bir arkadaşımın, "yazmaya değmez!" dediği yerler bütünü.. girilerimi okutunca, "sen burda salak salak yazacağına, bunları bir güzel toparlayıp, öykü yazsana, burda boşa gidiyor bunlar?!" dediği..
düşünüyorum da, en karanlık pelerinlerine bürünmüş en alacalı saatlerde, varolabilmek adına onca çırpındığımız günler geliyor aklıma. "önce fanzin dergilerden başlarım, sonra büyük dergilerde yazmaya devam ederim.." gibi şapşal laflarımız üşüşüyor şimdi yüzümdeki küçümseyen gülümseyişlere. yazıcaktık tabii.. bizim, benim, senin söyleyecek çok daha güzel şeylerimiz vardı. en orjinal hislenişler bizdeydi, en kral biz ağlar, en orgazmik biz yazardık. çok güzel 'sanıyorduk'.
şimdi bakıyorum da.. sözlüklerin hakkını vermek lazım. en azından şu içimizde biriktirdiklerimizi kusmak adına, "biz de varız!" diyebilmek adına elimizde kalan tek şey. bizim duvarlara karalanmış sözlerimiz ve jandarma önünde koşuşturduğumuz 12 eylül'lerimiz yoktu, bizim trt 1 zorunluluğumuz büyük ölçüde yoktu ve bizim yine
kemalettin tuğcu histerilerimiz yine büyük ölçüde yoktu.. diyeceksiniz ki, "neyiniz vardı aq?!" birbirine torpil üstüne torpil geçiren bir edebiyat kuşağında, "the cure nasıl türkiye'de konsere gelebilir ki?!" şaşkınlıklarımızda, iki arada bir derede kalmış zihinlerimizde hep kirlenmiş hayallerle yazdığımız sözlüklerimiz vardı..
"sözlükte yazmaya değmez.." dedi arkadaşım.. "hala bir mucize olmasını bekliyorsun değil mi?! bir şeylerin gelip seni kurtarmasını.. öldükten sonra yazdıklarımızın anlaşılacağını bekliyorsun değil mi?!" diye sordum.. çevrim dışı oldu msnde.. bir cevap alamadım..