21 mayıs 2012 pazartesi
günün başlıkları: 1047 tane
günün başlıkları: 1047 tane
- ·
- ·burcu esmersoy (3)
- ·
- ·
- ·
- ·sayın öcalan (6)
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·kadın peygamber (13)
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·mutlu aşk yoktur (2)
- ·
- ·
- ·
- ·ırkçılık (3)
- ·
- ·alp kırşan (2)
- ·
- ·
- ·
- ·yasal tefecilik (7)
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·faiz haramdır (6)
- ·
- ·oğlum bak git (20)
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·aile reisi (2)
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
belki ilginizi çeker
sözlük yazarlarının garip alışkanlıkları
- sandalyenin ön keğine oturup arka ayaklarını yerden kesmek..
t: yazarları kendileri yapan alışkanlıklarıdır. - dişleri birbirine vurma vasıtasıyla ritm tutmak. bildiğin bateri gibi atak yapıyorum lan.
- gazeteyi sondan başa doğru okumak.
- her yemekten sonra sade soda içmek ve içtikten sonra üstündeki kağıdı yırtıp boş şişenin içine atmak. bunları yapmazsam gözüme uyku girmiyor, inim inim inliyorum.
- sabah saat 7 de kalkılacaksa saati 6 ya kurmak. bir saat önce uyanıp saate bakmak. ooo daha bir saat daha uyuyabilirim hissi ile garip bir şekilde mutlu olmak .
- adam öldürmek. aslında bana normal geliyor ama garip diyor millet.
- normalde akşam yemeğinde ekmek yemeyen ben, eğer o akşam yemeğin yanında yeşillik salatası varsa, o salataya bana bana bir bütün ekmeği yerim, suçu da "şerefsiz salata ekmek yediriyor kardeşim" diye de salataya atarım.
- sigaranın yanında çay içmek. buraya kadar olan kısmı normal. işin ilginç kısmı, bundan sonra başlıyor. çayın ilk yudumundan önce sigara mutlaka yakılmalıdır. şayet, sigarayı yakmadan önce çay gelirse ya da bir yudum içilirse, sigara içmeyi başka bir çay içme merasimine taşımak.
arkadaşlar arasında istihza konusu olur hep. - bir sayfa ders notu okuyup sonra kendine nette bir saat izin vermek. bir sayfa ders notunu okuması beş dakikamı almıyor.
beş dakika ders bir saat dinlenme. - bilgisayar üzerinden yazı okurken okuduğum kısımları fareyle tarıyorum.
*
anlatamadığıma inandığım için şeklen açıklama.
veya
anlatamadığıma inandığım için şeklen açıklama. - tshirtlerimi ters çıkarıp tersten giyiyorum
- kare olan kaldırım taşlarının çizgilerine basmamaya çalışırım.
- her akşam tek başına, kulağında mp3 çalar gün batımını izlemeye gitmek.
- hiç yoktan, durduk yere içe kurt düşürmek gibi bir özelliğim var.
house md denk geldi tnt de izliyorken huntington hastalığı diye bir şey duyuyorum. tesadüf ya ocak ayında parmak uçlarımda uyuşma münasebetiyle doktora gitmişim, az eşya taşıyınca tir tir titreyen eller falan, doktot mr vermiş. neyse çekildik adam anlatıyo ellerimle de oynadı biraz baktı bi bok göremedi pek. h ile başlayan bir hastalık adı dedi ve altı ay sonrasına gün verdi. her türk evladı gibi doktora gidip bulamayınca üzerinde durmadım ve gitmedim bir daha. neyse şimdi o adam deyince kızın elleri de titreyince içime kurt düştü mk! olabilir miyim diye... genetik bir hastalık dese de anneden ya da babadan gelen normal bir genin mutasyona uğraması sonucu olabiliyor muymuş neymiş ona akıl erdiremedim. ancak korkuyorum sözlük!
bir de yıllar önce tarot falı baktırdığımda kadın demez mi doktora git kollarında sorun var allah korusun felç olabilir diye. değilsem bile bu stresle kafayı yerim sözlük!
napacam beeen?
edit: ciddiyim lan bilgi verecek kimse yok mu? - araba plakalarından işlem kurmak.
34 ab 156 -> 1 + 5= 6,
4 - 3= 1,
1 + 1= 2,
2 x 6= 12
3 x 4= 12... gibi eşitlemelerle zaman öldürmeyi seviyorum. bu gördüğüm herhangi bir telefon numarası veya rakamlar bütünü için de geçerli olabiliyor. - telefonu sessizde bırakıp, kaybedince bir saat aramak.
- odama girdiğimde ilk iş perdelerimi düzeltirim. yamuk durması acaip derecede sinirlendiriyor beni böyle kırıp dökesim geliyor.
banyo yaparken ışık kullanmam.nefret ederim.
belirsiz periyotlarda bir yiyecek olur,ona takarım, sürekli aynı şeyi tüketirim.sıkıntıdan patlayana kadar böyle sürer gider.
pamuğa dokunamam.nişastaya da öyle. gıcır gıcır ıyyyy içim fena oldu. - karanlıkta resim çizmek. gerçekten çok güzel oluyor. çizdiğinizi görmüyorsunuz ama ışığı açtığınızda "vay amk çok güzel olmuş" diyorsunuz. bu resimlerim için bir sergi bile açmayı düşünüyorum.
dipnot: karakalem'i seviyorum. - yatağımla komidinimin arasında ki boşlukta kirli çoraplarımı biriktirmek. çorap dağı ne kadar büyük olursa o kadar mutlu oluyorum. soluma dönüp uyuduğumda (ki genelde öyle uyurum) burnumun dibine denk geliyorlar ama neyse ki duyarsızlaşma diye bişey var.
- aşık oluyorum zırt pırt ben.
bir de işten bunalınca, bu yaşta freecell oynuyor, oyunlardan fal tutuyorum. çıkana kadar. - yaz kış üzerinde yorganla uyumak. üzerimde bir ağırlık hissetmeden uykuya dalamıyorum iyi mi! şıpır şıpır terlesem de, ordan burdan bacaklarımı çıkarsam da üzerimde yorganım vardır hep. televizyon karşısında uyuyamam ben mesela. ağırlaşırım da dalamam uykuya. gider üzerimi birşey bulur örterim,rahatlarım. obsesifim kompulsifim.
- ağzımda sakız varken sigara içemiyorum,garip mi bilmem,garip herhalde.
- sakız çiğnerken sakızı dişlerimin arasındaki etlere sıkıştırmak.
- özel mesaj yazarken direkt "sen" diye hitap etmeleri. enteresan. karşında kim olduğunu bilmediğin bir durumda, nasıl "sen" diye giriş yapılabilir ki?
- maddi olarak hiçbir değeri olmayan ama manevi açıdan -azıcık da olsa- değerli bulduğum eşyaları atamıyorum. hiçbirini ama.. birikip durunca da kötü oluyorum, bazen hepsini birlikte fırlatıp atasım geliyor fakat yapamıyorum.
bugün yeni bi cüzdan almam bu garip alışkanlığımı hatırlamama vesile oldu. eski cüzdanımdakileri yeniye geçireyim dedim bir de baktım eskisinde neler neler var..
-apollon tapınağı müze giriş bileti
-izmir'den kalma birkaç metro bileti
-3 adet balkart
-topkapı sarayı giriş bileti
-ayasofya müzesi giriş bileti
-pamukkale travertenleri için sanırım bir giriş bileti daha var ama eskimiş, okunmuyor
-lisedeyken kullandığım servisin aylık ödeme tutarını gösteren 3 adet kart
-bir adet turkcell-20 tl kartı (40 yılda bir yüklediğim için, büyük anlam ifade ediyor herhalde)
-dersaneye taksitleri ödediğimizi gösteren kart
-2009, 2010 ösym sonuç belgelerim
ve daha niceleri...
düşünün, sadece küçük bir cüzdandan çıkanlar bunlar. odamda neler biriktirdiğime bakmaya cesaret edemiyorum. insanlara da tuhaf geliyor bu biriktirme meselesi. annem bile "bulduğunu sokmuşun oraya, sanki çok lazım" dediğine göre millet ne düşünüyordur hakkımda kim bilir.
"sana ankara'da gezerken botlarımın altına sıkışmış taşları göstereyim mi?" demenin neresi tuhaf ki? hayvan gibi botlarımın altını göstermeyeceğim herhalde sana. çıkardım hepsini, bi köşeye koydum. gayet hoş bence. arada bakıyorum ben o taşlara. isteyene gösterebiirim.
o değil de, cüzdandan dolmabahçe sarayı'na giriş bileti de çıkması gerekiyordu 2007 yılına ait. onu nereye koydum acaba? bulursam bir huzura kavuşacağım şimdi..


