır ötesi operasyon yapılsın, akp korkaksın sen, korkma terörden! haydi cepheye’” komutu verip terör vurmaya devam ediyor counterdan.
    trajik di mi? evet.
    edit: rayban ayrı yazılıyormuş, uyarı geldi. ray ban gözlük alabileceğim bir maddi duruma aşina değilim, ondandır cahilliğim kusura bakılmasın.
    (one more cup of coffee, 23.11.2007 15:42 ~ 15:57)
  19. sözlükte yazanlar siyasal sorunlardan izole değil ki siyaset olmasın burada? durumdan rahatsız ve dolayısıyla muhalif olanlar "siyaset yapar" olarak görünürler, tıpkı yeşil zemindeki kırmızı bukalemun gibi göze batarlar, diğerleriyse memnundur, işine bakmaktadır, onlar da yeşil zemindeki yeşil bukalemun gibidirler, o yüzden siyasetle ilgilenmez görünürler. aslında sadece oyunun kurallarını benimsemiş ve ona adapte olmuş durumdadırlar, bu yüzden oyunun kendisini değiştirmeye değil, en iyi şekilde oynamaya çalışırlar.
    bir sosyalist türkiye'de muhalif durumda kalır ve "siyasetle" uğraşırken, güya politik olmayan diğerleri mesleklerinde, "toplumun onayladığı" doğrultuda "başarıyla" ilerlerler. aynı sosyalist sscb'de olsaydı temel anlamda politikaya bulaşmadığı ölçüde devlet kademelerinde hızla yükseliyor olacaktı, bu sefer liberaller gulaglara yollanacaktı.
    birileri kendi siyasal sorunlarını sol framede gündeme getirmeye çalışıyor, diğerleri ise yaran youtube videolarına yeni madde ekliyor. o diğerleri siyasetle ilgilenmeye tt, youtube'u erişime kapattığı gün başlayacaklar.
    (earendill, 23.11.2007 15:46)
  20. uzun zamandır aklımı kurcalayan sorunların gün yüzüne çıkmasının ayrıca da özgürlükçü ortamın ve demokrasinin sınırlarının çizilmesini beklerken ne kadar da çaresiz durumlara düştüğümüzün örneğidir. evet demokrasi olsun, herkes istediğini yapsın, düşüncede-fikirde hür olsun derken ne kadar da kendimizi kandırdığımızın örneğidir. mahallenin küçük che'si olursunuz kovulursunuz, siyaset bilmeden konuşursunuz kovulursunuz, siyaset yapmazsanız da apolitik diye suçlanırsınız. siyaset, dansözlüktür. oynamasını bilirsen tutunursun.

    ben yıllarca okudum, ben kendimi geliştirdim. herhangi bi konu hakkında az-buz da olsa bilgim var ve de bunu kullanmayı seviyorum derken, bir bakmışsınız geldiğiniz yeri unutmuşsunuz. arkanızı döndüğünüzde geride kalan insanları(maddi ve de manevi) küçük görmeye başlamışsınız. küçükken hayran dolu bakışlarla izlediğiniz siyaset muhabbetleri artık size "zırva"dan öte gelmiyordur. peki napalım. sussun herkes, bilenler konuşsun. çünkü biz kendimizi geliştirdik, biz iki kitap okuyup birşeyler öğrendik ya, yöneten olmaya da hakkımız var. azınlık yönetimini savunanları yıllarca düzene karşı oluşunuzla eleştirirken bir de bakmışsınız ki güç size geçince yalar yutar olmuşsunuz. yalamayın efendim.

    "bilenler konuşsun, diğerleri sussun!" oldu efendim. herkesi susturalım, "sen bilmiyorsun lan, kapa çeneni" diyelim hepsine. çünkü hakkımız var ya, çünkü biz üstünüz ya onlardan. hayır değilsiniz. geldiğiniz yere ulaşana kadar fikirlerine ağzı açık baktığınız, cebinize harçlığınızı koyan emeği geldiğiniz yerden eleştiremezsiniz. sen sus cahil diyerek kimseyi hor göremezsiniz.

    ben hiç bir -izm savunucusu değilim, sadece bilenler bilmeyenler ayrılsın demek de bir -izm doğurmaktadır. ben onlardan üstünüm, benim "farkındalığım" onlardan daha fazla, öyleyse "ben konuşurken herkes sussun" demek, yöneten olmayı istemek sizin de bir bakıma elitizm savunucusu olduğunuzu kanıtlar. geldiğiniz yeri unutmayın. sokakta gördüğünüz küçük che'ye "sus ulan lavuk, yaşın kaç başın kaç" derseniz, kenan evren'den öteye gidemezsiniz. apolitik yetiştirilmiş bir nesilden ve hala %7si okuma-yazma bilmeyen bir milletten sen marx gibi söylemler ya da weber bürokrasisi gibi bir sistem getirmesini beklersen, daha çok beklersin.

    "aklın yetmiyorsa sus" dediğin anda siz seyredin, ben aktörüm demiş olursunuz. düzen zaten bize çoğunluk olarak hak tanımaz ve sadece seyirci rolü verirken, bitirdiğin üniversite ve birkaç kitaba dayalı kalarak çoğunluğu sindirmeye çalışırsan gün gelir düzen tokadı sana da iner. hem de en beklemediğin anda ve beklemediğin bir sertlikte... ha diyorsan "ben üstünüm kardeşim, siz cahilsiniz kapayın çenenizi" eyvallah buyur, meydan senin. yaşasın elitizim.

    -hz. mahallenin converseli ve küpeli küçük che'si-
    (dzingis, 23.11.2007 23:55 ~ 23:59)
  21. sözlük, yazarlarındır,
    yazarlarda, yazarlar, o kadar...
    eğer bir başlık açılırsa yazarlar onuda yazarlar...
    ama sözlük bir forum değildir...
    ulu orta siyaset tartışılmaz...
    tartışmanın özel mesajlarla yapılması daha uygun olur...
    hiç bir okurun tartışmaların arasında boğulmasını istemeyiz...
    (theprojection, 24.11.2007 00:00 ~ 00:01)
  22. (bkz: sözlük siyasette yeni)
    (bkz: sayın sözlük)
    (billie jean, 24.11.2007 00:01)
  23. (bkz: türk gencinin apolitik olması)
    (thedewil, 24.11.2007 00:02)
  24. ne okulda ne sözlükte siyaset tartışmamalıyız kanımca.çünkü siyaset tartışrmayı gerektirir tartışma da kötüdür.dolayısıyla sözlükte siyaset de kötüdür.o nedenle ben diyorum ki illa bir şeyler tartışılacaksa eski sevgili tartışılsın futbol tartışılsın.

    illa da siyaset diyen birkaç hatun varsa derim ki burger kingde bir hamburger yiyelim karşılıklı sonra cumhuriyet mi kominizm mi tartışırız.

    not:güzel olmayan mesaj atmasın
    (no pasaran, 24.11.2007 00:22)
  25. yöntem doğru seçilerek yapılması gereken eylemdir.

    “siyaset bilmeden konuşursunuz; kovulursunuz”… özgürlükten anladığınız sizin, hiçbir bok anlamayanların da özgürce ve “bu budur kardeşim” tadında konuşabilmesi midir? sizce evet... ancak ben "bu tarzda konuşanlar belediyeye şikayet edilsin, toplu olarak sabun yapılsın, itlaf edelim bu hayvanları" mı diyorum? hayır… bu ülkede özgürlük olduğu için zaten bilen bilmeyen herkes konuşuyor… ancak ben diyorum ki, siz konuşabilirsiniz, dangalaklık yapabilirsiniz; kimse sizi tutuklamaz… ancak, yapmasanız daha iyi olur gibime geliyor!!! yani bilmiyorsanız konuyu bir öğrenmeye çalışsanız, araştırsanız, öğrendiğiniz şeyleri de kaynağını belirterek, sebebini ortaya koyarak söyleseniz… ne dersiniz hoş olmaz mı??? birileri size inanırken aslında sizin bildiğinizi var sayıyor, çünkü üslubunuzla “ben bunu biliyorum” diyorsunuz, ama elinizdeki tek gereç, sağdan soldan duyduklarınız... forward mailler aracılığıyla elde ettiğiniz bilgiler yanlış ve iftira içeren bilgiler ise vicdan azabı çekmeyecek misiniz bir iftiraya alet olduğunuz için?

    duyma özürlü çocuklara bir hastanenin ücretsiz kulak seti vereceklerini bildiren mail size geldi ve siz de hiç sorgulayıp yargılamadan forward ettiniz birilerine… biliyor muydunuz haber asılsızdı, haber işi gücü olmayan ve biz iyilik perisi sazanların iyilik yapmayı isteyen zaafından faydalanıp hiç alakasız bir kurum günde binlerce telefon geldiğini açıkladı ve hastanenin gazetelere reklam verip böyle bir şey olmadığını duyurduğunu… bilmiyordunuz…
    yaşar paşa’nın babasının yahudi olduğu, lcw nin ortağının terörist olduğu, rte nin aslen ermeni olduğu haberleri size gelmedi mi? hiç sorguladınız mı inanmadan önce? bunları başkalarıyla paylaşmadan önce oturup mantık süzgecinden geçirdiniz mi?
    ya da sanal ortama olan güveniniz de matbu eserlere olan güveniniz kadar sıkı mı?
    size çok ciddi ve hayat memat meselesi gibi sunulan bir vakanın aslında istanbul’un bir varoş semtinde evinde, bilgisayar başında sıkılmışlıktan ipnelik arayan 9 yaşındaki bir çocuğun ürettiği haber olduğunu düşünmediniz değil mi? bu fırlama çocuğun haberine inanıp sözlükte “x aslında y imiş” nutukları atmadınız mı?
    "sorgulayın" diyorum. "susun" demiyorum. bu ülkenin konuşan, hakkını savunan insanlara ihtiyacı var. apolitik olun demiyorum, sadece yanlış bilgilerle politik olmayın diyorum…
    “aklın yetmiyorsa sus” demek ayıptır, saygısızlıktır. ancak “bilgin yoksa bilgi edinene kadar sus ve dinle, ve bir an önce bilgi edin ve gel aramıza” demekte beis göremiyorum.
    “yanlış bilgilerle politika yapan biri olmaktansa apolitik olmayı tercih ederim”

    vammor bosch
    (one more cup of coffee, 29.11.2007 13:56)
 sayfa  / 2